Le Tableau

Bu sergi kaçmaz!

Mutluluğa giden yolda ‘Canlandırma Sineması’nın yeri ayrıdır; çocukları sonu gelmeyen çılgın hayal gücüyle mest eder, yetişkinleri dillendirmeye çekinilen ya da çoktan unutulan uçuk kaçık dünyalara davet eder. Yarı yaşamını animasyona adamış Jean-François Laguionie‘nin İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen, kendine has tarz ve titizlikle işlediği filmi ‘Mutluluğa Boya Beni (Le Tableau)’, temennilediği ismi kadar yaratıcı ve deneysel bir animasyon. Bitmemiş bir tablo, belki de evreni karşılayan… Tamam (Toupin’ler), yarım (Pafini’ler) ve eskizlerin (Reuf’lar) dünyası, eskizlerden üstün ama tamamlardan alt seviyedeki yarım Lola’nın önderliğinde başka bir boyut kazanıyor. Esaret ve güç arasındaki uçurum at koştururken, ‘farklı sınıflara ait kadın ve erkeğin aşkı’ ressamı aramanın en geçerli nedeni oluyor. Ramo, aşkını ‘renksiz’liğiyle seviyor sevmesine ama ne aşkı sineye çekiyor bu farklılığı ne de içinde yaşadığı düzen.

Bir fırça darbesini bekleyen hayatlar…

Hayat kimine veriyor kiminden alıyor ya, ressam oturmuş eserinin başına, kimi yeri boyamış, kimi yere hiç dokunmamış; tablo sakinlerinin halleri nicedir hiç düşünmemiş… Tamam Ramo, Yarım Lola ve Eskiz Plume, sanki düzeni hiçe sayarcasına bütünleşiyor ve kendilerini resimleyene yani başka deyişle tanrılarına ulaşmanın yolunu arıyor. Sanki adaletsizliği , sınıf farklılıklarını etse etse sanat yok eder der gibi, sanatın da söyleyecek sözü var der gibi, ‘resmin bütününü gör tamam ama alt metinlerini de oku’ der gibi…

Çok yol var katedilecek, hele de harman bir tablonun içinde. Tablodan çıkabilmek, dışarıdan bakabilmek, başka tablolarda kaybolup yeniden keşfedebilmek ve ressamın yanına varabilmek…  Bu yol biraz uzun, dağınık ancak yolun sonu önemli. En çok dikkati çeken ise neredeyse modern insanı simgeleyen, arayışını her daim sürdüren, sorgulayan, yeterli malzeme olsa dahi hiçbir zaman tam olarak mutluluğa boyanamayacağı gerçeğiyle izleyenini başbaşa bırakan Gauguin’in Tahitili figürlerini andıran Lola karakteri oluyor.

İçinde bulunduğumuz tabloda durumumuz nedir bilinmez. Ama ‘Mutluluğa Boya Beni’, en azından izlediğiniz sürenin karşılığını veriyor ve mutluluğu vaat ediyor… Hikayesi basit gibi algılsan da, Laguionien’nin titiz işçiliği, çocuklardan öte yetişkinleri cezbedecek ‘özel’likte. Sanki ne Rousseau misali çalılıklar kalıyor tadına varmadık, ne Matisse’yi andıran sere serpe uzanmış kadının keyfi ne de Van Gogh vari otoportrenin gizemi… Tablolar arasında dolaşıp, resimlere başka bir gözle bakmak, yüzyıllardır devam eden politik metinleri böylesi bir çizgi diliyle izlemek, hele de tekrarlarıyla gelen büyük prodüksiyonlu 3D animasyonlara sadece 76 dakikalık da olsa ara vermek isterseniz, bu keyifli mi keyifli Fransız yapımı sakın kaçırmayın, bir hediye çünkü!

İyi Seyirler

Hilal Çetinder


Leave a Reply