Malatya’dan Film Gibi Bir Festival…

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘Malatya Uluslararası Film Festivali’nin, hem Ulusal (‘Tepenin Ardı’, ‘Lal Gece’, ‘Anadilim Nerede?’, ‘Şimdiki Zaman’, ‘Zerre’, ‘Ateşin Düştüğü Yer’, ‘Babamın Sesi’, ‘Devir’, ‘FerahFeza’, ‘Yük’)  hem Uluslararası yarışma filmleriyle, seçkisiyle, Malatya’dan başlayıp Elazığ ve Tunceli’ye uzanan  gezileriyle, renkli ve dolu dolu geçtiğini,  gönlümde ayrı bir yer edindiği belirtmeliyim.

Festivalin Valiliik tarafından düzenlenmesi, ilk duyuşta şaşkınlık yaratabilir, soru işaretlerini de beraberinde getirebilir.  Ancak tüm imkanlarını seferber eden yöneticilerin festivale bağlılığının ve sinema sevgisinin, ‘örnek festival’ olma yönünde önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.  Keşke kimi illerdeki festivaller de bu bağlılıkla düzenlenebilse, festivallerin önü açılabilse…

Ulusal yarışma filmlerini daha önce İstanbul ve Antalya Film Festivalleri’nde izlediğimden rotamı ağırlıklı olarak yabancı filmlere çevirdim.  Vizyonunda ya da Filmekimi programında kaçırdıklarımı, ileri tarihlerde gösterime girecekler arasında gözüme kestirdiklerimi, güzelim gezilerin ardından akşam seyriyle noktaladım genelde. Yorgunluğun ve tam anlamıyla doğa sarhoşluğunun ardından iyi film izlemek gibisi yoktur ne de olsa… Yarışma filmleri bir yana, festivalin özellikle  ‘Panaroma’ bölümünde gösterilen filmleri ayrı bir ilgiyi/övgüyü hak ediyor. Her festivalin olmazsa olmazı ani film değişikliği aksaklığının ise adıma olumlu sonuç verdiğini de belirtmeliyim. Yoksa ‘Gülümse’ filmi için yola çıkıp Rufus Norris’in Tim Roth önderliğindeki güzelim ‘Broken’ı ile karşılaşamayacaktım örneğin.  Film programındaki en önemli eksiklik ise, neredeyse çoğu filmin ‘tek’ gösterimlik olması; yakala ve izle…

Şüphesiz, Malatya’da en güzel zaman ‘festival’ zamanı…  Festivallerden ödüllerle dönmüş yarışma filmleri, son kez bu festivalle çıkıyor izleyicisinin karşına.

Konuklara özel, mevsimin tüm renklerini görebileceğiniz mühtiş görselliğiyle otantik Arapgir, şampiyon atlarıyla Sultansuyu Harası, coğrafi konumu ve jeopolitik önemiyle Levent Vadisi ve sıcak şarap eşliğinde Pertek gezileri, filmlere fon olabilecek, şimdi birer satırla yazılsa da, alt başlık altında doyasıya anlatılacak güzellikte… Döndüğüm akşamın gece yarısında yola koyulup güneşin doğuşuyla noktalanacak Nemrut Dağı ise umarım başka festivale…

Malatya halkının misafirperverliği bir yana, festivale, özellikle de yerli yapımlara ilgisi  takdire şayan. Neredeyse tüm salonlar dolu. Özellikle öğrenciler ellerinde liste, bilinçle oluşturuyorlar izleyecekleri filmleri. Özetle, Malatya Film Festival’inin, emin adımlarla ilerleyip, seyircisinin hakkını verdiği festivallerden olması sevindirici.

Ve son olarak festival ekibine sıcaklığı ve yardımları için sonsuz teşekkürler… Nefis bir festival yaşattılar bizlere. Malatya Film Festivali’nin tüm bu güzellikleri, umarım her geçen yıl katlanarak devam eder.

Özellikle kendi adıma her gününün adeta bir film gibi geçtiği festivalin ödülleri bu akşam verilecek. Ulusal yarışmada ‘Tepenin Ardı’ndan, ‘Lal Gece’ye, ‘Babamın Sesi’nde ‘Zerre’ye güçlü adaylar yarıştı, ne diyelim; jürinin işi zor. Beklenen mi yoksa şaşırtmacalı kararlar mı çıkacak, merakla bekliyorum…

Hilal Çetinder


Leave a Reply