Jurassic Park 3D

Yapım Notları: 

Jurassic Park yeniden…

Universal Pictures’ın en kalıcı hitinin 20. yıldönümü yaklaşınca, stüdyo filmi tüm dünya genelinde tekrar gösterime sunmaya karar verdi ve sinema sahiplerine, Universal’ın bu favori macerasının göz kamaştırıcı 4K çözünürlüğünde 3D’ye uyarlanmış bir versiyonunu yapma fikriyle gidildi. 

Teknoloji, sinemacıların hikaye anlatma şekillerini değiştiriyor ve geliştiriyor. Burada da 3D izleyicilerin STEVEN SPIELBERG’in bilinçaltında çektiği Jurassic Park’a adım atmalarını sağlıyor. Bu tarz bir tasarım 1993 yılında filmi izleyip beğenenlere beklenmedik nostaljik bir yolculuk sunarken yeni izleyenlere de STAN WINSTON’ın ve INDUSTRIAL LIGHT AND MAGIC’in (ILM) mükemmel çalışmaları sayesinde yine beklenmedik bir deneyim sunuyor.

Bir kuşak, Lex ve Tim’in Velociraptörleri alt etmeye çalışmasını ve Dr. Sattler ve Dr. Grant’in kendilerini zararsız bir Brachiosaurs sürüsünün içinde buldukları sahneyi küçük ekranda seyretti fakat MICHAEL CRICHTON ve DAVID KOEPP’in hayal ettikleri ölümcül ve vahşi Nublar adasının seslerini ve görüntülerini tam hissedememişlerdi. Şimdiye kadar….

Amaç Jurassic Park’ın geçen onca zamana rağmen hala keyifle izlenebilmesini sağlamaktı.  Gerçekten, iyi yapıldığında, 3D filmi bütünüyle salona taşıyor. İzleyiciler evlerine dönerlerken, “O sahnede çok iyi 3D efektler vardı!” dememeliydiler, onun yerine filmin tamamı güçlü görsellerle, yükselen müzikle ve surround deneyimiyle algılanmalıydı. Bunun gerçekleştirildiğinden emin olmak için filmyapımcıları bir soruya odaklandılar: Bir orkestranın ortasında oturmak nasıl bir histir?

Spielberg Titanic filminin 3D uyarlamasını gerçekleştiren ekip STEREO D ile birlikte çalışmaya başladı. Onlar da filmin gelişiminin nasıl olması gerektiğini ve yeni bir boyut içerisinde izleyicinin hislerinin nasıl artırılabileceğini anlamak için Jurassic Park’taki tüm çekimleri tek tek incelediler. Şimdi, T.rex’in ayak seslerini duyduğunuz ve bardaktaki suyun titrediğini gördüğünüz anlarda ya da bebek raptorun yumurtadan çıktığı an Jurassic Park’a ilk kez giriyormuş gibi hissedecksiniz.

Universal, izleyicilerin Jurassic Park‘ın 3D versiyonunu 700’den fazla kişiden oluşan film ekibi kadar beğenmelerini umuyor. Macera arayanlar ve fahri paleontologlar olarak, sizlere tekrar yeryüzünde dolaşan dinazorları takdim ediyoruz…ve onları karşılayan insanoğlunun korkularını.

ÜÇ BOYUTA DÖNÜŞTÜRME HAKKINDA

Steven Spielberg zamanında Jurassic Park’ı çekerken oyuncular ve ekip, etrafları sette onlara ilham vermesi için yaratılmış Stan Winston’ın gözalıcı 3D dinazor tasarımlarıyla sarılı olduğu için şanslıydılar. Buna ek olarak ILM’in çığır açan CG (Bilgisayar Grafikleri) çalışması ve dramatik insani anlarıyla, Jurassic Park doğal olarak dönüşüm sonrasında çok daha derin bir deneyime dönüştü.

Gerek Velociraptor/T. rex kavgası gibi aksiyon ağırlıklı sahneler olsun, gerek de Dr. Sattler ve John Hammond’ın dondurma yiyerek Hammond’ın vizyonunun olası sonuçları hakkında sohbet ettikleri gibi sakin sahnelerde, Spielberg orijinal çekimleri olabildiğince çok boyutlu bir his yaratacak şekilde yapmış. Bu sürece gelindiğinde, yönetmenin geçmişte yapmış olduğu seçimlerin Stereo D’ye Jurassic Park filminin içeriğini stereoskopik 3D görüntüsüne dönüştürürken çok yardımcı olduğunu görüyoruz.

Bu destansı aksiyon-macerayı geliştirmek için, 700’den fazla sanatçının her karedeki her küçük detayı ayırması, çekime derinlik verip sonra da onu ekranı kaplayacak şekilde 3D olarak yeniden boyutlandırması gerekti.

Sadelikten yanaysanız korkmayın! Dönüştürme esnasında, Spielberg sahnelerde çok bariz değişiklikler yapmaktan ve yeni ses efektleri eklemekten özellikle kaçındı. Daha ziyade, amaç lazer-odaklı format genişletmeydi. Spielberg’in, T. rex’i ilk kez görüğümüz sahnede önplana yağmur görüntüsü eklerken ya da Explorer bir ağacı devirirken gözümüze doğru gelen odunları gösterirken amacı nelerin kameranın önünde nelerin de arkasında olduğuna dikkat etmemizi sağlamak. 

Jurassic Park‘ın 3D’ye dönüştürülmesi toplam dokuz ay sürdü.  Peki ekip bunu nasıl gerçekleştirdi?  Stereo D tüm materyali orijinal 2D plakalar şeklinde aldı ve üzerinde çalıştı.

Kapsamlı keşif seanslarından sonra, Stereo D’nin Rotoscoping ve Derinlik ekibi çalışmalarına başladı ve filmin her karesindeki görüntüleri ayırıp üzerinde çalıştı. Derinlik ekibi Stereo D’nin tescilli yazılımı VDX’i kullandı. Sonra, görüntü gerektirdiğinde, Görsel Efekt ekibi bunlarla sınırlı olmamakla birlikte duman, kıvılcım, yağmur ve gerekli diğer şeyleri eklediler.

Son olarak, Stereo D’nin boyama ekibi görüntülere son şeklini vermek ve dönüştürme sırasında kaybolanları telafi etmek amacıyla tüm çekimleri parlatıp güzelleştirdiler.

Şimdiki filmlerde, çoğunlukla dönüştürme işlemi prodüksiyonla aynı aynda yürütülüyor ve Stereo D malzemeleri saat saat ve gün gün alıyor.  Jurassic Park gibi arşivden çıkarılan işlerde dönüştürme süresi bir çok faktöre bağlı olarak değişiyor. Bunların arasında: orijinal negatiflerin durumu, filmin uzunluğu ve içerikteki detaylar ve zorluklar sayılabilir.

Yağmur ve ormandaki yapraklar gibi doğal unsurların dönüştürme ile yeniden yaratılması çok zor olduğu için Jurassic Park 3D versiyonu yüzlerce kişilik ekip üyeleri için adeta akademik bir egzersiz oldu. İşin doğrusu, bu filmde 3D’de yaratılmış yağmur damlalarından daha fazlası dönüştürülmüştü, bu sinemaseverlerin gerçekten maceranın derinliklerinde kahramanlarımızla birlikteymiş gibi hissetmelerini sağladı.   

Jurassic Park 3D’de önplana, orta plana ve arka plana eklenen perspektif sayesinde, mesela, T. rex saldırırken Tim ve Lex ile arabanın içindeymiş gibi hissedeceksiniz. Gerçekten de dönüştürme dinazorları o kadar detaylandırdı ki, sanki uzansanız dokunabilecekmişsiniz gibi hissedeceksiniz.

Sinema izleyicilerini Jurassic Park’ın derinliklerine götürmek görsel olduğu kadar işitsel olarak da önemliydi. Bir T.rex‘in ayak seslerinin seyircinin arasında dolaşması 3D’de, 2D’dekinden çok daha geniş algılanıyor. Bu yüzden ses ekibi bugünün teknolojisinin ve modern salonlarda sesin derinliğine ve dinamiğine verilen önemin avantajlarını kullandı.

İzleyici için, Brachiosaurlar’ın yaslı bağırışları her zamankinden daha güzel olmakla kalmayacak, kızgın T. rex’in kükremeleri de çok daha korkunç duyulacak.  İlginçtir ki, orijinal T. rex sesleri ses tasarımcısının bebek bir filin bağırış sesini kaydedip değiştirmesiyle elde edilmişti. Kesilip kopyalanarak, geri çalınıp streç edilerek kahraman dinazorumuzun sesi elde edildi. Sinema izleyicilerini bu üç boyutlu şölenin tam ortasına çekebilmek için ses genel olarak biraz daha seyirciye doğru konumlandırıldı.

Şimdi, gelin zamanda geriye, herşeyin başladığı döneme gidelim…

Bilimsel keşfin ve görsel hayalgücünün bir birleşimi olan Jurassic Park’ın ilk ziyaretçilerinden biri olduğunuzu hayal edin.  Bir çocuk olarak, önargılardan uzak ve herşeye hazır olarak geldiğinizi. Alın size macera.

Park’ın kapısından içeriye girdiğinizde, etrafınızı saran dünyadan ötürü hisleriniz yoğunlaşıyor; sesler, kokular, hatta toprağın hissi bile merak uyandırıcı bir şekilde değişik. Uzaklarda bir yerde, iri hayvanların hareketlerini duyuyorsunuz. Onlar yakından geçerlerken yer sallanmaktadır. Bambaşka bir dünyada bir yabancısınız.

Geceleyin gökyüzüne bakıyorsunuz, ışıkları insanlar var olmadan çok önce doğmuş olan yıldızlara… Gezegende farklı bir canlı türü yaşarken atik, güçlü hayvanlar, 160 milyon yıl boyunca dünyaya hükmetmişler. O eski yıldızlar gibi, Jurassic’ten geriye çok az iz kalmış. Fosiller, ayakizleri, kan hücresi kalıntıları…. Binlerce yıl boyunca kapalı kalmış bir zaman kapsülü.

Şimdi bu zaman kapsülü açılıyor ve dünyaya hükmeden iki tür, insanlar ve dinazorlar ilk kez tanışıyorlar.

Tüm bilimsel araştırmalarımız Jurassic Park’ı mümkün olduğunca gerçekçi yapmaya yönelikti; bir çocukluk hayalinin gerçekleştiği, mucizelerin yaşandığı bir yer. En eğlenceli park  ortamı yaratıldı. Fakat birisi dinazorlara bunu söylemeyi unutmuş olmalı.

Onlarla kendi yaşam çevrelerinde tanıştığımız için, onların aslında canavar olmadıklarını fakat son derece atik ve bizim tahmin ettiğimizden çok daha zeki ve tehlikeli hayvanlar olduklarını farkediyoruz. Dinazorların doğmasını sağlayabiliriz, fakat hiçbirşey bizi yumurta çatladıktan sonra olacaklara hazırlayamaz.

Jurassic Park bilimin bittiği ve bilinmezlerin başladığı bir yerdir.

STEVEN SPIELBERG tarafından MICHAEL CRICHTON’ın liste başı kitabından uyarlanarak çekilen Jurassic Park filminde SAM NEILL, oldukça ihtişamlı bir eğlence parkını denetlemesi istenen meşhur paleontolog Dr. Alan Grant rolünde; LAURA DERN onun çalışma arkadaşı Dr. Ellie Sattler rolünde; JEFF GOLDBLUM  Felaket Teorisiyle projede yer alan tehlike potansiyelini açıklayan zeki fakat tuhaf matematiçi rolünde; ve Sir Richard Attenborough, parkın hırslı sahibi JOHN HAMMOND rolünde oynuyorlar.  ARIANA RICHARDS ve JOSEPH MAZZELLO da Hammond’ın genç torunları.  Ayrıca, BOB PECK, MARTIN FERRERO, B.D. WONG, SAMUEL L. JACKSON Ve WAYNE KNIGHT da filmin diğer oyuncuları.

KATHLEEN KENNEDY ve GERALD R. MOLEN Universal Pictures adına bu Amblin Entertainment Prodüksiyonunun yapımcıları. LATA RYAN yardımcı yapımcı.  MICHAEL CRICHTON ve DAVID KOEPP senaryoyu yazdılar. Kamera arkasındaki yaratıcı ekip ise, sinematograf DEAN CUNDEY, prodüksiyon tasarımcısı RICK CARTER ve editör MICHAEL KAHN’dan oluşuyor .

Yetenekli oyuncu kadrosuna ek olarak, Jurassic Park’ta birbirinden farklı önemli oyuncular yer alıyor. Çekimlerin başlamasından 18 ay önce, ödüllü bir tasarım ekibi bu eşsiz parkta yaşayacak olan canlı aksiyon dinazorlarının tasarımı ve yaratımı üzerinde çalışmaya başlamışlardı. İri Tyrannosaurus Rex’ten kötü huylu Velociraptor’a kadar, Jurassic Park daha önce hiçir filmde yakalanmamış oranda gerçekçilik ve teknik yeniliklerle dolu.

Yetenekli tasarım ekibinde adından övgüyle bahsedilen STAN WINSTON, Canlı Aksiyon Dinazorları; ILM’den DENNIS MUREN, Full Motion Dinazorları; PHIL TIPPETT, Dinazor Süpervizörü; MICHAEL LANTIERI, Industrial Light & Magic’ten Özel Dinazor Efektleri ve Özel Görsel Efektler.  Gerek bireysel gerek kollektif başarıları arasında Star Wars’dan Terminator 2: Judgment Day‘e kadar bir çok gişe filmi bulunuyor.

PRODÜKSİYON HAKKINDA

1990 Mayısında, Universal liste başı kitaplar yazmış olan Michael Crichton’ın yakında yayınlanacak olan kitabı “Jurassic Park”ın uyarlama haklarını satın aldı ve bir kaç saat sonra stüdyo özellikle Steven Spielberg için bu kitabı satın almak istediğini duyurdu.

“Bu o Spielberg filmi olacağı belli olan filmlerdendi,” diyor kendisiyle 14 yıldır birlikte çalışan yapımcı Kathleen Kennedy. “Steven’ın işlerine bakacak olursak, çoğunlukla sıradan insanların başına gelen sıradışı olaylar temasını işlediğini görürüz.”

 “Bu projede bana özellikle ilginç gelen şey içinde macera ve gerilim kadar bilim olması,” diyen Spielberg, “Jurassic Park bir hayvanat bahçesiyle luna park arası birşey.  İnsanların milyonlaca yıl sonra dinazorları dünyaya geri getirebilmesi fikri ve bir araya geldikten sonra olabilecekler hakkında bir hikaye” diye ekliyor.

Kitabı iki yılda kaleme alan yazar Michael Crichton büyük film stüdyolarından teklifler aldı, görüşmeler yaptı fakat Spielberg’in filmi yönetmek istediğini duyduğunda çok memnum oldu. Bir haftadan kısa bir süre içinde, Universal Jurassic Park filminin daha önce Close Encounters of the Third Kind ve E.T. The Extra-Terrestrial gibi filmlerde sanat ve bilimi başarılı bir şekilde buluşturan Spielberg tarafından yönetileceğini duyurdu.

Crichton’ın bir Harvard Tıp Fakültesi mezunu, romancı, senaryoyazarı ve film yönetmeni olarak sahip olduğu akılalmaz birikim “The Andromeda Strain” ve “The Terminal Man” gibi benzerlerinden farklı tekno-gerilim hikayelerine imza atmasını sağladı. Genetik mühendislik ürünü dinazorların yaşadığı bir tema parkı hakkındaki bu hikaye, yazarın scientism’in yükselişine dair endişelerinden doğmuş. “Bilimin müthiş güçlü fakat bir o kadar da sınırlı bir araç olduğuna inanıyorum.” diyor Crichton.

Park’ın milyarder sahibi John Hammond karakterini bir nevi “Karanlık Walt Disney” portresi çizerek oluşturan Crichton böylelikle hikayeye önemli bir tartışma konusu getiriyor: Biogenetiğin kar amacıyla kullanımı.

“Bu hikayede büyük ahlaki bir soru var” diyor Spielberg. “DNA kopyalanması gerçekleşebilir, fakat bu kabul edilebilir birşey midir? İnsanların bunu yapması doğru mudur yoksa bir milyon yıl önce dinazorlar şanslarını zaten kullandılar mı?

Çocukluğundan beri bir dinazor meraklısı olduğunu söyleyen Spielberg hatırlıyor: “Öğrendiğim ilk büyük sözcükler değişik dinazor türlerinin isimleriydi ve oğlum Max henüz iki yaşındayken Iguanadon’ları ayırt edebilmekle kalmıyor isimlerini doğru telaffuz da edebiliyordu.

“Zannediyorum çocukları en çok cezbenden tarafı onların gizemi. Kendisine neden çocukların dinazorları bu kadar çok sevdikleri sorulan bir Harvard psikoloğu şöyle cevap veriyor: “Bu çok basit. Büyükler, tehlikeliler ve ölüler.”

“Ama artık geri döndüler,” Spielberg gülüyor.  Hem Crichton hem de Spielberg paleontolojiyi Sherlock-Holmes-vari bir dedektiflik işi gibi görüyorlar.

“İlk kez bir dinazor kazısına katıldığımda gördüğüm manzara bir suç mahaline benzer bir görüntüydü,” şeklinde hatırlıyor Spielberg.  “Etrafı şeritlerle çevrilmişti ve bir sürü insan parmak izi arayan balistik ekibi edasıyla özenle çalışıyordu. Bir yazımı Montana’da bununla uğraşarak geçirmek isterdim.”

Kennedy ve Spielberg Jurassic Park’ın altyapı çalışmasını gerçekleştirecek olan “rüya takımını” oluşturmaya başladığında 1990 yazıydı. Ekibe ilk katılan  Back to the Future Part II ve III filmlerinde çalışmış olan yetenekli prodüksiyon tasarımcısı Rick Carter oldu. Kendisinin Amblin ile olan beraberliği 42 bölümünün tasarımını üstlendiği Amazing Stories adlı yapımdı.

Bir taraftan Michael Crichton kitabını bir sinema filmi senaryosuna uyarlarken, diğer taraftan Carter, Crichton’ın kelimelerini sinematik görüntülere dönüştürebilecek bir grup çizer ve storyboard sanatçısıyla birlkte çalışıyordu. Carter’ın Hedefi Close Encounters of a Prehistoric Kind’da olduğu gibi bilim, hayal ve gerçeğin ikna edici bir bileşimini yakalamaktı.

Filmin zorluklarından biri Crichton’un 15 dinazor türünün kolaylık açısından altıya indirilmesiydi. Daha sonra ise dinazorların filmde nasıl hareket etmelerinin doğru olacağına dair araştırma yapmak gerekti. Yardımcı yapımcı Lata Ryan dinazorları hayata geçirecek eksiksiz bir ekip kurmaya yardımcı olmak amacıyla Eylül 1990’da projeye katıldı. Takip eden aylarda, Ryan koreograf oldu ve en önemli görevi de 4 ayrı efekt birimi arasındaki iletişimi sağlamaktı.

Tarihsel olarak, büyük yaratıkların hareketleri en iyi eski bir yöntem olan stop-motion çekimleri ile yaratılabildi, ancak, Spielberg efektler konusunda çıtayı daha da  yükseltmeyi ve daha önce kullanılmamış yeni gelişen bazı teknikleri kullanmayı planlıyordu. Şehirdeki tüm efekt atölyeleriyle yapılan titiz mülakatlar sonucunda yapımcılar daha önce yapılmamış şeyler yapabilecek efektçilerden oluşan bir ekip kurdular.

Kennedy hatırlıyor, “Stan Winston, Phil Tippett, Dennis Muren ve Michael Lantieri’yi aynı filmde bir araya getirmek bir rüyanın gerçekleşmesi gibiydi.

Stan Winston Stüdyosundan canlı aksiyon-dinazorları yaratması istenmişti; hem hızlı hem de portatif olan gerçek boyutlu hayvanlar. Hem makyaj hem de yaratık efektleri konusunda The Terminator, Aliens ve Terminator 2 gibi kayda değer filmlerde mucizeler yaratan Winston projeyi üç aşamaya ayırdı: Araştırma, tasarım ve üretim.

Gösterişli ve ihtişamlı karakterler yaratmaya adanmış olan Winston ve ekibi tüm bir yılı araştırma aşamasıyla geçirdi. Paleontologlara, müzelere ve yüzlerce yazıya başvuran Winston’ın sanatçıları detaylı skeçler ve hesaplamalar hazırladılar ve bunlar daha sonra heykellere ve sonunda 6 metrelik Tyrannosaurus rex gibi devasa yaratıklara dönüştü.

Projenin ölçeği ve özgürlüğüyle uyum içinde olabilmesi için Winston, sanatçılardan ve mühendislerden oluşan ekipler grubu oluşturdu. Her bir ekibin karmaşık sorumlulukları hakkında daha iyi bir fikir edinebilmeniz için, birbirinden çok farklı görevleri ve  fonksiyonları olan 12 operatörden oluşan “Rex ekibi” ile tanışın. Fiberglass bir çerçeve ve 1360 kilogram kilden yapılan altı metre uzunluğundaki T. rex dayanıklı fakat hassas latex bir deriyle kaplandı ve sonra onun vücuduna can verecek zengin bir renk paleti kullanan sanatçılar tarafından boyandı. T-rex, daha sonra, hidrolik teknolojisinden esinlenilerek ve ordunun kullandığı geleneksel altı-eksenli uçuş simülatörü esas alınarak yaratılan hayali bir mekanizma olan “dino-simülatör’ün” üzerine monte edildi. Bu hareket bazlı temelde, hem platform hem de T. rex bilgisayar kontröl masasından kumanda edilebiliyordu.

Bu sırada, T. rex’in 5’te biri büyüklüğünde, maketi andıran bir versiyonu yapıldı ki bu sayede birbirinin aynısı olan hareketler küçük ölçekte kuklacılar tarafından  yapılabiliyordu.  Küçük T. rex (adı Waldo) belli bir sahnede gereken hareketleri ve hamleleri prova ettikten sonra bilgisayar bu hareketleri kaydediyor ve tam olarak aynı hareketi tekrarlaması için büyük T. rex’i programlıyordu. Waldo’nun kuklacıları hayvanın kafasını, gövdesini, kuyruğunu ve kollarını hareket ettirdiklerinde diğer kuklacılar yaklaşıp eşzamanlı olarak T. rex’in gözlerini, ağzını, çenesini ve pençelerini hareket ettiriyorlardı.

Jurassic Park’ın yapımında 69’dan fazla sanatçı, mühendis ve kuklacının görev yaptığı The Stan Winston Stüdyosu ayrıca 6 metrelik Tyrannosaurus rex‘in gerçek boyutta başka versiyonlarını, 2 metre boyunda bir Velociraptor, uzun-boyunlu Brachiosaurus, bir tane hasta Triceratops, bir Gallimimus, ve sıradışı Dilophosaurus (nam-ı diğer “Spitter”) ve bir bebek Raptor inşa etti.

“Canlı” dinazorlar yaratma işlemi Stan Winston tarafından çözüldükten sonra, Spielberg dikkatini geniş açılı veya tam boyut görüntüler için gerekli olan minyatür çekimlere yöneltti. Fikirlerini, film üzerinde çalışırken Go-Motion Sistemini (stop-motion’ın çok daha gelişmiş bir versiyonu) icat eden Akademi Ödülü sahibi animatör ve efekt sihirbazı Phil Tippett’a iletti. Eskiden ILM için çalışan Tippett Kaliforniya’da Berkeley’de yaşıyordu ve Dragonslayer hevesle 50’den fazla Go-Motion çekimi yapacak bir ekip kurdu.

Filmdeki dinazorların hareketlerinin koreografisini hazırlamanın yanısıra, Tippett filmyapımcılarına T. rex ve Velociraptorlerin karışık sahnelerini prova edip hazırlanabilmelerine yardım etmek amacıyla bir dizi “animatrikler” hazırlamakla da görevliydi.

Sürecin başlarında, Spielberg George Lucas tarafından kurulmuş olan ve onunla bir çok filmde birlikte çalışmış olan efekt ekibi Industrial Light and Magic’le de fikir alış verişinde bulunmuştu. ILM’in altı Akademi Ödülü sahibi efekt süpervizörü Dennis Muren Jurassic Park’ta yer almak istiyordu fakat Steven tam ölçekli dinazorlar ve Go-Motion kullanmak istediği için ILM’in projedeki rolünden emin olamıyordu.

Fakat bir yıl sonra, Spielberg Hook filminin yönetmeni olarak ILM’le çalışırken yeniden konuşmalar başladı. Filmler için bilgisayar grafikleri alanında endüstri lideri olan ILM çok kısa bir süre önce Terminator 2: Judgment Day filminin yapımı sırasında çığır açan bilgisayar ürünü görüntüler ve şaşırtıcı morphing teknikleri icat etmişti. ILM bilgisayar grafikleri ekibinin üyeleri Jurassic Park için sessizce bir fikir denediler. Bilgisayarla bir dinazor iskeleti ve kemikleri inşa edip, ondan, T. rex’in yürüme zamanlarını yarattılar.

Deneme sonuçlarından memnun olan Amblin Entertainment hemen ILM’e bir panik sahnesi ve bir dinazor sürüsünün olduğu birkaç geniş açılı sahne hazırlaması için yeşil ışık yaktı. Muren tekrar Amblin’e gittiğinde, filmyapımcılarını bilgisayarla yaratılmış T. rex’in günışığında yürüme sahnesi ile etkiledi. Görünen oydu ki, artık bilgisayar ürünü görüntülerin gelişimiyle Go-Motion’ın artık zamanı geçecekti.

Tippett’in çalışmalarının tamamen ILM’e devredilmesine rağmen, Phil bu “geçiş ekibinin” değerli bir üyesi oldu ve ILM’in grafik tasarımcılarına prodüksiyon boyunca karakterlerin hareketlerini öğretti.

Dördüncü efekt biriminin başında olan Michael Lantieri, Amblin projelerine aşina bir isimdi; Robert Zemeckis ile Who Framed Roger Rabbit? ve Back to the Future Part II ve III filmlerinde ve Spielberg ile de Indiana Jones and the Last Crusade ve Hook filmlerinde birlikte çalışmıştı.  Ekibi devasa dinazorların hareketlerini sağlayan büyük ölçekli hidrolik sistemlerin ve vinçlerin inşa edilmesi gibi mekanik zorlukları olan işlerden sorumluydu. Lantieri’nin grubu ayrıca Stan Winston’ın yarattıkları ile uyumlu olacak çalışacak şekilde tasarlanmış çok sayıda hayali kamera düzeneğinden de sorumluydu.

Jurassic Park’ın iki yıl süren Pre-Prodüksiyon aşamasında, Spielberg, Kennedy veya eşzamanlı olarak Peter Pan’ın hikayesi üzerine kurulu bir hayali dramatik macera filmi Hook üzerinde de çalışmakta olan yapımcı Jerry Molen’in hiç boş zamanı yoktu.

Bu sırada, Michael Crichton’ın eskizleriyle başlayan senaryo çalışmaları devam etti.  Sonrasında, daha önce kara komedi Death Becomes Her filmini kaleme alan genç senarist David Koepp projeye dahil edildi ve senarist kredisini Crichton ile paylaştılar.

Hollywood’da, Universal’ın en büyük sahnelerinde inşaat artık başlamıştı ve zamanla üç açık alan seti ve Warner Bros. Stüdyoları’nda devasa bir sahnede kurulan set de eklendi.

Çok uzun zaman almayan kastın belirlenmesi, övgüyle söz edilen film yönetmenliği kariyerinden dolayı oyunculuk kariyerine 1979’tan beri ara vermiş olan Sir Richard Attenborough ile de anlaşılarak sona erdi.

Yakınlarda “Chaplin” filminin çekimlerini tamamlayan Attenborough “Bence Steven bir dahi,” diyor ve ekliyor: “Ve bana daha önce bir çok fırsatta onunla çalışmam için teklifte bulunmuştu.  Kitabı okuduktan sonra, düşündüm ki eğer birisi bunun filmini çekecekse o kişi Steven Spielberg’dir.”

İki yaramaz çocukla birlikte Jurassic Park’ı gezmekten pek hoşnut görünmeyen meşhur paleontolog Dr. Alan Grant rolünde Sam Neill oynuyor.  Laura Dern, Dr. Grant’in hem çalışma arkadaşı hem de sevgilisi olan paleobotanist Dr. Ellie Sattler rolünde.  Tepeden tırnağa siyahlar giymiş olan Jeff Goldblum da Parkın sonuna dair tahminlerde bulunan tuhaf matematikçi Ian Malcolm rolünde.

Ağustos 24, 1992’de Jurassic Park’ın çekimleri Kauai adasında başladığında, pre-prodüksiyonun başlamasından beri tam iki yıl ve bir ay geçmişti. Lihue yakınlarındaki bol yeşilli resort-bölgesi Jurassic Park’ın dış çekimlerinin yapılması için idealdi, fakat tropikal güneşin altında yapılan üç haftalık çekimlerden sonra bir gerçek hayat dramı filmin üzerine gölge düşürdü.

Iniki Kasırgası hızla Kauai’ye yaklaşıyordu, otel tarafından ekipten bavullarını toplamaları ve olası bir güç ve su kesintisine tedbir olarak küvetlerini su ile doldurmaları istendi. Daha sonra, bir günlük çanta hazırlamaları ve otelin bodrum katındaki balo salonunda toplanmaları istendi.

Sabah saat 9:00’da fırtına direkt olarak adaya doğru ulaştı. Kathy Kennedy hatırlıyor: “Her türlü erzağımızı balo salonuna taşıdık ve kamera ekibi malzemelerini kamyonlara doldurdu. Ama bir yerlerde birileriyle mahsur kalacaksanız, bir film ekibiyle mahsur kalın,” diyor Kennedy. “Işık için jeneratörlerimiz, bol miktarda yiyeceğimiz ve suyumuz vardı. Biz kendimize yetebiliyorduk çünkü zaten sürekli olarak mekanlar arsında gidip geldiğimiz için buna alışkındık.”

Balo salonu katında sıralar halinde toplanmıştık, oyuncular ve ekip saat 16:00 gibi saatte 193 km hızla esen rüzgar ve sarsıntıyı hissetti.  “Sanki binanın üzerinden bir korku treni kükreyerek geçiyor gibi duyuluyordu,” diyor yapımcı.

Balo salonunun bir kısmı su almaya başlayınca, ekip odanın diğer tarafına kaydı.  Fakat 19:30’da , Kennedy ve dublör koordinatörü Gary Hymes, dışarı sessizliğe çıktılar.  “Gördüğüm en garip şeydi,” diye hatırlıyor Kennedy.  “Daha sabahleyin orada bir golf sahası ve kenarında ağaçların dizili olduğu güzel bir sokak varken, şimdi herşey ve her ağaç dümdüz olmuştu.”

Şirketin bir günlük daha çekim programı olmasına rağmen, setler Iniki’nin gücüne karşı koyamamışlardı.  Adada elektrik veya çalışan telefon yoktu, bu yüzden ertesi sabah gün doğumunda Kennedy havaalanına kadar 3 km koşarak neler yapılabileceğini görmeye gitti.

“Havaalanındaki yıkım inanılır gibi değildi,” diyor. “Terminallerdeki bütün camlar patlamıştı ve binalar ağaçlarla, kumla ve suyla doluydu. Tüm helikopterler devrilmiş durumdaydı.”

Lihue’de havaalanı ve ordu personeliyle yaptığı görüşmeler sonucunda, Kennedy Kurtuluş Ordusu’na ait bir uçakla Honolulu’ya vardı ve bir telefon bulup organizasyona başladı.  Takip eden 24 saat içerisinde, ekibin sağ salim dönmesini sağlamakla kalmayıp,  20,000 poundluk yardım erzakının Honolulu ve Los Angeles’dan Kauai’ye ulaştırılmasını da sağladı.

Jurassic Park, Los Angeles’a döndükten sonra, prodüksiyon Universal Stüdyoları’nda devam etti.  Sahne 24 Jurassic Park’ın Ziyaretçi Merkezinin endüstrel boyuttaki mutfağı oldu–ve iki yırtıcı Velociraptor’ün ziyaretine sahne oldu. Winston’ın ekibi büyük bir raptor’in tepeden tırnağa bütün hareketli aksamlarını kontrol ederken, oyuncular Ariana Richards ve Joseph Mazzello bir köşeye saklanmış, iki genç çocuk karakterlerinin derinliklerinde ve olabilecek en kötü kabusun içinde hapsolmuşlardı.

Ekip toplandı ve oradan Mojave Çölünün batısındaki Red Rock Canyon State Park’a geçti. Montana dinazor kazı bölgesine olan benzerliğinden dolayı seçilen Red Rock, ikiside ülkenin önde gelen paleontologlarından biri olan JACK HORNER tarafından eğitilen oyuncular Laura Dern ve Sam Neill’a evsahipliği yapıyor. Montana Üniversitesi’nde bir profesör ve Bozeman’da bulunan Rockies Müzesi’nde paleontoloji sorumlusu olan Horner ekibin değerli bir üyesiydi ve resmi paleontoloji danışmanıydı.

Sahne 27’ye baktığımızda Şirket’in hiç zorlanmadan bir Ford Explorer’ı alıp devasa bir ağacın dallarına asan güçlü T. rex ile karşılaştığımız karmaşık bir sahne hazırladığını görüyoruz. Michael Lantieri’nin ekibi tarafından kurulmuş olan düzenekte çelik kabloların üzerinde sallanan araba yavaşca daldan dala kayarak sonunda büyük bir gürültüyle yere düşüyor. Çekimin sonuna gelindiğinde, Sahne 27’deki tropik ormanın üç ek sahne için tekrar dekore edildiğini görüyoruz: Bir Brachiosaurus’tan sabah ziyareti, Muldoon’a süpriz bir saldırı (Bob Peck) ve Dennis Nedry’nin (Wayne Knight) Spitter’la sahne 28 Jurassic Park’ın kalbinin olduğu yer; bir bilgisayar kontrol odası ve dinazor yumurtlama bölgesi. Bilgisayar efekt tasarımcısı Michael Backes’in başında olduğu Kontrol Odası, Silicon Graphics, SuperMac, Apple ve Thinking Machines gibi endüstri liderlerinden kiralanmış neredeyse bir milyon dolar değerindeki gelişmiş ekipmana ev sahipliği yapıyordu.

Nedry’nin sabotajı Kontrol Odası’nda felaketlere sebep olunca, izleyiciler parkı gezmekte olan ziyaretçilerin karşılaştığı sorunları monitörlerden izleyecekti.

Ölçeği ve büyüklüğüyle, en unutulmaz Jurassic Park seti belki de Sahne 12’de kurulan Ziyaretçi Merkezi setiydi, fakat en yakın rakibi de Warner Brothers Stüdyoları’nın en büyük sesli sahnelerinden birinde inşa edilmiş olan T. rex Paddock setiydi. Lantieri ve ekibinin inşa ettiği 1500kg yükü kaldırabilen düzenekler üzerinde, dinazorlar ve oyuncularla rüzgar, yağmur, çamur demeden uzun saatler boyu çalışıldı.

Film’in tırmandırıcı finali Sahne 12’de, Jurassic Park’ın devasa Rotunda setinde çekildi, ki senaryoya göre, hala yapımı sürüyor. John Hammond ziyaretçilerine ana lobiye kadar eşlik ederken onların gördükleri ilk şey Rotunda’nın ortasında sergilenmekte olan iki devasa dinazor iskeleti oluyor.

Toronto-merkezli Research Casting International tarafından inşa edilen bu müze kalitesindeki parçalar, ortalama 12 metre boyunda bir T. rex ile 14 metre boyunda bir Alamosaurus’un birebir aynı ebatlarda yapılmış versiyonları.

Oyuncular ve set ekibi son çekim gecesinde şampanya kadehlerini kaldırırlarken, yorgun fakat çoşkulu bir Spielberg, planlaması iki yıl süren ve kamera önünde dört ayda çekilen Jurassic Park’ın bütçesi dahilinde ve planlanandan 12 gün önce tamamlandığını anons etti.


Leave a Reply