Kadın Isi Banka Soygunu

Yıl 1980… Jane (Susan Saint James), Elaine (Jane Curtin) ve Louise (Jessica Lange), çıkmazlarından kurtulmaya çalışan üç arkadaş. ‘How to Beat the High Cost of Living (Zengin Olmak İstiyoruz)’, farklı sorunları olan üç kadının dayanışmasını ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları çıkış noktalarını anlatıyordu. Kadın İşi Banka Soygunu da benzer bir kompozisyon sunuyor. Yönetmenliğini A. Taner Elhanın yaptığı film, daha önce hiçbir suça bulaşmamış dört kadının çıkış yolu olarak banka soymaya karar vermelerini ve beraberinde gelen bir dizi absürtlükleri konu alıyor. Popüler / ‘iyi hisset’ Hollywood yapımlarını andıran, yeşilliklerin ardındaki kocaman binalara uzanan şehir görüntüsüyle açılıyor film (vinç/inşaat görüntüleri yok edilemiyor tabii). Gülay (Meltem Cumbul), Bilge (Filiz Ahmet), Nihal (Özge Ulusoy) ve Dürdane’yi (Esra Dermancıoğlu) ‘suç’ çatısı altında birleştiren görünürdeki itici unsur Gülay’ın çıkışsızlığı. ‘‘Radikal kararların çoğu içki sofrasında alınır’’, hatta daha da ileri gidersek, ‘‘içki tüm kötülüklerin anasıdır’’ derler… Dertlerini akıttıkları ve giderek keyifli bir hal alan böylesi bir anda aldıkları uçuk kaçık kararı uygulamaya çalışan ekibimizin malzemeleri ‘acemilik’ ve ‘tesadüfler’. Karakterler arasındaki diyalog komedisi, ahlaki gel-git ve ‘kaderdaş’lık kurmayı sağlayan hüznün dozunda kullanıldığı kimi anlarla, bir anlamda, izleyicinin de suça ortak olması sağlanıyor. Tekrara düşen veya aceleye gelenler dışında keyfini çıkararak yazıldığını belli eden bölümler de var. Chicagovari bir mizansenle tango eşliğinde hayali mini soygun sahnesi gibi. Anne terliği görevlerini yerine getiren iki usta oyuncu Meral Çetinkaya ve Ayten Uncuoğlu’nun yanı sıra, Nihal’e her fırsatta ilgisini belli eden sevgili adayı Selçuk (Ferit Aktuğ) da eğlenceli bir yan karakter. Ancak zaten taraf olmaya hazır izleyici için soygunu haklı kılmak adına, Devekuşu Kabare Abdülkadir Bey’den yarım yamalak esinlenildiği izlenimi veren ‘işini bilen’ karikatürize bir banka müdürü ile sevgilisi gibi yan karakterler için aynı özenden söz etmek pek mümkün değil. ‘Kadın İşi Banka Soygunu’, ’Kurtuluş Son Durakın üzerinde durduğu ‘kadına şiddet’e karşı farkındalık yaratmak gibi sözünü söylemek isteyen bir tema üzerinden ilerlemiyor. Öte yandan benzer bir arkadaş/kadın dayanışma formülüyle, kendince sistemi ve ekonomide oluşturduğu dengesizliği eleştiriyor. Her yer borç, her yer faiz ne de olsa… Mesaj bombardımanıyla genele yayılmaktansa, Vay Arkadaş gibi kendi içinde hallediyor meselesini. Yönetmenin ilk filmi Acı Aşk, arabesk motifleri ve suçu baskın bir şekilde birleştirmişti. Bu kez, karakterlerin ve arabesk müzik – suç ortaklığının beslenişi ‘Batsın Bu Dünya’ şarkısıyla oluyor.

Uluslararası arenada adaylık/ödüllerle adı geçen filmlerin (Sen Şarkılarını SöyleKarlar Ülkesi ve Düzenbaz) vizyona girdiği bu özel haftanın iki yerli yapımından biri olan ve Elhan’ın yönetmenlik anlamında temiz bir iş çıkardığı ‘’Kadın İşi Banka Soygunu’’ biraz aksiyon, biraz da komedi isteyenler için kolay seyredilen bir suç komedisi. Üstelik son dönemde karşımıza çıkan nice popüler yerli yapımın aksine, bel altı esprilerine ihtiyaç duymadan eğlendirmeyi amaçlayan bir gişe filmi. Söz konusu soygun olduğunda (acemi) kadın işini de, (acemi) şansını da yabana atmamak gerektiğini görmek için iyi bir fırsat.

Hilal Çetinder

(16 Ocak 2014 tarihinde beyazperde.com da yayımlanmıştır.)


Leave a Reply