Cekmeceler

Antalya Film Festivali’nde büyük yankı uyandıran ‘’Zenne’’, SİYAD En İyi Film ve En İyi İlk Film de dahil, toplam beş ödülle dönmüştü festivalden. M. Caner Alper ve Mehmet Binay ikilisi, 2008 yılında ailesi tarafından eşcinsel olduğu gerekçesiyle öldürülen Ahmet Yıldız’ın hikayesinden esinlenerek çekmişlerdi ‘’Zenne’’yi… İzleyicisini silkelemiş, geciken dikkatin Türkiye’deki ilk eşcinsel töre cinayetine çevrilmesi de uzun sürmemişti haliyle. Sonuç: Eşcinsellik ve nefret suçu gibi bilinen ama hasıraltı edilen konulara el atması sinemamız adına umut vericiydi. Ancak gerçekçi bir eşcinsellik hikayesi adı altında parıltılı bir dünyanın masal kahramanlarıydı sanki izlediğimiz…

Caner Alper ve Mehmet Binay ikilisi, ‘’Çekmeceler’’de yine gerçek karakter ve olaylardan yola çıkıyor, el yakan konulara dokunma konusundaki kararlılıklarını göstererek psikolojik bir drama imza atıyorlar.

Son günlerde büyük bir utanç ve hüzünle takip ettiğimiz kadına bakışın altındaki nedenlerin konuşulduğu programların ardı arkası kesilmiyor. Neresinden tutsak elimizde kalacak verileri allayıp pullayanından tutun da, gerçek nedenleri görmezden gelenlerin bilirkişi tayin edildiği bir zamanda sinemanın da bir şeyler söyleme çabasından daha sevindirici ne olabilirdi ki, üstelik modern ya da değil ama elbette ‘erkek’ bir aileyi ele alıp işe çekirdekten başlanmışsa… Tam da bu nedenle merak ettiğimiz bir filmdi ‘’Çekmeceler’’…

Ana karakter Deniz’in yaşadıkları üzerinden hem psikolojik hem de fiziksel gözlemlerin anlatıldığı hikayenin merkezinde üç kadın var. Oyuncu bir anne – babanın kızı Deniz; kızını terk eden anne; üvey anne… Deniz’in hastaneye yatırılışıyla başlıyor film. Rehabilitasyon sürecinde mevcut düzenin yol açtığı travmatik durumu geriye dönüşlerle anlatıyor. Kadının -çocukluğundan itibaren- bastırılmış cinselliğini odağına alıyor, hayatlarına giren erkekleri o veya bu sebeple yok ediyor ve tam yerini bulmasa da kadın dayanışmasını ekliyor…

İşin aslı, kadının anlaşılmazlığının ve problemlerinin nedenlerini, kadını sorun/sorunlu olarak gören bakışı mevcut ataerkil düzene bağlayarak iyi bir çıkış noktası yakalıyor. Ancak tüm bunları her şeyi anlatma ve nihayete erdirme telaşıyla yapıyor ve tıpkı ‘’Zenne’’de olduğu gibi, hikayeyi göz alıcı kılabilmek için çok çaba sarf ediyor…. Kız çocuğu cinselliği, ebeveyn – çocuk ilişkisi, sevgi açlığı, ebeveyn ol(ama)ma, parçalanmış aile, fiziksel ve psikolojik şiddet ile genişledikçe genişliyor hikaye. Bütün bu kalabalık içinde, baba-kız arasındaki cinsiyet savaşına kilitleniyoruz. Öte yandan, rahatlıkla başka bir filmin konusu olabilecek Deniz’le annesi arasındaki ‘olmamışlık’ın hatta kocasından şiddet gören Ayşe’nin sessizliğinin akıbetini de merak ediyoruz. Bu nedenle belki, Deniz’in yaşadıkları arasında kendini arada bir gösteren alternatif ailedeki annenin halet-i ruhiyesi ve seçtiği son, filmdekinden daha fazla yer kaplıyor zihnimizde.

Ahmet Yıldız’a dikkat çekmesi ‘’Zenne’’yi önemli kılmıştı. ‘’Çekmeceler’’ de, şüphesiz ki toplumdaki eşitsizliğe, kadına yönelik cinsiyetçi ayrıma ve şiddete dikkat çekmesi açısından önemli. Evet, ‘’Erkek kadını istismar ediyor!’’ diyor film… ‘’Çünkü….’’ diye de ekliyor… Ve buraya kadar yazılanların çoğunu anlamsız kılan ters köşe bir çözümlemeye gidiyor. Asıl mesele, kafa karıştıran ’Kilitler’, ‘Çekmeceler’ ve ‘Anahtarlar’da anlatılanlardan çok eylem, sonuç ve nedenle gelen mesajı. Sonuç: Erkeğe atfettiği neden – sonuç ilişkisiyle sadece psikolojiye yaslanmayı tercih eden bir yapıya dönüşüyor. Deniz karakteri ‘’Nymphomaniac’’ Joe ile akraba, çıplaklık ve cinsellik ise hala en cesur hamle olduğuyla kalıyor. Kadının sadece kadın olarak anlatılması ve o ‘çünkü’nün altının genel anlamda doldurulması için biraz daha beklememiz gerekiyor belli ki…

Haftalık film kültürü dergisi Arka Pencere‘nin 6 – 12 Mart 2015 tarihli sayısında yayımlanmıştır. 


Leave a Reply