Yıl 1980… Jane (Susan Saint James), Elaine (Jane Curtin) ve Louise (Jessica Lange), çıkmazlarından kurtulmaya çalışan üç arkadaş. ‘How to Beat the High Cost of Living (Zengin Olmak İstiyoruz)’, farklı sorunları olan üç kadının dayanışmasını ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları çıkış noktalarını anlatıyordu. Kadın İşi Banka Soygunu da benzer bir kompozisyon sunuyor. Yönetmenliğini A. Taner Elhanın yaptığı film, daha önce hiçbir suça bulaşmamış dört kadının çıkış yolu olarak banka soymaya karar vermelerini ve beraberinde gelen bir dizi absürtlükleri konu alıyor.


read more

Gazeteci – yazar Soner Yalçın’ın hazırladığı ‘Menekşe’den Önce’, Sivas Katliamı’nda yaşananları, tanıklar ve kurbanların yakınlarıyla anlatıyor. Yalçın’ın tutuklanmasının ardından yarım kalan ve arkadaşlarının (yapımcı Halide Didem ile Elif Ilgaz, Zeynep Altıok, Tuğçe Tatari, Ebru Köktürk, Elif Yıldız, Melda Onur, Canan Kaftancıoğlu ve Tuğba Ezeroğlu) katkılarıyla imece usulü tamamlanan belgesel, katledilenleri, ablası Menekşe ve sadece 12 yaşındaki abisi Koray’ı henüz doğmamışken Madımak’ta kaybeden Menekşe’yle birlikte anıyor.


read more

‘Cloud Atlas – Bulut Atlası’, yılın merakla beklenen bilimkurgularından biri, şüphesiz. ‘Matrix’ üçlemesiyle sinema tarihine adlarını silinmemek üzere yazdıran Wachowski kardeşlerin yönetmen koltuğunda oturan iki isim olması yetmezmiş gibi, ‘Koş Lola Koş’, ‘Üç’ ve tıpkı ‘Bulut Atlası’nda olduğu gibi sinemaya uyarlanması zor olarak kabul gören ‘Koku’nun yönetmeni Tom Tykwer ile birliktelikleri, beklentileri bir üst seviyeye taşımaya yetti.


read more

Dictator

Sacha Baron Cohen, yönetmen Larry Charles ve Alec Berg, David Mandel, Jeff Schaffer yazar üçlüsüyle yeniden bir araya geliyor ve henüz farkına varamasak da baharı selamladığımız şu günlerde Arap Baharı’na göndermelerle dolu ‘The Dictator – Diktatör’üyle, daha doğru deyişle yine kendine has mizahıyla vizyondaki yerini alıyor.  Özellikle kurgusal karakter Kazak gazeteci ve televizyon muhabiri Borat Sagdiyev’i canlandırdığı ‘Borat’ıyla tüm dünyada adını duyuran Baron Cohen, her karesinde hissettirdiği aykırı anlatım ve sivri diliyle ilerliyor meselesinde…


read more

Eğlencenin ta kendisi…

Biri bana, ‘son dönemde izlediğin en eğlenceli film hangisi?’ diye sorsa, hiç düşünmeden ‘The Artist’ derdim. Filmekimi programında izlediğim ve salondan çıktıktan sonra, uzun bir süre yüzümde engel olamadığım tebessümle, 1900’lerin başında sinemadan çıkmış insan haresiyle dolaşmama neden olan ‘The Artist’ için, sadece eğlenceli demem sizi yanıltabilir. Ayrıca orijinalleri varken bu cover! filmi neden izleyelim sorusu da pekâlâ akla gelebilir. Oysa bunu yapmak zor iştir, detaycılığı ve risk almayı gerektirir. İşin aslı, günümüz sinemasında, geçmişin izlerini taşıyan, hele de unutulmaya yüz tutmuş sessiz film uyarlamasının ilgi çekmemesi, yankı uyandırmaması (tıpkı çoğu zaman geçmişe duyulan özlem gibi), zaten söz konusu değil. Bunu da arkasına alan siyah – beyaz film ‘The Artist’, usta işi oyunculukları ve dönem estetiğini kusursuz yansıtan Michel Hazanavizius’un katkılarıyla klasikler arasına girmeye aday.


read more