Avarelik Adım Olsun

Fantezi bu ya, lambadan cin çıksa ve adıyla özdeşleşen ‘dile benden ne dilersen’ cümlesini bahşetse, avareliğin işim olmasını dilerdim. Öyle yan gelip yatmak adına değil, keyfinin bilindiği anlamının çok dışına çıktığına olan inancımı kanıtlamak için. Ne zaman keyifsiz olsam, keyfimin yerine gelmesi için olmadık şeyler dener, ne yapar eder o keyfi geri getiririm. Koca paket makarnayı türlü soslarla pişirmek ve afiyetle yemek, hiç denemediğim bir şarabı içmek, sevdiğim filmi tekrar tekrar izlemek, yazmak, yeni kitapları keşfetmek ya da çıkıp sağda solda dolaşmak. Hele bazılarını can dostlarla organize olup yaparsam tadımdan yenmez. Bir taşla sekiz bin kuş. Sohbet edilsin, yanında yenilsin içilsin, güzel sofralar kurulsun üzerinden saatlerce kalkılmasın, uyuşalım oturmaktan hatta.


read more

Evet, yapıyor bunu. Tanışıklığımızın uzun zamana yayıldığı, aynı kurumda iş arkadaşlığı kisvesi altında, farklı bölümlerde başlayan arkadaşlığımız, iş dışına çıkalı çok oldu. Artık daha ziyade birbirimizi bolca dedikodulu, dert ve keyif ortaklığı, şaraplı hatun gecelerinde görür olduk. Görüşlerine özellikle de keyiflerine önem verdiğim bu arkadaşım, birçoklarınca radikal denebilecek bir karar aldı günün birinde. Gayet iyi kazandığı, Türkiye’nin önemli kuruluşlarından birindeki üst düzey görevinden istifa etti. Haberi duyar duymaz, ‘verdiyse bu kararı, vardır makul bir sebebi’ dedim, dedim ama içim içimi de yemedi değil hani.


read more

Filmlerle gelen yakınlaşma ve hayatı paylaşma

Yeni çıkan kitaplara şöyle bir göz gezdirip “ne alsam acaba?” diye içinizden geçiriyorsanız, özellikle sinema tutkunlarına sinema eleştirmeni David Gilmour’ın gerçek hikayesinden oluşan “Film Kulübü” kitabını öneririm. Başlayıp hemen bir solukta okuduğum, hayatının belirli bir dönemini yazdığı eğlenceli otobiyografisinde oğlu Jesse ile yaptığı ‘çaktırmadan bir eğitim anlaşması’nın hikayesi anlatılıyor. Dili son derece sade ve samimi. Özellikle hayatında filmlerle bağlantı kurmaktan hoşlanan, filmleri sadece vakit geçirmek için izlemeyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Oğlu Jesse artık okuldan sıkıldığı noktada, babası David sıra dışı bir anlaşma sunar; “Tamam okul yok… Tek şart haftada beraber üç film izlenecek”


read more

Evet, denizde sinema pek keyifli oluyormuş. Film bahane, atmosfer şahane!

İtiraf ediyorum, ilk başta önyargılıydım açıkçası! İdo’nun bir organizasyonu, ne şekilde ilgi çekici olabilir diye düşünmeden edemiyordum. Fatih Akın’ın izleyemediğim belgesel tadındaki “İstanbul Hatıra”sını özellikle deniz üzerinde izlemek en büyük itici güçtü benim için. Ama bu yazımda film ikinci sırada kalacak, üzgünüm… Bir kez daha ön yargının yanlış olduğunu bizzat test ederek öğrenmiş oldum. Daha farklı bir kesimin katılacağını düşündüğüm “Deniz’de Sinema” beni fazlasıyla ters köşeye yatırdı. Üstelik son derece beklentisiz, hiçbir şey olmazsa yıldızları ve denizi seyrederim diyordum.

Önce İdo’ya teşekkür etmem lazım. Barış Manço Vapuru film gösterisi profesyonellikten uzakta amatör ruhla ama bir o kadar da çözüme ve hizmete yönelikti. Profesyonelliği göze sokmayan sadelikte ve huzurdaydı. Gençler olayı başarıyla ele almış. Sanırım ortamı özetlemem gerekse “samimi” kelimesini seçerdim.


read more

Keyiflenen Günüme

Sıradan bir tatil gününde sıradan bir Starbucks oturmasındayım. Her şeyin sıradan olduğu zamanda en güzel şey, sıradan bir yazı yazmaktır deyip aldım laptopu elime. İçerisi Cumartesi’nin verdiği coşkuyla tıka basa dolu. Gençler, genç olmaya hazırlananlar ve kendini genç hissedenlerle dolup taşmış. Yani bu cümleden de anlaşıldığı üzere herkes burada… Ben de güzelinden bir günün kahvesi aldım kendime, küçük boy günün kahvesi ama kupada dedim her zamanki gibi. Ve onlarda her zamanki gibi kocaman bir kupada verdiler kahvemi, buranın küçük kahvesi bile büyük olabiliyor ya… İnsanların elinde tıpkı benim gibi laptop, kimisinde iPad ya da hiçbir şey yoksa iPhone. Biri diğerine -henüz almış ki- iPad şovu yaparken, diğeri maillerine bakıyor. Teknolojinin tavan yaptığı mekanlardan birisi burası. Oturacak yer yok, ben biraz da deniz göreyim diye hemen köşedeki koltukçuğa ilişiverdim. Tam karşımda sörf yapmaya çalışan ama sürekli düşen biri.


read more