Bu bir müzikalse, diğerleri nedir..?
Geçen akşam arkadaşlarımla ben de toplanacaktık, hani bahar geldi ya, eve de cemreyi düşürmek için. Geldiler ve çok keyifli bir akşam geçirdik. Ama benim için ayrı bir özelliği daha oldu o akşamın, uzun zaman önce benden aldığı ‘Notre Dame De Paris’ DVD sini nereden aklına esmişse yanında getirmiş arkadaşım. Hani unutmuşsunuzdur da birden para çıkar ya cebinizden, işte öyle sevindim… Düşünsenize ‘Notre Dame De Paris’ müzikalinden söz ediyoruz. Üç dört aydır elimin altında olmaması bile cezalandırılmam için yeterli… Yemek faslını fonda Notre Dame’la yaptık, o dönüyor televizyonda biz de yemeğimizi yiyiyoruz.
Evet, Notre Dame De Paris… Yıl sanırım 2000, İstanbul’a henüz taşınmışım. Akşamın bir saati bana yardıma gelen arkadaşlarım, sohbetin ortasında “Notre Dame De Paris” müzikalinden söz ediyorlar, yeni duymuşlar, hatta almışlar. Bense hiç duymamışım, klasikleşen bu hikâyenin böylesi bir müzikalinin olduğunu bilmiyorum… Koyduk DVD ye, başladık izlemeye. Başladık derken tutulduk aslında, kaldık öyle… İzleyenler iyi bilirler sanırım bunu. İtiraf etmeliyim ki, önce anlatıcı Gringoire’nı canlandıran Bruno karşısında tutuldum zaten, nefesim kesildi… Hani o yıkık dökük mavi paltosuyla çıkıyor ya, bir de sadece konu mankeni olsa bile yetecekken üzerine şarkı söylüyor… Neyse o kısım o kadar da önemli değil. Hepsini sessizlik halinde izleyip bitirdikten sonra nefes alabildik, kendimize gelebildik. Sonra hemen o gece internetten siparişini verdim. O günden sonra çekirdek arkadaş grubum arasında – ki bu 1800 kişi ediyor (şaka yaptım şaka, 3-5 kişi) – hızla yayıldı DVD. Aynı mutluluk zinciri gibi. Herkes sipariş vermeye başladı, babam da buna dahil.
![]() |
![]() |
Ve yıl; bugün… Dün akşam tekrar izledim. Bu sefer açtım şarabımı, kendime romantik yaptım…
Size tavsiyem, eğer henüz izlemediyseniz hemen izleyin, izlettirin. Arşivinizin başköşesine koyacağınız bir müzikal. Çalışırken, dinlenirken, hatta uyurken, kitap okurken, sevgilinizle, ailenizle ya da dostlarınızla, ön planda, fonda her daim izlenebilecek Notre Dame De Paris her eve lazım. Perde, koltuk, çamaşır makinesi, bozdolabı ve Notre Dame… Öylesi bir demirbaş…
![]() |
Ama kesinlikle orijinal kadronun olduğu, ilk olarak 1998’de oynanan müzikal. Hangi birinden söz etmeliyim ki, adeta klasikleşen ‘Belle’ şarkısından mı ya da finale damgasını vuran, çıplak sesle başlayan “Bis”ten mi? Yoksa Quasimodo’nun (Garou) insanın tüylerini diken diken eden sesinden mi, Richard Cocciante’nin insanüstü bestelerinden mi, müzikalin sahne görselinin dışında DVD de bambaşka bir görsel şölene dönüşmesinden mi, mükemmel koreografiden mi, arkada sahnede ana karakterlerin gerisinde dans eden gizli kalmış kahramanlardan mı, “Belle” şarkısı söylenirken salondan kopan alkışla gözlerinizin bulutlanmasından mı, ya da şarkıda sırası gelen Phœbus’la birden silkinmenizden mi, yoksa Paris Kongre Sarayında sahnelenirken salonun tıka basa dolu olmasından mı? Seyirci sayısı 12 milyonu geçmiş, en büyük hayallerimden biri, gidip yerinde, bu müzikali tam da bu kadrodan izleyebilmek (sakinliğimi koruyup yerimde durabilirsem tabi o da). Ama şimdilik 10 milyondan fazla basılan DVD’lerden biriyle idare ediyorum.
Aslında düşünüyorum da daha fazla anlatmamalıyım sanırım, çünkü bu müzikal hımm, nasıl desem… Anlatılmaz yaşanır!
Ben, evde cemre, şarabım ve Notre Dame…



Bir yanıt yazın