Filmlerle gelen yakınlaşma ve hayatı paylaşma
Yeni çıkan kitaplara şöyle bir göz gezdirip “ne alsam acaba?” diye içinizden geçiriyorsanız, özellikle sinema tutkunlarına sinema eleştirmeni David Gilmour’ın gerçek hikayesinden oluşan “Film Kulübü” kitabını öneririm. Başlayıp hemen bir solukta okuduğum, hayatının belirli bir dönemini yazdığı eğlenceli otobiyografisinde oğlu Jesse ile yaptığı ‘çaktırmadan bir eğitim anlaşması’nın hikayesi anlatılıyor. Dili son derece sade ve samimi. Özellikle hayatında filmlerle bağlantı kurmaktan hoşlanan, filmleri sadece vakit geçirmek için izlemeyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Oğlu Jesse artık okuldan sıkıldığı noktada, babası David sıra dışı bir anlaşma sunar; “Tamam okul yok… Tek şart haftada beraber üç film izlenecek”
Filmlerin hayatın her alanına etki ettiği ve neredeyse geniş bir yelpaze sunduğu düşünülürse, bu filmler sayesinde oluşan diyaloglarının keyifli olması da kaçınılmaz. Filmlere yolculukla oluşan hayata dair her şeyden konuşma üzerine.
Şahsen bu keyifli hikayenin dışında sinema dünyasına yönelik çok ilginç bilgilerde edindim. Film beğenisi ya da önerilerine katılmadığım noktaları olmadı değil ama yine de sinema tutkunlarına tavsiye ediyorum. Hele de anne babaysanız bir nefeste bitebilecek bu kitabı okuyun diyorum.
Bir yanıt yazın