Keyiflenen Günüme

Sıradan bir tatil gününde sıradan bir Starbucks oturmasındayım. Her şeyin sıradan olduğu zamanda en güzel şey, sıradan bir yazı yazmaktır deyip aldım laptopu elime. İçerisi Cumartesi’nin verdiği coşkuyla tıka basa dolu. Gençler, genç olmaya hazırlananlar ve kendini genç hissedenlerle dolup taşmış. Yani bu cümleden de anlaşıldığı üzere herkes burada… Ben de güzelinden bir günün kahvesi aldım kendime, küçük boy günün kahvesi ama kupada dedim her zamanki gibi. Ve onlarda her zamanki gibi kocaman bir kupada verdiler kahvemi, buranın küçük kahvesi bile büyük olabiliyor ya… İnsanların elinde tıpkı benim gibi laptop, kimisinde iPad ya da hiçbir şey yoksa iPhone. Biri diğerine -henüz almış ki- iPad şovu yaparken, diğeri maillerine bakıyor. Teknolojinin tavan yaptığı mekanlardan birisi burası. Oturacak yer yok, ben biraz da deniz göreyim diye hemen köşedeki koltukçuğa ilişiverdim. Tam karşımda sörf yapmaya çalışan ama sürekli düşen biri.

Uzaktaki denizde küçücük ve keyfi yerinde gözüküyor, düşürüyorken bile. Yan tarafımda henüz sbs telaşıyla boğuşan, seneye olacak sbs sınavına psikolojik olarak hazırlanan bir kalabalık, genç olmaya sevdalı kız erkek karışık bir grup var. Toplam 7 kişiler, dördü erkek üçü kız. Erkeklerden ikisi de aynı kızdan hoşlanıyor çok belli. Kız daha küçük ama ilerisi için gelecek vaat ediyor, belli… Haklı bir seçim yani. O kadar da beğenilmeyen diğer iki kız hafif kıskançlıkla birlikte yakın da duruyorlar rakibelerine. Ama özellikle biri hiç anlamıyor ona olan ilgiyi. Kızı itinayla süzüyor, “hayır bu kadar beğenilmesini gerektirecek ne var” der gibi. Diğer kız sindirmiş olayı, “yok yok güzel, beğenilmeyi hak ediyor ne yapalım…” der gibi. Ben de kafamda onların iç sesleri oluyorum işte böyle. Konuştukları konularsa serde gençlik olmasıyla çok ilintili doğal olarak. Önce bir süre (çok kısa bir süre) derslerden ve genel anlamda okuldaki dedikodulardan söz ettiler. Hepsi özel okula gidiyor ama aynı özel okullara değil. Sadece beğenilen genç kızla onu beğenen erkelerden biri aynı okulda. Beğenen diğer erkek için tehlikeli bir yakınlaşma onların ki. Hatta oturma planında “sen zaten okulda da hep görüyorsun, bari burada ben oturayım” yaklaşımında. Kızlar bugün bikini alışverişi yapacaklarmış anneleriyle. Uzun süre renk ve modelleri üzerinde konuşuyorlar. Erkekler o arada hafif kulak kabartmanın yanında, daha çok ellerinden düşürmedikleri iPhone ile Facebook yollarında. Diğeri şaşırıyor, tam 980 tane arkadaşı varmış çünkü Facebook’ta. Ben de şaşırıyorum tabi bu duruma, bir avuç insanla sınırlı kalayım sendromumla…

Bu grup eğlenceli kabul ama şimdilik çok malzeme çıkmıyor, bikini modelleri bilgimi güncelledim, biraz fazlaca genç işi oldu ama şimdilik yeterli.

Diğer yanımda iş yapmaya çalışan 35 ile 45 yaş arası iki kişi oturuyor. Biliyorum geniş bir yaş aralığı oldu ama çok net anlaşılmıyor, bu nedenle aralığı geniş bırakmakta fayda var. Yüzlerine daha net baksam daha spesifik bir aralık söyleyebilirim size ama ayıp olur. Deli gibi hızlı konuşuyor bu iki beyefendi. Hatta aynı anda konuşuyorlar bile diyebilirim. Birbirlerini çok dinlemezken birlikte nasıl iş yapıyorlar hayret! Sanırım inşaat işiyle uğraşıyorlar ama hangi kısmıyla belli değil, projeler gırla gidiyor masada. Biri (diğerinin nadiren sustuğu boşlukta) “bu projede 1 ay da satarız bu alanı” diyor, diğeri (daha cümlesi bitmeden) “Bodrum’daki gibi olmasın, patlamasın sonra elimizde”. Hımmm, duymaya çalışıyorum hangi firma, merak ettim niye patlamış ellerinde. “Yok” diyor öteki, “orada ki mimara çok iş bırakmıştık, ondan öyle oldu”… İlgi çekici bir konu aslında derken, asıl ilgimi çeken konuyla ilgili 3 kişi konuşuyor tam arkamdaki masamda. Sinemaya gideceklermiş, acaba hangi filme gitselermiş. Birden biri diğerine diyor ki “dur, kritikleri okuyalım”… Ve benim için bu sıradan günün en büyük sürprizi gerçekleşiyor; daha genç olan adam diğerlerine “film makarasına da bakın, orada da film kritikleri oluyor” diyor… Arkama dönmemek için zor tutuyorum kendimi, gidip sarılasım hatta öpesim geliyor, sıradan bir günün en güzel hediyesi için teşekkür edesim… Hatta daha da abartıp siz hiç yorulmayın, ben anlatayım tüm filmleri size demek. Yapmadım tabi ki, merak etmeyin. Ama ola ki okumaya devam ediyorsa, buradan beni okuduğu için teşekkür ediyorum kendisine, sıradan günüme verdiği güzel hediye için…

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir