Bu sene, özellikle son aylarda Hollywood’un 80’li yıllara özlemine bolca tanık olduk. Devam filmleri, yeniden çevrimler derken geçtiğimiz 8 ayı geride bıraktığımızda olası Oscar adaylarını da merak etmeden duramıyorum. Yeni film projelerine de göz atarken o gözle bakmakta fayda var diye düşünüyorum. Inception sanırım bu yılın önemli filmleri arasında başı çekiyor. Oscar adaylığı ABD’de en çok konuşulan filmlerden biri. Yeni projelere baktığımızda sayısı çok olmasa da Oscar’a şimdiden göz kırpan filmler yok değil. Kimisi vizyona girmeye hazırlanıyor kimisi yapım aşamasında.
![]() |
![]() |
![]() |
Bunlardan birisi de müzikal bir yapım. Başrollerinde Cher ve benim keyifle izlediğim aktörlerden Stanley Tucci dışında sürpriz isim Christina Aguilera’nın da yer aldığı “Burlesque” müzikali. Aguilera küçük bir kasabadan gelen güzel sesli kızı, Cher ise barında işveren bir kadını canlandırıyor. Ancak film için 2011’i beklememiz gerekiyor.
İleriki dönemde vizyona girecek diğer bir film ise Ben Affleck’in “Kızımı Kurtarın” filminin ardından yönetmen koltuğuna oturduğu filmi “The Town”. Bu kez oyuncu olarak da yer alıyormuş o ayrı 🙂 Konusu ise, yasa dışı işler yapan çete, çetenin liderliği, çetedeki dostluk ve kapışma, kaçış, federaller ve tabi ki aşk.
Bu yıl henüz başlayan Venedik Film Festivali’nin açılış filmi de olan “Black Swan” ise benim de sinemalara gelmesini sabırsızlıkla beklediğim filmler arasında yer alıyor. Festival filmi olmanın ötesinde Oscar adaylığı getirir mi bilinmez ama Natalie Portman ve Winona Ryder ikilisini bir araya getirdiği ve Natalie Portman’ı farklı bir karakterde gösterdiği kesin.
Anne Hatthaway’i iki ayrı filmde izleyeceğiz gibi görünüyor. İlki Jake Gyllenhaal ile başrolleri paylaştığı “Love and Other Drugs”. Bir parça romantik komedi tadındaki filmde viagranın yeni çıktığı dönemde seks arkadaşlığının nasıl bir ilişkiye dönüştüğü anlatıyor. Yapım aşamasındaki diğer filmi ise “One Day”. Bu filme özel ilgimin sebebi öncelikle hayranlıkla ve tekrar tekrar izlemekten keyif aldığım “Wilbur Ölmek İstiyor” filminin yönetmeni Lone Scherfig. İki aşığın (Anne Hatthaway ve Jim Sturgess) 20 yıla yayılan gelgitli ilişkisinin anlatıldığı film tanıştıkları ve tek gecelik ilişki yaşadıkları gün olan 15 Temmuz’u merkez alıyor.
Ekim ayında vizyona girmesi beklenen, kitabını henüz bitirdiğim “Eat, Pray, Love – Ye, Dua et, Sev” ise Julia Roberts ve Javier Bardem ikilisini ön plana çıkartıyor. Erin Brockovich filminin ardından yeniden gerçek bir karakteri canlandırdığı film Roberts’a adaylık getirecek mi göreceğiz. Kitapta anlatılan karakterle Javier Bardem arasında henüz bir benzerlik göremesem de keyifle izleyeceğimden eminim.
“The Debt” filmi ise hem yönetmeni John Madden hem de başrol oyuncusu Helen Mirren açısından dikkat kesilmemizi gerektiyor. Üç Mossad ajanının 30 yıla yayılan hikayesinin anlatıldığı macera yüklü konusuyla da ilgi çekeceği kesin. Ülkemizde büyük ihtimalle 2011 de vizyona girecek yapım, olası Oscar adaylarında konuşulan filmler arasında yer alıyor.
Fransız filmi “Pour Elle” filminin Amerikan çevrimi “The Next Three Days – Sonraki Üç Gün” ise oyuncu kadrosuyla izlenmeyi hak ediyor bana göre. Özellikle Russel Crowe ve Liam Neeson ikilisi bile yeterli ancak Elizabeth Banks ve Olivia Wilde da eklenince daha bir seyirlik olabilir. Russel Crowe, eşiyle mutlu mesut yaşayan bir öğretmen. Film, eşinin suçsuz yere 20 yıl hüküm giymesi üzerine yaşadıklarını ve mücadelesini anlatıyor. ABD’de Kasım ayında vizyona girecek filmin ülkemizde ne zaman vizyona gireceğini henüz belli değil. Fragmanını izlemekle yetinebiliriz belki bir süre…
Kasım ayında vizyona girecek Javier Bardel’li “Biutiful”, benim merakla beklediğim diğer önemli filmlerden biri. Cannes Film Festivalinin de favori filmlerinden biri olmuştu hatırlarsanız. Innaritu’nun 21 Gram ve Babil filmlerinden sonra çektiği sinema filmi olması açısından da önemli. Javier Bardem’e Cannes’da en iyi erkek oyuncu ödülünü getiren film, yasa dışı işlere karışan Uxbal karakterinin (Javier Bardem) polisle başının derde girmesi ve daha geniş perspektifte göçmen işçilerin hayatına bakış atıyor.
Bu yıl merakla ve yılın sonuna doğru vizyona girmesi beklenen pek çok film var. Ancak hepsine tek tek eğilmek çok mümkün değil. Ben bu filmleri ajandama not ettim, sizin de not edebilmeniz dileğiyle.
Ayrıca “The Social Network”, “Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Bölüm 1”, “Paranormal Activity 2” ya da “Testere 7” filmlerinin de bu yılın sonuna doğru vizyona gireceğini belirtmeme gerek yok sanırım… Takipçilerine duyurulur.
Bol sinemalı günler.



Bir yanıt yazın