Ve bir soygun çetesi…
“Hırsızlar Şehri – The Town” Eylül ayında gerçekleşen 35. Toronto Film Festivali’nin öne çıkan filmlerinden biriydi. Ben Affleck, senaryosunu da yazdığı filmin (Chuck Hogan’ın romanından), hem yönetmeni hem de başrol oyuncularından biri. Affleck’e hatırı sayılır isimler eşlik ediyor; Jeremy Renner, Rebecca Hall, Jeremy Renner, Blake Lively ve Chris Cooper gibi. Hikâye, Amerika’nın hatta dünyanın suç oranı en yüksek kentlerinden biri olan Boston’un soygun bölgesi Charlestown’da geçiyor ki hikâyeyi özel kılanda sanırım bu.
Doug Macray (Ben Affleck) ve ekibi Charlestown’da yaşayan, çocukluktan arkadaş banka soyguncuları. İşlerini dikkatli, gözü kara ve olması gerektiği gibi hallediyorlar. Soydukları son bankanın müdiresi Claire (Rebacca Hall) ile tatsız başlayan serüvenleri aynı mahallede oturmalarıyla daha da karmaşık bir hal alıyor ve önce dizginleme amaçlı başlayan Doug ve Claire yakınlığı, zamanla duygusal bir ilişkiye doğru gidiyor.
Aslında çok alışık olduğumuz Amerikan suç/soygun filmlerine (“Köstebek”, “Büyük Hesaplaşma” ya da “İtalyan İşi” gibi) bir yenisi ekleniyor. Bu kez merkezinde Charlestown yer alıyor. “Hırsızlar Şehri”, tam anlamıyla Charlestown üzerinde şekillenen, suç dünyasını, baştan sona gelişen sistemi, babadan oğla geçen düzeni anlatan ve elbette vurucu tarafını karakterlerin iç dünyasını yakalamasıyla yapan bir kara film. Öyle ki, basit bir banka soygunu ve kaçma kovalamaca hissi uyandıran film, içine üç soygun yerleştirse de soygundan kaçış ya da plan detaylarına takılmıyor bile. Charlestown’da yapılması gereken, bilinen tek şey suç ve soygun. Bu işte ne kadar iyi ve acımasızsanız o kadar devam ederseniz. Paraları alır ancak sıradan hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz. Gün gelir kaçmak isterseniz de hikâyenin diğer bacağı “öteki” kötü adamlar hemen yanınızda bitiverir. Soygun dünyası ile gangster kavramını içe içe geçiren, karakterlerin yaşadıklarını, bedelini ortaya koyan ve aksiyonu da hiç es geçmeyen bir film “Hırsızlar Şehri”. Senaryo Oscar’ı kazandıran “Can Dostum” da, yaşadığı düzenden kaçmaya çalışan arkadaşına yardım ederken izlediğimiz Ben Affleck, bu kez oradaki gibi izleyen değil düzensizliğin içindeki düzenine yön vermeye çalışan biri olarak karşımızda. Affleck, “Kızımı Kurtarın” filminin ardından ikinci yönetmenlik denemesiyle adından söz ettireceğe benziyor.
Mad Men dizisinden tanıdığımız Jon Hamm yılmayan FBI ajanı olarak karşımızda. Filmde az görünmesine rağmen kilit rolü olan Blake Liveliy -Doug’ın uzatmalı sevgilisi ve ekip üyelerinden Jem’ın (Jeremy Renner) kız kardeşi- uyuşturucu batağında, alkolik Krista rolüyle filmin en başarılı performanslardan birini ortaya koyuyor.
“Hırsızlar Şehri”, soygun, gangster ve karakterlerin hikâyesinden beslenerek, iki saati geçen süresiyle oldukça ağır ilerlese de, tıkır tıkır işleyen sinema anlatımıyla, özellikle soygun sahnleriyle kendini izlettiriyor. Bugüne kadar söylenenlere çok fazla yeni bir şey katmasa da şüphesiz bu haftanın en iyisi…
İyi seyirler
Hilal Çetinder



Bir yanıt yazın