Bu haftanın en keyiflilerinden biri, animasyon filmi “Megazeka –Megamind” şüphesiz. Kimi zaman kızacağınız, kimi zamanda dünyanın en sevimlisi gibi gelecek küçük mavi “şey”, sizi alıp ters köşeye yatırıyor.
İyilik ile kötülüğü masaya yatıran ve bildik süper kahramanları ters yüz eden bir animasyon “Megazeka – Megamind”. Alan Schoolcraft ve Brent Simons’ın senaryolaştırdığı, kötü olmaya çalışan ama bu konuda ‘çok kötü’ olan Megazeka’nın sevimli serüveni, eminim her yaş grubunun ilgisini çekecektir.
Yin Yang felsefisine de dokunduran, her şeyin iki kutuplu ve birbirinin karşıtı olduğunu eğlenceli bir dille ortaya koyan film, gezegenlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu sezen anne babasının henüz yeni doğmuş küçük, mavi dünya tatlısı oğullarını bir kapsülün içine koyup, dünyaya göndermesiyle başlıyor. Ağzında emzik ve kucağında hayat boyu en yakın arkadaşı olacak akvaryumdaki konuşan balığı Minyon. Kapsülle yolculuğa çıktığında, aynı paralellikte üstün yetenekleri sahip diğer bir bebekte (Metro Man) benzer sebeplerle yola çıkmıştır. İki bebek, yan yana kapsüllerde kendilerini sahiplenecek yeni ailelerine kavuşmak üzere yolculuk yaparken, kader ağlarını örmeye başlar. Metro Man zengin ve iyi bir ailenin evine konuşlanırken, Megazeka kısa çöpü çekerek, hapishane duvarından içeri sızar. Çok klasikleşmiş gibi görünen süper kahraman filmi, bu kez iyinin kötüyle kıyasıya savaşından ziyade, kötünün iyiyle uğraşmasını beyazperdeye aktarıyor. “Mega Zeka”, yakın zamanda sinemalarda izlediğimiz “Çılgın Hırsız” animasyonu gibi kötülüğü kendine amaç edinmiş, kötü karakterin üzerinden ilerleyen bir film.
Biri sevgi yumağı ailenin yanında, diğeri suçlularla dolu hapishanede büyüyen iki çocuk, daha ilk günden birbirine rakip olarak çizilmiş kaderlerinde en iyi bildikleri şekilde yaşamaya devam eder. Dahi ve şeytani fikirli, kocaman kafalı Megazeka, sistemin getirdikleriyle kötü yola düşmüş ve sözüm ona halinden memnun; halkın sevgilisi, bol kaslı ve doğaüstü güçlere sahip Metro Man ise dünyayı kurtaran adam rolünü üstlenmiştir. Megazeka’nın tek amacı düşmanı Metro Man’ı yenmek ve yok etmektir. Neredeyse yaşamasının tek sebebi gibi gözüken rakibiyle düellosu beklenmedik şekilde son bulunca yeni bir serüvene doğru da yelken açılıyor. Filmin diğer lokomotif görevi ise olmazsa olmaz dişi figürünündür. Zeki ve cesur muhabir Roxanne Ritchi, iyiliğin temsilcisi Metro Man’e, dahi kahramanımız Megazeka ise kötülüğe hayran. Ancak kötü kahramanımız için işler görünürde istediği gibi gitse de ortalık karışır; Megazeka dahiyene planlarının derdindeyken, hiç ummadığı zamanda aşkla tanışınca, ortaya eğlenceli bir seyirlik çıkması da kaçınılmaz oluyor.
Animasyonların en keyifli tarafı ise içinde yer alan kötülük, yalan, hatta entrikaların bile gözümüze sevimsiz gelmemesi ve her şekilde eğlenceye dönüşmesi. Hazır doğası bu iken, güne animasyonla başlamanın tadına varmak en iyisi.
Sinemalarda sadece dublaj olarak gösterilecek filmin orijinal seslendirmesinde ise sinema dünyasının ünlü isimleri (Mega Mind; Will Ferrell, Metro Man; Brad Pitt, Roxanne; Tina Fey) yer alıyor.
Üç boyutlu formatıyla iyi kötü mücadelesine ev sahipliği yapan şehrin mükemmel görseli, çılgın aksiyonlarıyla, karşıtlıkların birbirinden bağımsız yaşayamamasını beylik laflar etmeden kendine zemin yapan ve pek çok süper kahraman filmlerine selam yollayan “Mega Zeka”, keyifle izlenebilecek bir animasyon. Kaçırmamanız dileğiyle…
İyi Seyirler,
Hilal Çetinder


Bir yanıt yazın