Atlıkarınca

Mert Fırat ve İlksen Başarır’ın, ‘Başka Dilde Aşk’ ile başarılı bir işe imza atarak sinemaya sevilen bir film armağan etmelerinin üzerinden neredeyse bir buçuk yıl geçti. Senaryosunu birlikte yazdıkları ‘Atlıkarınca’ ile de girilmemiş sulara dalarak, zorlu bir yolculuğa çıkan ikili, cesaret isteyen bir konuyu seçtikleri için bile alkışı hak ediyorlar. İlksen Başarır ikinci yönetmenliğinde izlemesi zor, izledikten sonra da hazmetmesi kolay olmayan bir iş çıkartmış ortaya. Tabu olarak kabul gören, hatta sözü bile edilemeyen ensest konusunu beyazperdeye taşımak, kolay yenir yutulur bir mesele değil. Mert Fırat, Nergis Öztürk, Zeynep Oral, Sercan Badur ve Sema Çeyrekbaşı, toplumun dillendirilmeyen meselelerinden pedofili ve ensesti sağduyuyla masaya yatıran filmin başrollerindeki isimler.

Atlı Karınca, orta sınıf çekirdek ailenin 10 yıla yayılan can yakıcı sürecine odaklanıyor. Erdem (Mert Fırat), Sevil (Nergis Öztürk), çocukları Edip (Sercan Badur) ve Sevgi (Zeynep Oral), küçük bir kasabada yaşarken, Sevil’in annesinin (Sema Çeyrekbaşı) felç geçirmesi sonucu İstanbul’a taşınırlar. Çocukların bunalımları, annenin yoğun iş temposu ve takıntılı babanın başarılı bir yazar olamama süreci ailenin görünen sıkıntıları olurken, görünmeyen, gizli kapaklı sırları kim, nasıl keşfedebilir ki?

47. Antalya Film Festivali’nden ‘En İyi Senaryo’ ödülüyle dönen filmde, küçük oyuncu Zeynep Oral, Behlül Dal Jüri Özel Ödülü’nün de sahibi oldu. Kimi zaman çevremizdekileri, hatta en yakınımızdakileri tanıdığımızı düşünürüz. Oysa kapalı kapılar ardında yaşanabilecekleri fark edebilmek, utancın ve insanlık suçunun üstünü örtmek yerine ulu orta açmak, gizlilik döngüsünü kırmak gerek. İşlenen bu insanlık suçunun aile içinde kalması, çocuğun baba bildiği figürün yaptığını önce anlayamayıp, zaman geçtikçe utanç kabul etmesi, diğer fertlerin seyirci kalması, ensestin tabu olarak kalmasının en önemli nedenleri. Atlıkarınca, tabuların yıkılması, kırılan kolun yen dışına çıkartılması adına çok önemli bir adım. Ucu bucağı bilinmeyen, bir buzdağına dönüşen pedofili ve ensestliği beyazperdeye taşımaktan çekinmeyen Mert Fırat ve İlksen Başarır gibi isimlerin daha çok film yapmaları ise en büyük dileğim.

Özellikle de genç oyuncu Zeynep Oral’ın canlandırdığı küçük Sevgi’nin, felçli anneannesine yakarış sahnesine, sessiz çığlıklarını sadece gözleriyle anlatabilen anneanneyle, çaresiz torununun karşılıklı akan gözyaşlarına duyarsız kalabilmek o kadar zor ki. Altın Portakal aldığı ‘Kıskanmak’ filminde çok beğendiğim Nergis Öztürk ise, Atlıkarınca’da bir gömlek daha üste çıkıyor.

‘Atlıkarınca’, Antalya Film Festivali’nde gösterilen kurgusunun yenilenmiş haliyle ve işitme engelliler için Türkçe altyazıyla giriyor vizyona. Oldukça ağır ilerleyen temposuna ve özellikle baba karakterinin altını bir türlü deşemememize rağmen, sizi eliniz kolunuz bağlı bir misafir gibi kabuslar evinin içine hapsetmeyi başaran bir film ‘Atlıkarınca’.  İlksen Başarır, normal görünen bir ailenin sıradan hayatı üzerinden ilerleyen tekrarları ve ensest sorununu, oluşturabileceği boyutları sömürmeden, fiziksel açıdan göze sokmadan çekmeyi başarmış.  Aralık kalan kapıdan adeta dışarı taşan banyo perdesi, balığa çıkan baba-kızın güvertesi boş küçük teknesi ve kapının ardından görünen bir silüet.  Evet, tüm bunlar sizi rahatsız edecek. Sinemadan çıktıktan sonra üzerinde düşünmekten vazgeçemeyeceğiniz bu trajediyi, toplumun sorunlarına duyarsız kalmak istemeyenlerin izlemesi şart.

İyi Seyirler,

Hilal Çetinder

 

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir