Tinker Tailor Soldier Spy – Köstebek

Dikkatle izlemenin şart olduğu bir film…

Casus romanlarının, filmlerinin ayrı bir tadı vardır. Okunduğunda içinde kaybolup gitmenin mümkün olduğu, izlendiğinde, sadece izin verilen ölçüde, karakterleri irdeleyebildiğin, bağ kurabildiğin bir tat… İngiliz casus romanları yazarı John le Carre’ın (‘Panama Tersizi’ ile de tanınan) ‘Karla Üçlemesi’nin ilki, ‘Tinker Tailor Soldier Spy’ romanının filme çekilmesi, uzuun uzun yıllar aldı. Mini TV dizisi kimileri için anlaşılması zor kabul edilse de, ayrı bir hayran kitlesi yakaladı. Özellikle Alec Guinness’in eşsiz performansı. Tinker Tolier Soldier Spy, standart film süresini aşsa da, film olmanın gereğiyle, böylesi karmaşık bir sistemi anlatmak için kitabı ya da tv dizisi kadar şanslı değildi elbette. Ancak yönetmen Tomas Alfredson (Gir Kanıma) ve Bridgitte O’Connor – Peter Straughan çifti, soğuk savaş dönemine ve İngiliz istihbarat sistemi içindeki olası ‘köstebek’ sorununa öylesine müthiş bir estetikle yaklaşmış, aslolanı gereksiz detaylara girmeyen diliyle öylesine sağlam anlatmış ki, filme ve oyuncularına kayıtsız kalabilmek zor.

Yıl 1973… İngiliz istihbarat teşkilatının, nam-ı diğer Sirk’in (teşkilatın kurum içi adı), en üst noktasına sızdığı düşünülen Sovyetlere çalışan Köstebeğin açığa çıkması için gizlice sürdürülen operasyon, filmin omurgasını oluşturuyor. ‘Köstebek’ avının merkezindeki kişi ise sıradan görünümlü, orta yaşının tüm getirdiklerini üzerine giyen kıdemli ajan George Smiley (Gary Oldman). Her şey, Sirk’in başkanı ‘Kontrol’un (John Hurt), “takip edilmediğinden emin misin?” beylik cümlesiyle başlıyor. Güvendiği ajanlardan kafatası avcısı Jim Prideaux’yu (Mark Strong) Macaristan’a göndererek Köstebek avına ilk adımın atıldığı süreç, ne yazık ki beklendiği gibi tamamlanmıyor. Geriye, Kontrol’un özenle başladığı ev ödevinin tamamlanması kalıyor. İç çatışmalar, hesaplaşmalar, entrikalar ve flashback’le gelen, her birinin psikolojisine ince bir bakış… Soruşturma süreci, peşi sıra gelişen olaylar ve iç içe geçen ama finaline gelindiğinde hiçbir soru işareti bırakmayan kurgusuyla kusursuz ilerliyor.

John le Carre’ın romanlarıyla ünlü olmadan önce casusluk sistemini bizzat içinde inceleme şansı yakalayabilmesi, filmin gerçeklik duygusunun en somut kanıtı. Ne uçaktan trene atlayan, ne de taş taş üstünde bırakmayan ajanlar var karşımızda. Aksine, filmi sahici kılan, mesafeli, hepsi gerçek, hepsi yaşayan, duyguları, kendince sırları olan, nefes alan adamlar…

İngiliz aktörlerin resmi geçidi

Her birine eşit uzaklıkta durduğumuz, daha fazla yaklaşmamıza izin verilmeyen tüm karakterlerin altı özenle doldurulmuş. Bangır bangır bağırmak yerine, az ve öz konuşan ama her hücresiyle varlığını hissettiren… Gary Oldman, Colin Firth, Benedith Cumberbatch ve Mark Strong başta olmak üzere böylesi ölçülü performansları bir arada izlemek ayrı bir haz. Yılların usta oyuncusu Gary Oldman, Alec Guinness gerçeğine rağmen, Oscar’a aday. Filmin bütününe yerleşen havası, suskunluğu, kusursuz yansıttığı istihbaratçı kimliği ve özellikle çömezi Peter Guillam’a (Benedict Cumberbatch) Sovyet casusu Karla ile ilk karşılaşmalarını anlattığı, tek kişilik tiyatroya dönen sahne, ders niteliğinde.

‘Köstebek’ romanını okumuş ve casus romanları sıralamamda ‘önemli’ çentiği atmış biri olarak, aradaki farklılıkları tahmin ederek ve elbette kabul ederek izledim. Vurdusuz kırdısız, ağır ilerleyen ve sade anlatımının yanında, gerilimin her kareye özenle yedirildiği filmden ortaya çıkan sonuç ise tek kelimeyle mükemmel… Kalitelisiyle, casus filmlerinde çıtayı bir adım daha yükselterek sinema dünyasında ayrı bir yer edineceğini düşündüğüm ‘Tinker Tailor Soldier Spy’ ardından dileğim; üçlemenin diğer iki bölümünün (‘The Honourable Schoolboy – Bir Öğrenci Gibi’ ve ‘Smiley’s People – Smiley’nin Dönüşü’) bir an önce filme çekilmesi…

Bu filmde zaman hayli yavaş ilerliyor, ancak bittikten sonra tadına doyulmuyor.  Eğer James Bond türü bir casusluk filmi ya da soluksuz bir aksiyonsa beklentiniz, bu filmden itinayla uzak durun… Aksi halde, kendinize ama daha çok filme yazık etmiş olursunuz.

İyi Seyirler,

Hilal Çetinder

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir