Gerçek hikâyeye dayanan ‘Büyük Mucize – Big Miracle’, 1988’de Alaska’nın Barrow sahilindeki buz kütlesinin arasında sıkışıp kalan, ikisi yetişkin biri bebek üç gri balinanın kurtarılma hikâyesini anlatıyor. Gazeteci Thomas Rose’un, tanıklık ederek kaleme aldığı ‘Balinaları Kurtarmak’ kitabından uyarlanan ‘Büyük Mucize’; çevreci, belgesel ve hatta romantik komedi arasında gidip gelen türler karması bir anlamda… Ama söz konusu, hayvanları kurtarmaya yönelik çevreci bir film olduğunda bu karmaya hiç takılmadan biraz daha farklı yaklaşıyor ve olayın merkezine, o küçücük noktada sıkışıp kalan balinalara odaklanmaktan alamıyorum kendimi. Buzulların altında sıkışan balinaların çevresinde gelişen, o günden bugüne (kabuk değiştirse de) neredeyse hiç değişmeyen medya çılgınlığı, ekonomik ve politik değerler ise filmin biraz da hicivsel bakış açısı.
1988’de göç yolculuğuna çıkan üç balinanın yolu, yerel bir kanalın küçük çaplı şehir muhabiri Adam Carlson (John Krasinski) ile kesişiyor. Bu zorlu bölgede sıkışıp kalan genç muhabirin, başka bir yere gitme, dünyaya açılma hayalleriyle boğuşurken, tesadüfen keşfettiği ‘buz kütlesinde mahsur kalan balinalar’ haberinin, önce bölgede, devamında tüm dünyada yankı bulmasını konu alan film, benim gibi sadece balinalara odaklanarak izleyenler için ilgi çekici olabilir.
Hayat kurtarmanın, birbirinden görünürde tamamen bağımsız hatta karşıt tarafların, amaç ve çıkarları farklı doğrultuda da olsa, birleşme gücünü göstermesi; her amaç ve çıkarın, doğru hamlelerle ilerlendiği takdirde sadece bir küçük kıvılcımla bile gidebileceği hayret verici noktaları gözlemlemek açısından önemli… Yönetmenliğini Ken Kwaps’ın (Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar) yaptığı filmde, eğrisiyle doğrusuyla, kişiler, şirketler hatta ülkeler, çoğu zaman isteksiz de olsa, sırası geldikçe koyuyor taşın altına elini.

Gerçek ve hayali karakterler iç içe
Gerçek karakterlerin yanı sıra hayali karakterlerin de eklendiği filmde, aktivist Greenpeace yöneticilerinden Cindy Lowry’den esinlenilen Rachel Kramer – Drew Barrymore –, televizyon muhabiri Jill Jerard – Kristen Bell -, petrol devi şirketinin sahibi J.W. McGraw – gerçek hayatta tam bir çevreci olan Ted Danson (Cheers) -, Ulusal Güvenlik kumandanı Tom Carrel’dan esinlenilen Albay Scott Boyer – Dermot Mulroney gibi renkli isimlerin yanı sıra, yöre halkı yerlileri de yer alıyor. Sadece bu ünvanlı isimler bile, nasıl bir topluluğun bir araya geldiğini göstermek adına yeterli. Yönetmen Kwapis, gerçeğin yerine de kısmen sadık kalıyor ve “’Büyük Mucize’, muhtemelen tümü Alaska’da çekilmiş tek büyük stüdyo filmidir” diyor.
Kurtarma ekibinin Taş Devri kahramanlarından karma isimler (Fred, Wilma ve Bam Bam) verdiği, buzla birlikte yıkılan duvarlara da aracılık eden balina ailesine sımsıkı bağlanıyor ve ‘yaşasın hayvanları sevenler kardeşliği!’ diyorsunuz özetle…
İyi Seyirler,
Hilal Çetinder
Bir yanıt yazın