47 Ronin

47 Ronin Yapım Notları:

Uluslararası bir oyuncu kadrosunun yer aldığı aksiyon-macera filmi 47 Ronin’in başrolünde KEANU REEVES yer alıyor. Efendileri öldürüldükten sonra lidersiz kalan 47 Samuray, onurlarını korumak amacıyla intikam almaya karar verir. Evlerini ve topraklarını bırakan Roninler, mistik canavarların, büyücülüğün ve şekil değiştiriciliğin varolduğu vahşi bir dünyaya doğru yol alırken, daha önce melez olduğu için reddettikleri Kai’nin (Reeves) yardımına ihtiyaç duyarlar. Sürgünde, çok çetin bir silah haline gelen Kai, topraklarını işgal eden düşman karşısında durarak sayıları az olan bu gruba ilham verir. Tarihi 18.. Yüzyıl Japon efsanesine dayanan hikayede, 47 asil Samuray’ın liderlerini gururlandırma hikayesi olağanüstü bir şekilde anlatılıyor. Farklı eserler ve sanat dallarıyla nesilden nesile aktarılan ve Roninler’in fedakarlıklarını bambaşka şekilde yeniden anlatan bu Japon efsanesi, yeni nesillerle buluşuyor. Bu 3D epik aksiyonda Reeves’e, ülkelerinde oldukça sevilen ve dünya genelinde saygı görülen Japon oyuncular; samuray lideri Oishi rolünde HIROYUKI SANADA (Sunshine, The Last Samurai); hain düşman Lord Kira rolünde TADANOBU ASANO (The Wolverine, Thor: The Dark World); Kira’nın planlarında ona güç veren ve şekil değiştiren cadı rolünde,  Academy ödülü adayı oyuncu RINKO KIKUCHI (Babel, Pacific Rim); ve efendilerinin kızı ve Kai’nin hayatının aşkı olan Mika rolünde KO SHIBASAKI (The Lady Shogun and Her Men, One Missed Call) eşlik ediyor. Yönetmen CARL RINSCH (The Gift) zamansız bir hikayeye sahip olan 47 Ronin filmine, olağanüstü bir peyzaj ve dövüş sahneleri kattı. Rinsch, kamera arkasında, iki kez Academy Ödüllerine aday gösterilen görüntü yönetmeni JOHN MATHIESON (Gladiator, Robin Hood), iki kez Oscar®  ödülüne aday gösterilen yapım tasarımcısı JAN ROELFS (Fast & Furious 6, World Trade Center), montajcı  STUART BAIRD (Skyfall, Casino Royale), kostüm tasarımcısı PENNY ROSE (Evita, Pirates of the Caribbean series), özel efekt süpervizörü PAUL CORBOULD (Captain America: The First Avenger, Mamma Mia!), Oscar®   adayı görsel efekt süpervizörü CHRISTIAN MANZ (Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 1, Nanny McPhee Returns) ve besteci ILAN ESHKERI’den  (Stardust, Kick-Ass) oluşan bir ekibe liderlik ediyor. 47 Ronin’in yapımcıları ise; Bluegrass Films’den SCOTT STUBER (Ted, Identity Thief), CHRIS FENTON (Whisper, The Vatican Tapes) ve Walter Hamada.

Yarı-Kanlılar ve Efsanevi / Mitolojik yaratıklar

47 Ronin’de Kim Kimdir:

Dışlanmış olan Kai’nin hikayesi 1800’lerin vahşi ve bir o kadar güzel olan Japonyasında geçmektedir. Yasak aşkı ondan alındığından beri kalbi kırık ve kayıptır. Gizli bir tarikatın kötü keşişleri, mistik canavarlar ve korkunç güçlere sahip cadılar nefes kesici doğada cirit atarken, intikam görevinde yer almak üzere Kai,  kardeşliğe katılır. Aşağıda, bu antik dünyada geçen fantastik hikayenin karakterleri yer almaktadır. Kai (Keanu Reeves) Ako köyünde büyümüş ve melez olduğu için dışlanmış bir yetimdir. Doğaüstü bir canlı olan Tengu tarafından yetiştirilen Kai, onlar gibi olmak istemeyerek büyür. Lord Asano tarafından ormandan kurtarılır ve Asano’nun kızı Nika’ya aşık olur. Efendisine ihanet edip öldürülünce Kai, hain Lord Kira’dan intikam almak üzere Oishi ve Roninlere (lidersiz samuray) katılır. Yeni liderleri şeytanın güçleriyle savaşmaktadır ve bu kaderlerini değiştirecektir. Ako bölgesini yöneten derebeyi Lord Asano (MIN TANAKA) ve samurayları, ormanda 13 yaşındaki Kai’ye rastlarlar. Melez olan Kai’yi yanına alan Asano, kızı ile arasındaki yakınlaşmayı farkeder. Ancak  bu birliktelik geleneklere göre imkansızdır. Lord Asano’nun kızı olan Mika (Ko Shibasaki) küçüklüğünden beri Kai’ye aşıktır ve onu korumak için herşeyi yapar. Kai’nin hayatını kurtarmak Lord Kira ile evlenmesi anlamına gelse bile… Oishi (Hiroyuki Sanada), Lord Asano’nun samuraylarının başındadır. Asano, Lord Kira’ya saldırmakla suçlanıp intihara zorlanınca, o ve tüm samuraylar Ronin olarak yaşama zorlanırlar. Yıllarca kırsalda yaşayan Oishi, Roninleri biraraya  getirip efendilerinin intikamını almayı planlamaktadır. Oishi ne yapması gerektiğini anlar ve ekibe Kai’yi bir savaşçı olarak alır. Lord Kira (Tadanobu Asano), Shogun ailesinin desteğiyle Ako’nun tahtına çıkan Lord Asano’yu çok kıskanır. Cadının da yardımıyla Kira, Asano’yu tahtından düşürmeyi ve kızı Mika ile evlenmeyi planlamaktadır. Ako’nun kontrolünü ele geçirerek hastalıklı imparatorluğunu kurmak istemektedir. Cadı (Rinko Kikuchi), kötü ve şekil değiştirebilen antik yaratık, Lord Kira’nın dileklerini gerçekleştirmektedir. Kira, Lord Asano’nun imparatorluğuna zarar verip ülkeye hükmetmek için, onu istediği yerde istediği kişi olarak kullanmaktadır. Her şekile giren cadının bir tek mavi gözleri aynı kalmaktadır. Oishi’nin 16 yaşındaki oğlu Chikara (JIN AKANISHI) babası gibi onurlu bir samuray olmak istemektedir. Kai gizlice Chikara’yı, bir gün onu kurtaracak olan Tengu metodlarıyla eğitmektedir. Genç Chikara babasıyla birlikte, intikam peşindeki Roninler’e yardım etmektedir. Shogun Tokugawa Tsunayoshi (CARY-HIROYUKI TAGAWA) tüm  Japonya’nın lideridir. Lord Asano, Shogun’a saygı duymaktadır. Tüm derebeyler ve klanlar arasında dayanışma mevcuttur. Shogun’un Ako’ya ziyareti sırasında Asano klanların en iyi savaşçıları arasında bir turnuva düzenler. Ancak, bir şey Asano’yu çok utandıracaktır ve Asano bunun hesabını soracaktır. H.P. Lovecraft’tan esinlenilmiş korkutucu ve zırhlı dev  Brute (NEIL FINGLETON) Lord Kira için savaşmaktadır. Uzun zırhıyla yenilmez görünen bu savaşçı, siyah ve ışık hızında olan bir kılıç taşımaktadır. Kimse onu durdurmaz gibi görünmektedir… Kai bile. Tengu Lord (TOGO IGAWA)’unun yönettiği Tengu keşişleri ruhsal varlıklardır. Orman denizi olarak da adlandırılan Tengu Ormanında yaşarlar. Annesi daha bebekten terkettiği Kai’yi yetiştirirler ve ışık hızında savaşmayı öğretirler. İntikam peşine düştükleri sırada Roninler için Tengular, Kira’nın ordusuna karşı bulunabilecek tek silahtır. Hırpalanmış Ogre (Neil Fingleton) insanın var ettiği ve Avrupa gemilerinin yanaştığı bir adada yaşamaktadır. Busarı adeta bir kötülük labirentidir. Şeytani varlık, kızıl bir vücuda sahiptir ve esirlerle dövüşmektedir. Bir sonraki esiri ise Kai’den başkası değildir. Foreman (RICK GENEST) tüm vücudu gotik çizimlerle dolu bir ücubedir. Kaçakları toplar ve eğlence düzenlerken kullanmak üzere çukura atar. Kai, canavara karşı savaşmak üzere geldiğinde, bahisleri yükselir.

YAPIM HAKKINDA

Sonsuzluğu Ele Geçirmek: Roninler Yeniden Doğuyor

Yönetmen Carl Rinsch, senaryoyu okuduğunda zamansız bu aşkın ve fantastik yaratıkların tarihi bir fonda resmedilişinden çok hoşlanmış. Yönetmen şöyle açıklıyor: “Ronin hikayesini az çok biliyordum ama elbette bu onun yaratıcı bir şekilde yeniden düzenlenmiş hali.” Universal ile anlaşan Rinsch bunun ilk filmi olmasını istemiş. Vahşi dünyada geçen bu benzersiz fedakarlık hikayesinin yapımcısı  Pamela Abdy. Abdy şöyle ekliyor: “Hikayenin temaları onur, intikam ve aşk. Bunlar evrensel  değerler. Hepimiz bu karakterlerin duygularına, serzenişlerine ortak olabiliriz. Kahramanların yolculukları aracılığıyla fantastik bir dünyaya gidiyoruz. Ancak bu filmin kalbinde, temel insani arzular ve haksızlığa uğramışlık var.” Film yapımcıları sadece izleyiciyi eğlendirmeyi değil, bu ulusal hikayeyi onurlandırmak istemişler. 47 Ronin, Japonya’nın değer verdiği efsanelerdendir. Hatta bankalarda, okullarda, yaşamlarını ülkeleri için veren bu kahramanlar her yıl anılırlar. Yeni nesillere geleneksel olarak aktarılan hikaye, Chūshingura adı verilen eserlerle (tiyatro, film, edebiyat) kutlanır. Hepsi, tarihsel olarak ve sanatsal işlemelerle Ronin’i anlatır. Geçmişi onurlandıran bu yöntemle ilgili olarak Rinsch şöyle açıklıyor:  “Chūshingura geleneği, 47 Ronin hikayesinin yeniden bir paylaşımı. Amacı, temel duygulara ve hikayenin temasına saygı göstererek, öyküyü yeni izleyicisiyle buluşturmak. Bugünün film izleyicisi fantazi, bilim – kurgu ve super kahramanlarla öğreniyor. Benim de amacım, japon  Chūshingura’sını alıp, Hollywood tarzıyla uluslararası bir izleyici kitlesine sunmak. Yapımcı Eric McLeod da, tıpkı Abdy ve Rinsch gibi, nesillere aktarılan bu hikayeden büyülenmiş. Yapımcı şöyle ekliyor: “47 Ronin’de beni etkileyen şey, sadece tarihi yönü değil, o dünyanın fantastik öğeleri… Filmin araştırması yapılırken, yönetmen Miyazaki, Hokusai ve Hiroshige gibi usataların sanatından da ilham almış.  Rinsch şöyle açıklıyor: “Bu çizimleri incelerken, onlarda tamamen fantastik bir dünya gördüm. Ve eğer bu dünyayı ifade edebilirsek doğru yoldayız demektir, diye düşündüm.“ Bu aşamadan, Rinsch ve ekibi, 47 Ronin hikayesinin fantastik boyutunu, Japon kültüründe varolan yaratıklar da dahil olmak üzere incelemeye başladılar ve buldukları kütüphanelerden çok etkilediler. Rinsch ekliyor: “Yōkai, Japon canavarı olan Oni ve kuş savaşçı olan Tengular vardı. Bize araştıracak, inanılmaz bir fantastik karakter koleksiyonu sundular. “ Film yapımcıları, senaryoyu hallettikten sonra yapıma geçtiler ve bu aşamada önemli olan şeyin karakterlerin birbirine dengesini sağlamak olduğunu anladılar. Abdy açıklıyor: “Hikaye aşk, acı ve  hüzün duygularının hepsini kucaklıyor.. Bu anların aynı zamanda farkedilir olması da gerekli. Aksiyonu dengelemeye ve karakterlerin birbirine olan bağlarını oluşturmaya çalıştık.” 

Kai’yi Keşfetmek

Keanu Reeves’in Filme Dahil Oluşu

47 Ronin’in kadrosunu oluştururken ilk aktör aranan rollerden biri Kai rolüydü. Hem kahraman rolünün hem de aksiyonun gerektirdiği performansa sahip, dünya çapında tanınan Keanu Reeves, bu film için de ideal bir seçimdi.

Abdy açıklıyor: “Keanu ile çok önceden konuşmuştuk. Neredeyse iki buçuk yıl öncesinden beri bütün aşamalara tanık oldu. Sadece role en uygun kişi değil, yapımın her parçasında, heyecanla katkıda bulunan biri.” Reeves ekliyor: “Yaratılan dünya çok ilgimi çekti. Bir batılı olarak bu hikayeye bağlandım. Bu filmde onur, intikam ve sevgi gibi evrensel temalar yer alıyor.”  Reeves, yönetmen Rinsch’le tanışmadan önce, Morgan ve Amini’nin yazı sürecinde de yer almış. Oyuncu devam ediyor: “Chris ve Hossein, gerçekle fantezi arasında harika bir Ronin hikayesi versiyonuna hayat verdi.” Reeves, Rinsch’in görsel olarak filme kattığı dil hakkında şunları söylüyor:  “Carl’ın filmle her zaman duygusal bir bağı oldu. Her zaman paylaşımcı ve işbirliğine açıktı. Herşeye stil katıyor ve olmayan bir dünyayı inandırıcı kılıyor, sanki hep vamış gibi.” Rinsch, başrol oyuncusuyla çalışmaktan oldukça keyif almış. Yönetmen ekliyor: “Keanu bir oyuncudan daha fazlası. Her aşamada işbirliği sunan biri.  Konu oynadığı karakteri olsun olmasın, ona soru sormak isteyeceğim ve karşılığında anlamlı bir cevap alabileceğim türden biri.” 47 Ronin hikayesini Chūshingura ışığında yeniden resmederken Kai de bu yeni oluşumdan geçiyor. Melez bir yetim olan Kai karakteri, dışlanmışlığı ve derin bir ulusun sahip olduğu derin kültüre ait olamamayı sembolize ediyor. Reeves şöyle açıklıyor: “Yolculuğu boyunca Kai kabul görmek istiyor. Bu, herkesin kendiyle ilişkilendirebileceği bir şey.  Bir tür göçmen hikayesi. Aranıza girmek isterken bir yandan da kendi bireyselliğine tutunuyor. Bütün iyi hikayelerinki gibi, bu da evrensel boyutu olan bir konu. “ 

Uluslarası İşbirliği 

Yan Rol Kadrosu

Yönetmen Rinsch, yapımcılar ve Reeves’e göre, bu film için Asya sinemasının en iyi oyuncuları özenle seçildi. Usta aksiyon oyuncularından Oscar®  adaylarına ve hatta pop müzik sahnesinin tanınan yüzlerine, ekip yapımda yer alacak tüm oyuncular özel olarak seçmiş. Tüm dünyada ilgi çeken The Wolverine filminde de yer alan  Hiroyuki Sanada, 6 kez Japon Academy Ödülüne  aday gösterilmiş ve 2 kez bu ödülü kazanmış. Samurayların lideri Oishi karaterini canlandıran Sanada, 47 Ronin hikayesinin batılı ayağını üstlenmek üzere seçilmiş. Sanada, yeni ve fantastik bir üslupla işlenen hikayenin aslına uygun kalması konusunda oldukça sorumluluk sahibi. Sanada şöyle söylüyor: “7 yaşımdayken ilk kez televizyonda görmüştüm. Ağabeyim ve ben sanki birer Roninmiş gibi oynardık. Oyunculuğa başladıktan sonra ne zaman Oishi rolünü oynayacağımı hep merak etmiştim. Uzun zamandır bekliyorum ancak bu teklifin bir Amerikan filminden gelmesi benim için oldukça şaşırtıcı oldu.“ “Üzerimde baskı hissediyorum çünkü Oishi karakterini saygı duyduğum pek çok oyuncu oynadı. Ancak bu versiyon geleneksel olandan daha farklı. Duygular ve yönelimler aynıydı ancak bu filmde, zayıflıkları, şüpheleri ve tedirginlikleriyle Oishi’nin insan yönü daha ağır basıyor. Fantazi ve gerçek arasında bir denge var. Bu, hikayeyi Japon gençlerine ve Japon kültürünü de dünyanın geneline aktarmak için mükemmel bir kombinasyon. Filmde,  her ülkenin insanına hitap edecek birşeyler var. Sadece bir Japon hikayesinden ibaret değil. Bu öykü, saygı ve sevgiyle ilgili. Pek çok batılı filmde rol alan ve Amerikalı film yapımcılarıyla çalışmış olan Sanada, Rinsch’le olan deneyimini şöyle aktarıyor: “Carl ile yapım üzerinde çalıştığımız  ilk günde, yalnızca izlediğini ve gördüğünü değil, sahnenin duygularını hissettiğini farkettim. Rinsch, Kai’yle savaşan Oishi karakteri için neden Sanada’yı seçtiklerine dair bir iç gözlem sunuyor:  “Oishi karakteri, gündüz vakti kuzu gibi olan bir karakter. Ancak, hava karardığında ne kadar güçlü olabileceğini farketmiyorsunuz. Bence, Hiro Sanada tahammülü yüksek ve güçlü bir oyuncu. İşler kızıştığında bunu eylemine yansıtıyor. Hiç görmediğiniz bir şekilde dövüşüyor.“ Sanada, filmin başrol oyuncusuyla çalışacağından ötürü çok heyecanlanmış. ”Provalardan itibaren birlikte çok zaman geçirdik, 6 ay boyunca diyaloglarımıza, dövüş sahnelerimize çalıştık ve hem fiziksel hem mental pek çok şey paylaştık.  Keanu her zaman sakin ve saygılıydı. Ona bir oyuncu olarak da bir birey olarak da çok saygı duyuyorum.” Reeves bu nazik sözlere karşılık veriyor: “Bir kardeşim yoktu ama şimdi var.” Yapımcı Abdy, Sanada’nın liderliği üzerine konuşuyor: “Hiroyuki, Oishi karakteriyle bütünleşti. Çok cömert bir oyuncu ve bize bu dünyayı ve kültürü anlamamızda çok yardımcı oldu. Herşeyin üstesinden büyük bir nezaket ve stille geliyor. Bu özelliğini karakterine de yansıttı.” Kai’nin yasak aşkı Mika’nın geleneklere meydan okuyan karakteri için film yapımcıları, Japonya’nın yetenekli müzik sanatçılarından Ko Shibasaki ile anlaşmış. Rinsch şöyle açıklıyor: “Ko, yapım öncesinde hiç tanımadığım biriydi. Ancak şarkıcı ve oyuncu olarak büyük bir kariyeri var. Çok iyi bir iş çıkardı ve bence gelecekte daha bir çok başarılı işe imzasını atacak.” Reeves, Kai ve Mika’nın ilişkisini anlatıyor: “Bir yabancı ve bir prenses. Bu imkansız bir aşk. Çünkü mümkün olamaz ve de çok tehlikeli. Kai’nin Mika’ya olan özlemi hikayede önemli şeylere yol açıyor. Ko bir Rock yıldızı. Yapamayacağı şey yok. Performansında kırılganlık, asalet ve güzellik var.” Hollywood’un tarzıyla yeniden ele alınan bu Japon hikayesiyle ilgili olarak Shibasaki şöyle açıklıyor: “Japonlar utangaçtırlar, bütün duygularını dışa vurmazlar. Carl her zaman beni kendimi ifade etme konusunda ve kendi doğal tepkilerimi kullanmak konusunda yüreklendirdi. O çok nazik, açık fikirli biri, sanırım o yüzden bu işe atılmak ve risk almak bu kadar kolay oldu.” Mika’yı isteyen tek kişi Kai değil. Ayrıca Lord Asano’nun tüm topraklarında hak iddia eden, düşman karakterindeki Lord Kira. Bu karşıt karakteri canlandırması için film yapımcıları, Ichi the Killer, Asgard’lı Hogun karakterini oynadığı Thor ve Thor: Karanlık Dünya gibi tüm dünya genelince başarı elde eden filmlerde yer almış olan Tadanobu Asano’yu seçmiş. 

Asano karakterinin güç aldığı şeyi açıklıyor: “Mika, Ako’daki en önemli insanlardan biri. Prensese sahip olan Ako’nu da sahibi olur. Zaten karakterin de istediği bu. Kişisel olaraksa, Mika’yı hiç sahip olamadığı sevgi olarak görüyor. Bir bakıma, onun üzerinde kurduğu egemenliği, sevgi üzerindeki kontrolünü sembolize ediyor.” Asano’nun 47 Ronin hikayesiyle uzun zamandır bağı var. Hatta derebeyinin ismini bile taşıyor. Asano ekliyor: “Ben büyürken televizyonda ve filmlerde bu öykü çok yer alırdı. Büyükannem de her zaman “Senin ismin de Asano’ derdi. Onun düşmanı rolünde oynamak bir hayli ironik! Asano karanlık yanını nasıl dışa vurduğunu açıklıyor: “Belki güç düşkünü, ukala biri gibi görünebilir ancak onun açısından bakarsanız, aslında oldukça çekici bir adam. Elbette, onda yanlış giden birşeyler var ancak bu onu ilginç kılıyor.” Asano’ya göre pek çok Japon anlatımından farklı olarak, filmin kendine has bir anlatımı var. Şöyle açıklıyor: “Japon kültüründen çok ünlü bir hikaye olduğu için pek çok versiyonu vardır. Hepsi de yazılı olamayan fakat belli kurallara bağlı kalmışlardır. Ancak Carl farklı bir kültürden geliyor ve evrensel temaları konu alması dolayısıyla filme kendi perspektifini katıyor. Hikayeye, temalara sadık bir şekilde çok özgün bir soluk getirdi.” 

Asano ve Reeves aynı sahnede yer alamasa da Reeves oyuncunun performanısını izlemekten çok keyif almış. Kendisi gülerek şöyle anlatıyor: “O çok yaramaz bir çocuk. Sanki herkes onunmuş gibi yaşıyor. Onu yakın çekimde dansçıları izlerken gördüm ve kendi kendime şöyle dediğini hayal ettim. “Tabi ki benim için dans ediyorsun, herşey zaten benim için. Ay da benim için, güneş de!” Babel filmindeki performansıyla uluslararası başarı elde eden Oscar  adayı Rinko Kikuchi hikaye üzerine konuşuyor: “Okuldan beri bu hikayeye aşinayım. Ancak film, Japon izleyicisinin daha önce gördüklerinden biraz farklı. Canavarlar, setler ve yaratıklar tamamen yeni. Karakterim asıl hikayede yer almıyor ancak hikayeye fantastik açıdan çok şey katıyor, oynamak da benim için bir o kadar eğlenceliydi.” Kikuchi, filmde yer almaktan dolayı çok mutlu.  Oyuncu açıklıyor: “Böylesine vahşi bir kadın karakteri oynamak çok hoştu. Carl benden kışkırtıcı, alımlı ve vahşi olmamı istedi. Cadı, şekil değiştirebilen bir karakter, insanları kandırabiliyor ve sıradan bir cadı değil. Bir kadının yüreğine sahip ama sadece iç güdülerinizi izliyor.” Rinsch’in amacı hikayeye saygı duymakla birlikte Japon izleyicisinin daha önce görmediği bir şey dunmak. “Japonlar yeni birşeyler görmek istiyorlar.“ Kikuchi ekliyor: “Japonlar tarafından yaratılmış geleneksel hikayenin yanı sıra farklı bir açıdan üretilmiş versiyonunu da görmek isteriz. Film, evrensel ve yenilikçi bakış açılarını mükemmel bir dengeyle sunuyor.” Kendi ülkesi Japonya’da oldukça tanınan pop müzik sanatçısı Jin Akanishi, Oishi’nin oğlu Chikara karakterinde oynuyor. Abdy, karakter üzerine şunları dile getiriyor: “Chikara çok genç yaşında büyümeye zorlanıyor. Oishi, her ebeveyn gibi onu korumak istiyor. Jin , bu rolde harika bir iş çıkardı. Filmde çok şey öğrendi, onu oyuncu kadrosunda görmek güzeldi.” 

Filmde karakteri, Kai tarafından Tengu stiliyle eğitiliyor. Tengu: “Chikara da bir samuray olmak istiyor. Hikaye sırasında büyüyor ama onu bir tek Kai anlıyor ve onunla arkadaş oluyor.” Abdy Akanishi’ye 47 Ronin hikayesini bilip bilmediğini sorduğunda, hayır cevabı almış. “Hayır” dedi. “Bu, büyükannelerinizin anlattığı hikayelerden biri”. Ama yarattığımız bu dünyayı gördükçe çok etkilendi ve arkadaşlarının da çok seveceğini düşündü. Yeni nesle bu Japon hikayesini öğrenebilme fırsatı veriyoruz çünkü onlara bağ kurabilecekeri bir dünya sunuyoruz.“ Setteki en genç kişi olan oyuncu, diğer ounculardan çok şey öğrendiğini söylüyor: “Sanada çok gayretli biri. Herkesle ve her detayla ilgileniyor. Nasıl giyindiğimize ve nasıl hareket ettiğimize dikkat ediyor  çünkü Japon kültürü hakkında çok şey biliyor. Her zaman çok yardımcı ve destekleyici oldu.” Akanishi yabancıların en gencini oynarken diğer samuray savaşçıları rollerinde ise Yasuno rolünde MASAYOSHI HANEDA, Hazama rolünde HIROSHI SOGABE, Basho rolünde TAKATO YONEMOTO, Hara rolünde HIROSHI YAMADA, Horibe rolünde SHU NAKAJIMA Isogai rolünde MASAYUKI DEAI, Adanın kaptanı rolünde YORICK VAN WAGENINGEN, Oishi’nin adamlarını Kira’nın askerlerine saldırması konusunda liderlik eden grup lideri rolünde GEDDE WATANABE ,

Budapeşte’den Londra’ya

Setler, Mekanlar ve Tasarım

47 Ronin’in çekimleri Budapeşte’de ve Londra yakınlarındaki Shepperton stüdyolarındaki setlerde gerçekleşti. Ekibin amacı sıfırdan romantik bir Japonya yaratmaktı. Yapımcı McLeod şöyle özetliyor: “Pek çok insan gitmeden Japonya’nın nasıl bir yer olduğunu bilmez. Filmde bunu biraz daha yükseltiyoruz, daha yeşil ve daha parlak olarak.” Abdy ilk günden itibaren yaşanan zorlukları paylaşıyor: “Chris ve Hossein’in senaryolarını birleştirip, Londra’da ve Budapeşte’de derebeylik olan Japonya’yı yeniden  yaratmaya çalışıyorsunuz. Bu, çok katmanlı bir süreç ve ancak pek çok sayıda yetenekli insanla altından kalkılabilecek bir şey.“ Film yapımcıları iyi bir yapım için büyük ölçülerde çalışmaları gerektiğini biliyordu. Aynı zamanda, eşi benzeri görülmemiş bu ulusal hikayenin beyaz perde versiyonunu sunmak için 18. yüzyıl Japonya’sını kavramaları gerekiyordu.

Rinsch gereken şeyler hakkında konuşuyor: “Herşeyin aslında uygun olacağı ve  diğer kültürlerin de anlayabileceği şekilde sunabilemek için geniş kapsamda bir araştırma yaptık. Japonların günlük işler için bile bazı kodlamaları var, batılılar olarak  onları gücendirmemeye özen gösteririz. Bir kimonoyu kullanma şekli bile önemli bir detay. Mesela, sadece öldükten sonra soldan sağa giyersiniz. Eğer dikkat etmezsek, yürüyen zombilerimiz olur. Abdy devam ediyor: “Setler çok büyük ve çok ayrıntılı. Setin yapımı da önemli. Olabildiğince gerçekçi kılmaya özen gösterdik. Çay, odalar hatta tatami matlarından bile özenli davrandık. Mika’nın makyaj yapıp Lord Kira ile evlenme sahnesinde, herşeyin üzerindeki detaylar – fırçalardan kaselere, onların nasıl taşındığından renklerine, nasıl yere bırakıldığından rujun şekline kadar – bir çok departmanda milyonlarca öğeyle ilgilendik.” En son Hızlı ve Öfkeli 6 filmi için çalışan ve iki kez Oscar®  adayı olan yapım tasarımcısı Jan Roelfs ve ekibi, 47 Ronin’in efsanevi mekanları için Budapeşte’de; Ako, Dejima Adası ve Tengu Ormanı yaramak üzere devasa settler kurmuş. Shepperton’da ise, Ako’nun dış mekanları ve Kira’nın filmin finalinde yer alan kulesinin seti inşa edilmiş. McLeod kendisi ve ekibinin yaratımları üzerine konuşuyor: “ Detaylar inanılmaz.. Ako setinde, ağaçlar tamamen çiçeklerle kaplı. Bu başlı başına bir Japon ikonu. Ako kulesi ile bu kiraz çiçekleri inanılmaz bir tezat oluşturuyor. Her bir ağaca tek tek elle yerleştirilen 15,000’er adet yapay çiçek, İngiltere’ye ayrı ayrı  yollanmış. Setlerde ayrıca İtalya’dan getirilen toplamda 300 adet bambu bitkisi ve 100 yıllık gibi görünen bonzai ağaçları yer alıyor. Roelfs’in ekibinin hazırladığı bir başka çalışma ise Shepperton stüdyolarında kurulan Kari’nin kulesinin yer aldığı final sahnesi.  Reeves şöyle açıklıyor: “47 Ronin Lord Kira için gösteri yapacak bir grup ayarladı. Kuleye böylelikle giriyoruz ve içeride yerimizi alıyoruz. Ve hep birlikte hareket ederek Lord Kira’nın hayatına son vermeye ve prensesi kurtarmaya çalışıyoruz.” Asano ekliyor: Tam istenen setti. Çirkin, boş ve soğuk. Tıpkı Kira’nın karakteri gibi.” Reeves özellikle Kira’nın kulesindeki detayların, inanılmaz boyutta olduğunu söylüyor: “Muhteşem setlerimiz vardı. Aynı zamanda kamera hareketiyle ve efektlerle de kazandırılan pek çok şey var. Tıpkı eski usül film yapımı gibi. Çok büyük settler, bir sürü figüran, kostümler, ışıklar, kamera ve aksiyon. Oklar, dövüş teknikleri ve kılıç kullanımıyla, birkaç Ronin’in neler yapabildiğine tanık olacaksınız. Efsanenin bu versiyonunda Kai, Tengu ormanında büyüyor. Abdy bu setten çok hoşlanmış: “Tengu Ormanı bir harika. Belki de filmdeki set bakımından en fantastik öğelerden biri. İzleyici, bu fantasik dünyada, Kai’nin geldiği yeri görecek.“ Akanishi’nin yer aldığı ilk savaş sahnesi oldukça ürkütücü. Kendisi açıklıyor:  “Özellikle mağra çok ürkütücü ve tuhaftı. Ekibin eklediği ayrıntılardan da oldukça etkilendim. Oldukça karmaşıktı. Bu benim ilk setimdi ve ilk gördüğüm anda büyülendim.”  Budapeşte’de, Hollanda’lıların sahip olduğu Dejima adasının çekimleri yer aldı. Kai esaretten burada kurtarılıyor. McLeod’a göre Roelfs’tan bir başkası 47 Ronin dünyasını yaratamaz. Kendisi ekliyor: “Jan sadece nasıl görüneceğini değil, dublörlerin nasıl hareket edeceğini, görsel efektleri ve sette gerçekleşecek daha bir çok şeyi düşünerek hareket ediyordu.“ Oishi’nin karısı ve Chikara’nın annesi Riku rolünde NATSUKI KUNIMOTO bulunuyor. Bu isimlere ek olarak, Min Tanaka, Lord Asano’yu; dövüş sanatları uzmanı Cary-Hiroyuki ise Shogun Tsunayoshi Tagawa karakterini canlandırıyor.

Av Kuşları:

Dublörler ve Dövüş Sanatları 

Skyfall, Quantum of Solace, Unstoppable  ve The Bourne Ultimatum gibi filmlerde çalışmak olan dublör koordinatörü GARY POWELL, filmin tüm dövüş sahnelerinden sorumlu. Rinsch şöyle yorum yapıyor: Gary harika bir iş çıkardı. Dövüş sahnelerinde fazlaca kamera kullanmak istedik ve o da dublör ekibiyle inanılmaz bir iş yarattı.” 

Reeves, Matrix üçlemesi ve Man of Tai Chi gibi filmlerde eğitim almış ve dolayısıyla Asya tarzı dövüş sahnelerine aşina bir oyuncu. Ancak, 47 Ronin’de oynamak, bu dövüş sahnelerinde silah kulanmayı da gerektiriyor. Oyuncu şöyle açıklıyor:  “Temel bir alışkanlık kazanmak için, yapım başlamadan önce, 6 hafta kadar Katana Kılıç Eğitimi aldım.” Kai’nin dövüş stili temel, geleneksel ve Tengu ustalarına özgü mitolojik stilin bir sentezi. Dejima adasındaki dövüşü Reeves, “it dalaşı” olarak niteliyor. “Kai samurayları izleyerek ve Tengu kılıç tekniğini öğrenerek ve çukurdaki kavga tekniklerinin hepsini kullanıyor.” Reeves, Dejima’da Oishi ile geçen çok önemli bir sahneyi paylaşıyor: “Dövüş sırasında birbirimizin tekniğini gözlemliyoruz. Kai, 1 yıldır ölüm odasında aklını yitirmiş vaziyette, tıpkı kudurmuş bir hayvan gibi. Oishi onu kendine geri getiriyor.” Oldukça iyi bir kılıç ustası olan Sanada da haftalarca antrenman yapmış. Özellikle bir sahneyi haftalarca çalıştığını hatırlıyor: “Oishi bir kılıç ustası ancak Japonya’da o dönemde barış hakim. Hiçbir samuray, kılıcını kullanmıyor. Kai ise Tengu’da büyümüş ve dövüş tarzı daha vahşi. Bu yolculukta Kai ve Oishi birbirlerinin stilini öğreniyor. “ Reeves ekliyor: Sanada, samuray kılıcı konusunda inanılmaz yardımcı oldu. Bu konuda çok üstün. Klasik kılıç eğitimi var. Ona göre herşeyin bir anlamı olmalı. Sadece bir eyi yapmış olmak için yapmaz. Her bir atak ve ona bağlanan bir sonraki hareket, farkında olunarak yapılmalı.“ Dejima adasında Kai başka bir fantastik yaratıkla karşılaşır, Kira’nın dev savaşçısı Oni (canavar) karakterinde rol alan İngiltere’nin en uzun adamı Neil Fingleton (X-Men: First Class). 

Reeves onunla paylaştığı sahnesinin, kariyerindeki en zor dövüş sahnelerinden biri olduğunu söylüyor: Oyuncu açıklıyor: “Gerçekten zordu. Bu kadar uzun boylu bir insanlar nasıl başedebilirsiniz ki? Benim için saldırı aşağı ve yukarı hareket etmektir. Neil dövüş konusunda eğitimli olmasa da fiziksel yetenekleri var.”

Fingleton setteki en büyük adam olmakla ilgili olarak şunları söylüyor: her zaman boyumla gurur duydum. Keanu iyi biri, onu tanımak güzeldi. Dövüş sahnelerinde, birbirimizin hareketlerini anlamaya çalıştık. Sanırım onun için daha zordu çünkü ben yukarı bakarak savaşmak zorunda değilim. Hep aşağıya bakarım, ama bunu yapmaya alışkınım” Aksiyonda yer alan sadece dışlanmış olan samuray değildi. Akanishi de karakterinin fiziksel yönlerini keşfetmekten dolayı heyecan duymuş. “Kılıçla savaşmayı, ata binmeyi öğrendim. Daha önce hiç denememiştim. Çok keyifliydi, bunları bilmek güzel.” 

Antik Japonya Hayali:

47 Ronin’deki Görsel Efektler 

47 Ronin’de görülen tüm yaratıklardan, Academy Ödülüne aday gösterilen görsel efekt süpervizörü Christian Manz ve ödüllü efekt şirketi FRAMESTORE sorumlu.  Manz Rinsch’in yaklaşımını çok sanatsal buluyor ve ekliyor: “Carl’la ilk görüşmelerimizde, filmin teknik yanından çok sanatsal tarafından bahsettik. Bana gösterdiği güzel resimlerden çok etkilenmiştim. Başkalarının fikirlerine ve onları dinlemeye her zaman çok açık.” Reklam dünyasında yoğrulan yönetmen pek çok farklı kaynaktan ilham alıyor. Manz devam ediyor: “Filmin, Miyazaki filmlerinin aksiyon versionu olacağından bahsetmiştik. Filmde varolan herşey yapmak aslında zorluğun ta kendisiydi.  Ayakları yere basan ancak biraz da fantastik öğeler barındıran bir dünya istedik. İzleyenin sadece Hokusai resimlerinde görebileceği ama gerçekten varolduğuna inanabileceği bir Japonya istedik.” Manz, Roelfs ve ekibiyle çok yakın çalışarak yapımda istenilenleri elde etti. Ako’nun avlularından kırsalına, Kira’nın dramatik kulesine kadar herşey, programa göre ilerledi. Elbette,  Manz’ın departmanının en göze çarpan çalışmaları filmdeki yaratıklar; Cadının ejderhası, adadaki Oni ve korkunç yaratık Kirin.  Filmin en büyüleyici sahnelerinden biri olan ormanda Kirin kovalamacası ise, filmin açılış sahnesi. Abdy gülerek ekliyor: “Bu bizim filmimizin araba kovalama sahnesi. Elbette, filmimizde hiç araba yok, ama onun gibi büyük bir yaratığı ormanda kovalamak büyük bir iş. Kirin enerji dolu, hareketli ve güçlü.” Manz, filmin en karmaşık aksiyon sahnesinden bahsediyor: “ Sahnede, koca yaratık zehirleniyor ve kuduz oluyor. Bu sahnede kocaman yaratığın yanına tasarımı ve dublörleri koymak zorlu bir görevdi.” Sahnenin gerçekçi olması için, tüm hareketler doğru zamanlamada gerçekleşecek şekilde çekilmiş. Manz açıklıyor: “Kirin’in gideceği yolu kestirmek ve tüm yoyuncuların o düzlemde hareket etmesin sağlamak gerekiyor. Böyle yapmalıyız ki, görüntü tamamen hazır olduğunda, inandırıcı gözüksün.” Sanada, bu sahnenin macerada önemli bir yer tuttuğunu söylüyor:  “Bunun fantastik öğelere sahip bir samuray filmi olduğunu belirtiyor. Kirin’le birlikte filmin atmosferini tanıtmış oluyorsunuz. Ayrıca,  Kai’nin karakteri hakkında  da bilgi alıyorsunuz, mesela doğüstü güleri olduğunu. Tüm oyuncular için bunlar zor sahnelerdi. Çünkü biz Kirin’i görmüyoruz. Öyle zamanlarda oyunculuk ve hayal gücü tek silahımız oluyor. A yrıca, izleyiciyi inandırmak zorundayız. Fingleton’a göre, Oni’yi oynadığı sahne hem oyuncuların hem de görsel efektlerin ortak bir marifeti. “Aslında bir bakıma bütün hafta boyunca havuç kostümü içinde gibiydim. Oni’nin bir topu ve zinciri var, o büyük bir canavar. Güzel bir sahne. Sahnenin sonunda Keanu kafamı uçuruyor, aslında bu benim için hiç de güzel değil.” Manz, Kai and the Oni arasında geçen sahnenin ciddi çalışma gerektirdiğinden sözediyor: “Keanu ve Neil arasında geçen dövüş sahnesini Gary Powell hazırladı. Carl bu dövüş sahnesini yönetti ve ardından Neil’ın üzerinde görsel katmanlarını yerleştirdik.” Manz’ın efekt ekibinin de yardımıyla bu kızıl canavar deve dönüşmüş. Rinsch bize bu süreçten bahsediyor: “Neil kırmızı spandeks bir kostüm giyiyordu. Ardından onu baz alarak üstüne kendi karakterimizi inşa ettik. Keanu, gerçek bir insanla dövüşüyordu, bu nedenle biz de hareketlerini, ışığı daha iyi kontrol edebildik – ki sonunda gerçek gibi görünsün.” 

Fantaziyi Giydirmek:

Komplike Kostüm Tasarımı

Bu epik filmin kostümlerini hazırlamak sadece 18. Yüzyıl Japon kıyafetleri hazırlamakla bitmiyor. Başrollerin kıyafetleri hariç, 900 kostümün bulunması gerekiyordu. Renkli kimonolar ve zırhlardan oluşan şatafatlı giysilerin çoğu el yapımı. En büyük zorluklardan biri de, batı izleyicisinin filmin dönemsel ve coğrafik olarak gürntüsüne tamamen yabancı olması. Kostüm tasarımcısı Penny Rose’a göre, Pirates of the Caribbean, Prince of Persia: The Sands of Time, King Arthur ve Shadowlands filmlerinde de görülen bu tip tasarımlar derin araştırma gerektiriyor. Tasarımcı ekliyor:  “18. Yüzyıl Japonyası hakkında az şey biliyoruz. Kostüm departmanından iki kişi Japonya’ya gitti ve araştırma amacıyla Tokyo’daki müzeleri ziyaret etti. Herşeyin aslını taklit etmek istemedik, çünkü biz fantastik bir dünya yaratıyoruz. Yine de, istediğimiz şeyleri üzerine bina etmemiz için, temel almamız gereken şeyler var. Rinsch aralarındaki işbirliğinden sözediyor: “Penny, daha film yapımı başlamadan önce tanıdığım bir arkadaşım.  İlk günlerde, bazı orjinal tasarımcıları örnek alıp kendi dokunuşumuzu eklemek üzerine konuşmuştuk. Çok güçlü karakter biçimleri ve tasarımları yarattı ve bunu yaparken belli bir enk paleti ve dokular kullandı.” Rose, Rinsch hakkında konuşuyor: “Çok görsel biridir. Hayal gücü geniş ve zekidir. Her zaman büyük resmi görmeyi başarmıştır. Düşünmediği şeyleri denemeye gönüllüdür ve bir anda harika fikirlerler çıkagelir. Onunla çalışmak çok zevkli, çünkü yaptığı filmin görsel tarafıyla her zaman çok ilgiliydi.” Rinsch’in en önemli fikirlerinden biri de Japonya görünümünü kostüm haline getirmekti. Rose açıklıyor: “Mika’nın yardımcıları için arkasında kiraz ağacı olan bir pelerin yaptık. Biraraya geldiklerinde bütün ağaç görüntüsü tamamlanıyor. Çok harika olmuştu.” Sanada, Rose ve ekibinin elde ettiği görsel gerçekçilik üzerine konuşuyor: Penny için oldukça zor olmalı çünkü  batı ve doğu kültürü birbirinden çok farklı. Ama çok iyi bir iş çıkardı, bu film için en iyisi oydu.“ Tasarımcının işi 1,000 sade beyaz kimono içliği hazırlamaktı. “Gelenekte yer alan temel şeyleri uyguladık. Yapım tasarımcısı Jan ile çalışmak büyük keyifti çünkü setler inanılmazdı. Herşeyin birbirine örtüşebilmesi için, şekil ve renkleri oluşturmak için beraber çalıştık.” Tasarımın tüm öğeleri bütün 47 Ronin dünyasına uygulandı. Bir atlının zırhı olsun ya da köylü kıyafetleri olsun karakterlerin kimliklerini algılayabileceksiniz. Rose ekliyor: “Ako, kırmızılarla bezeli neşeli bir yer. Hain Kira’nınki mor,  Shogun’un dünyası ise altın rengi ve biraz da turkuaz. Budapeşte’deki çalışmalarda, savaş sahnelerinde ağır olmaması ve aktörleri sıcaklıktan korumak için plastikten hazırlanan 400 takım zırh özenle ve tek tek elle yapılmış. Geleneksel olarak deriden yapılan bu zırhın bir adet deri prototipi üretilmiş ve aslından ayırılmayaak kadar gerçekçi duran kopyaları yapılmış. Rose ekliyor: “Kopyalama işlemi sonrasında çıkan malzeme, bugüne kadar gördüklerimin içinde en iyisiydi. Rose, Kai ve Oishi’nin kıyafetleri arasında tezatlık oluşturmak istemiş. “Kai kayıp bir çocuk. Her zaman yamalı, yırtık ve rahat giysiler giyiyor. Oishi’nin ise harika giysileri var. Film boyunca yaklaşık 10 değişik kostümü var hepsi de çok enteresan. Bu konuda Hiroyuki ile beraber çalıştık. Kendisi bütün detaylarla yakından ilgilendi . 

Shibasaki’nin canlandırdığı Mika karakteri için Rose modayı kullandı. Farklı modaevlerinin ürünlerine baktık. 1990’lardaki Dior, 1960lardaki Givenchy ve elbette Alexander McQueen.  Bu tasarımlardan bazı öğeler aldık ve geleneksel bir yapıda parçalarla birleştirdik. Mika’nın kendine özel bir renk skalası var. Turuncu ve yavru ağzı renklerde pastel renkler. Herşeyi ipekten ve yüksek yakalı.“ Rose, Asano’nun kötü Lord Kira’sı üzerine konuluyor. “Mücevher ve kristallerle birlikte dekoratif bir çok şey kullanıyor. Ama, hepsinde geniş yakalı bir silüet hakim. Çok şık olduğu kesin.” Kikuchi, Rose’un karakteri için hazırladığı kostümleri çoşkulu bir şekilde anlatıyor:  “Rose’un hazırladığı kostümler,  cadı karakterini daha iyi anlamamı sağladı. Kıyafetler role girmeme yardımcı oldu. Penny bana çok yardımcı oldu.” Cadının görüntüsünü oluşturmak için farklı renklerde lensler de kullanılmış. Kikuchi gülerek anlatıyor: Bu lensler korkunç görünmemi sağlıyor. Sadece onları takmak bile karakteri gizemli bir hale getiriyor. “Rose ayrıca kostümlerle ilgili bazı detaylarda görsel efekt ekibiyle çalışmış. Kikuchi ekliyor: Cadı bir tilkiden kumaşa, her tür şekle girebiliyor.” Abdy, Rose’un takımının çıkardığı işten çok memnun kalmış. Kadın kostümlerinde yarattıkları herşeye bayıldım. Penny bu işi bir adım ileriye götürdü, giysiler Paris Moda haftasından çıkmış gibi görünüyor. Kostümlere kendine has modern tarzını kattı.” Manz, Cadı karakterinin kostümünün filmde başka bir yaratık gibi yer aldığını söylüyor: Cadının giysisi de ve kendisi de şekil değiştirebiliyor. Bunu  ilginç bir şekilde kullandık. Eski tarz bir yol izlemedik, 80’lerden beri modada gördüğümüz şeyleri kullandık. “ 

OYUNCU KADROSU HAKKINDA

KEANU REEVES (Kai) Hollywood’un en çok seyredilen başrol oyuncularından biridir. Reeves en son, ilk yönetmenlik deneyimi olan ve tüm çekimleri Çin’de yapılan Man of Tai Chi filminde yer aldı. Fİlmin galası Haziran ayında Çin’de yapıldı ve sonbaharda dünya genelinde vizyona girdi. 

2012’de Reeves, Side By Side belgeselinin yapımcılığını üstlendi. Film yapımını ve dijital teknolojileri işleyen belgeselin galası Berlin Uluslarası Film Festivalinde yapıldı. Fİlm, Chris Kenneally’in yönetmenliğini yaptığı filmde Reeves, James Cameron, David Fincher, David Lynch, George Lucas, Danny Boyle, Martin Scorsese, Christopher Nolan, Steven Soderbergh, Lars von Trier ve Wachowski kardeşler dahil olmak üzere, Hollywood’un en önemli adamlarıyla söyleşiler yapıyor. Reeves’in yer aldığı projeler arasında hem oynadığı  hem de yapımcılığını üstlendiği Mark Mann’in yönettiği Generation Um…; Henry’s Crime;  Rebecca Miller’ın yönettiği ve Robin Wright ile oynadığı The Private Lives of Pippa Lee,; Jennifer Connelly ile birlikte rol aldığı 20th Century Fox’un epik yapımı The Day the Earth Stood Still: Forest Whitaker ile rol aldığı polisiye Street Kings; Sandra Bullock le oynadığı romantik drama The Lake House; aksiyon ve animasyon birleşimi dijital yapım A Scanner Darkly; Rachel Weisz ile rol aldığı, grafik romandan uyarlama Constantine; bağımsız film Thumbsucker; Jack Nicholson ve Diane Keaton’ın rol aldığı romantik komedi Something’s Gotta Give ve zamanın en popüler filmlerinden Matrix serisi. Reeves’in uzun film listesinde ayrıca,  Hardball, Cate Blanchet ile rol aldığı The Gift; Sweet November, The Replacements, A Walk in the Clouds, Al Pacino ve Charlize Theron’la rol aldığı, beğeni kazanan drama Devil’s Advocate; Little Buddha; Denzel Washington, Emma Thompson ve Michael Keaton ile oyandığı Much Ado About Nothing;  Bram Stoker’s Dracula, My Own Private Idaho, Point Break, Bill & Ted’s Excellent Adventure ve devam filmi olan Bill & Ted’s Bogus Journey yer alıyor. Toronto’da büyüyen Reeves, yerel pek çok tiyatro projesinde yeraldıktan sonra Los Angeles’ta televizyon sektöründe rol almaya başladı. Tanındığı ilk projesi Tim Hunter’ın yönettiği River’s Edge filmi olan  Reeves, ardından Marisa Silver’ın Permanent Record ve The Prince of Pennsylvania filmlerinde yer aldı. Sonrasında Frears’In övgü alan yapımı Dangerous Liaisons’ta, Glenn Close, John Malkovich ve Michelle Pfeiffer ile oynadı. Hayranları, Ron Howard’ın yönettiği komedi filmi Parenthood ve Lawrence Kasdan’ın I Love You to Death filmlerinde de yer alan Reeves’i ilk defa, Jon Amiel’in Tune in Tomorrow filminde romantik bir başrolde izledi. Oyuncunun kariyerinde TriStar yapımı bilim-kurgu filmi Johnny Mnemonic, Andrew Davis’in aksiyon filmi Chain Reaction ve Steve Baigelman’ın kara komedisi Feeling Minnesota da yer alıyor. 

HIROYUKI SANADA (Oishi) Neslinin en yetenekli ve saygın Japon oyuncularındandır. 50den fazla filmde Amerikan izleyicisi ile buluşmuş olan oyuncu bir Japon Oscar®  ’ının da sahibidir. Sanada yakında Colin Firth ve Nicole Kidman’ın rol aldığı  The Railway Man filminde de görülebilecek. Eric Lomax’in otobiyografik hikayesinden  uyarlanan film 2. Dünya savaşında geçiyor. Sanada filmde, Japon esir kampında çalışan Nagase adındaki bir çevirmeni oynuyor. Galası Toronto Film Festivalinde yapılan film, The Weinstein Company distribitörlüğünde 12014’de vizyona girecek.  Lionsgate International etiketi ile ise Avustralya, Japonya, İspanya ve İngiltere de dahil olmak üzere tüm dünyada Aralık 2013’te vizyona girecek. 

Sanada şu anda SyFy Kanalının Kuey Kutbunda araştırma yapan bir ekibi konu alan Helix dizisinde oynuyor.  Dizi Ocak 2014’te yayına girecek. Sanada en son, James Mangold’un 20th Century Fox. yapımı aksiyon filmi The Wolverine’de,  Hugh Jackman ile oynamıştı. Sanada 26 Temmuz 2013’te vizyona giren filmde Wolverine‘in ezeli düşmanı Shingen rölünde oynamıştı. Kariyerinde daha 5 yaşında başlayan oyuncu, The Twilight Samurai filmindeki rolüyle Japon Academy ödülünün sahibi oldu. Film, en iyi yabancı film dalında Academy ödüllerine de aday gösterilmişti. Amerikan izleyicisi Sanada’yı, Tom Cruise ile oynadığı  Ed Zwick’in The Last Samurai filmiyle tanıdı. Sonrasında Sanada, Anthony Hopkins ile rol aldığı James Ivory’nin The City of Your Final Destination; Ralph Fiennes ile rol aldığı The White Countess: Chris Evans ve  Rose Byrne ile rol aldığı Danny Boyle’ın bilim-kurgu gerilim filmi Sunshine; Susan Sarandon ve Emile Hirsch ile rol aldığı aksiyon –gerilim filmi Speed Racer; Brett Ratner’ın  Rush Hour 3; Chen Kaige’in epik Çin filmi The Promise ve korkutucu Ringu serisi.  Oyuncu televizyonda ise; Kiyoshi Takeda, Emily’nin (Emily Van Camp) akıl hocası Kiyoshi Takeda roünde, ABC yapımı Revenge’de konuk oyuncu olarak rol aldı. Ayrıca Emmy ödüllü dizi Lost’u son sezonunda Dogen rolünde yer aldı. Televizyonun yanı sıra, Royal Shakespeare Company’nin  King Lear yapımında yer aldı.  Sanada karetede kara kuşak sahibi ve Japon geleneksel kılıç kullanma eğitimi almış. Şu anda oyuncu Los Angeles’ta yaşıyor.

TADANOBU ASANO (Lord Kira) 1973’de Yokohama-shi – Kanagawa, Japonya’da doğan oyuncu, Takashi Miike’nin Ichi the Killer (2001); Takeshi Kitano’nun The Blind Swordsman: Zatochi (2003); Pen-Ek Ratanaruanng’ın  Last Life in the Universe (2004); Academy ödüllerine aday gösterilen ve Sergei Bodrov’un yönettiği Mongol: The Rise of Genghis Khan (2007); Kenneth Branagh’ın Thor (2011; Peter Berg’in Battleship (2012) ve Alan Taylor’ın Thor: The Dark World (2013) filmlerinde yer aldı.  Asano  2003’te, Last Life in the Universe filindeki rolüyle, 60. Venedik Film Festivalinde, en iyi aktör dalında Upstream ödülünün sahibi oldu. Asano, Japon sinemasında önemli bir isim olmakla beraber dünya genelinde de tanınmaktadır.  

RINKO KIKUCHI (Cadı) Oynadığı her role derinlik katan oyuncu, son olarak bilim-kurgu gerilim filmi Pacific Rim’de yer aldı. Kikuchi’nin ilk rol, 1999 yapımı Japın filmi Ikitai’den sonra,Hole in the Sky (2001) ve The Taste of Tea (2004) filmlerinde yer almış ve popüleritesini arttırmıştır.  Kikuchi , Alejandro González Iñárritu’nun Babel (2006) filmindeki rolüyle Academy ödüllerine aday gösterilmiştir. Sağır bir lise öğrencisi olan Chieko’yu canlandırdığı film, 7 Academy ödülü adylığı aldı ve Kikuchi’nin,  Hollywood’un genç kadın başrol oyuncularının arasında yer almasını sağladı.  Kikuchi kariyerine uluslarası başarı sağlayan, Adrien Brody ve Rachel Weisz ile rol aldığı, Rian Johnson’ın The Brothers Bloom (2008); Serge Lopez ile rol aldığı, Isabel Coixet’in Map of the Sounds of Tokyo (2009); John Cusack ve Ken Watanabe ile rol aldığı Mikael Håfström’un Shanghai (2010); Anh Hung Tran’ın Haruki Murakami’nin çoksatan romanından uyarlama Norwegian Wood (2010) filmlerinde yer aldı. Kılıçla dövüşebilen, motosiklet kullanan ve ata binen Hadano’lu oyuncu 2007’de, Variety’nin ‘İzlenmesi Gereken 10 Oyuncu’ listesinde yer aldı. 

KO SHIBASAKI (Mika) 1981’de  Tokyo’da doğan oyuncu kariyerine 2000 yapımı Royale ve 2001 yapımı Go filmleriyle başladı ve Japon Academy ödülü dahil olmak üzere pek çok ödüle layık görüldü. Ardından beğeni kazanan bir başrol oyuncusu olarak Yomigaeri, Crying Out Love in the Center of the World, Japan Sinks, Shaolin Girl, Suspect X, Rinco’s Restaurant ve The Lady Shogun and Her Man filmlerinden yer aldı. 47 Ronin, Shibasaki’nin yer aldığı ilk Hollywood filmi. 

Oyuncu aynı zamanda Japon müzik sektöründe de yer alan bir yıldız.  Şarkıcılık kariyerine 2002’de başlayan oyuncu 2002’de çıkan ilk single’ı “Trust My Feelings”, ikinci single’ı  “Tsuki no shizuku”  ve Yomigaeri’de kullanılan şarkısıyla Japon pop listelerinde yer aldı. Shibasaki’nin ilk Noel şarkısı “Actuality” Aralık 2006’da ve “At Home” 2007’de piyasaya çıktı. Bir sonraki single’ı “Hito Koi Meguri” ise 2007’de çıktı ve listelerde 8. Sırada yer aldı ve “Invitation”dan bu yana listelerde ilk 10’a giren ilk şarkı oldu. 2007’de Shibasaki’nin üçüncü albümü “KiKi” yayınlandı ve lisyelere bir numaradan girdi. Ko Shibasaki Osaka ve Tokyo’da konserler verdi. 30,000 kişiden oluşan seyircinin 2400’ü albümle birlikte verilen konser biletlerinin sahipleriydi. 2008’de iki hit albüme daha imzesını attı. “The Single Best” ve “The Back Best.”  Albüm Oricon listesinde ilk sırada ikinci album ise 3. Sırada yer aldı. Shibasaki, sözlerini kendi yazdığı şarkıları filmlerde ve reklamlarda da kullanılıyor. 

FİLM YAPIMCILARI HAKKINDA

CARL RINSCH (Yönetmen) zorlayıcı yapımlara getirdiği yaratıcı çözümlerle tanınan yönetmen, fikir adamı ve hikaye anlatım ustası olarak bilinir. Son on yıl içinde Rinsch, kendi estetiğini yaratmıştır. 

Rinsch yönetmenliğe genç yaşında başladı. 14 yaşındayken çektiği film, New York ve Telluride Film Festivallerinde gösterildi. Brown Üniversitesinde, İngilizce ve Sanat üzerine eğitim alan yönetmen, fotoğrafçı gazeteci olarak Rolling Stone dergisinde Chrissie Hynde, Sheryl Crow, Devo, Sarah McLachlan ve Violent Femmes gibi yıldızlarla çalıştı. D&AD/Campaign Screen ödülünü aldıktan sonra 2009’da, Audi Silver Clio için, otomobil parçalarının Rubik küplerine benzer şekilde döküldüğü bir reklam filmi çekti. Sonrasında Rinsch’in The Gift filmi, Cannes Lions Ulslarası festivalinde Grand Prix ödülünü aldı. 2012’de Mercedes’in “Escape the Map” reklamını çekti. Bu animasyondaki hikaye anlatımı ve büyüleyici görsel efektler, Rinsch’e Kinsale Shark Reklam ödülünü kazandırdı. Yönetmen, reklam projeleri ve 47 Ronin yapımının yanı sıra pek çok platformda çalışmaktadır. 

CHRIS MORGAN (Senaryo): 47 Ronin, senaristin Universal Pictures ile olan 7. projesidir. Justin Lin’in The Fast and the Furious: Tokyo Drift filmiyle başlayan bu işbirliği, Angelina Jolie’nin yer aldığı Wanted filmiyle de devam etti. Sonrasında, Vin Diesel ve Paul Walker’ın yer aldığı Fast & Furious, Fast Five ve Fast & Furious 6’da çalışan Morgan, şu anda Arnold Schwarzenegger’in yer aldığı Universal Pictures yapımı The Legend of Conan filminin yapımcılığını ve Fast & Furious serisinin son filminin senartistliğini yapmaktadır. 

HOSSEIN AMINI (Senaryo): İranlı senarist, 1998’de, Helena Bonham Carter, Linus Roach ve Alison Elliott’ın Henry James’in klasik romanı Wings of a Dove’un oynadığı uyarlamasıyla BAFTA ve Oscar®   ödüllerine aday gösterilmiştir. Amini ayrıca, Edinburgh Film Festivalinde En İyi İngiliz Film ödülünü alan ve Kate Winslet ile Christopher Ecclestone’nun oynadığı 1996 yapımı Jude filminin de senaristiliğini yapmıştı. Yazarın diğer işleri arasında 2002 yapımı The Four Feathers; Killshot (2008) ve Altın Palmiye ile BAFTA ödülüne aday gösterilen, Ryan Gosling ve Carey Mulligan’ın yer aldığı Drive filmi bulunuyor. En son, Universal Pictures’ın Snow White and the Huntsman filminin senaristleri arasıda yer alan Amini’nin ilk yönetmenlik denemesi ise, Viggo Mortensen, Kirsten Dunst ve Oscar®   Isaac’ın rol aldığı Patricia Highsmith’in romanının uyarlaması olan The Two Faces of January. 

WALTER HAMADA (Senaryo / Yönetici Yapımcı): New Line Cinema’nın başkanıdır. En iyi bilinen işleri; Final Destination 5, A Nightmare on Elm Street ve Friday the 13th  filmleridir. Gerçek bir olaydan uyarlanan, Patrick Wilson ve Vera Farmiga’nın rol aldığı The Conjuring filmi iyi bir gişe başarısı yakalamıştır. Yapımcının bir sonraki projesi ise, 2014 yazında vizyona girecek olan Into the Storm filmidir. H2F Entertainment’ın ortağı olarak yıllarca çalışan Hamada, New Line şirketine 2007’de katıldı. Burada,  Chris Morgan (Wanted, Fast & Furious 6), Brad Gann (Invincible), Matt Allen ve Caleb Wilson (Four Christmases) gibi yazarların kariyerlerine katkıda bulunan yapımcı, korku filmi Whisper için de çalıştı. UCLA’dan mezun olan Hamada, kariyerine TriStar Pictures’da asistan olarak başladı ve Columbia Pictures için yapım şefliği yaptı. Columbia Pictures şirketindeyken de,  The Big Hit, Vertical Limit, Godzilla ve S.W.A.T.  da dahil olmak üzere pek çok filme imza attı. 

PAMELA ABDY (Yapımcı) : Bluegrass Films şirketinin yapım başkanıdır. Bluegrass Films’teyken, beğeni toplayan komedi filmi Identity Thief, Endless Love, ve Michael Cuesta’nın yönettiği Kill the Messenger filmlerinde çalıştı. Bluegrass’tan önce, Paramount Pictures şirketinde çalışan Abdy, orada da Martin Scorsese’nin Shutter Island; Mike Myers’ın oynadığı The Love Guru; Kimberly Peirce’ın yönettiği ve Ryan Phillipp’nin oynadığı Stop-Loss; Owen Wilson’ın oynadığı Drillbit Taylor;  Nicolas Cage’in oynadığı ve Oliver Stone’un yönettiği World Trade Center; Charlize Theron’un oynadığı, Karyn Kusama’nın yönettiği Aeon Flux; Freedom Writers; Alejandro González Iñárritu’nun yönettiği ve Brad Pitt’in oynadığı Golden Globe ödüllü Babel ve Lindsay Lohan’ın oynadığı Mark Waters’ın yönettiği Mean Girls filmlerinde görev aldı. Öncesinde ise, Jersey Films’de, Spirit ödülü ve Grammy ödülü alan bağımsız bir yapım Garden State filminde görev aldı. 

ERIC MCLEOD (Yapımcı): 30’dan fazla film için çalışmış olan yapımcı, lojistik anlamda komplike filmlerin uzmanıdır. Kariyerine 1988’de yapım koordinatörü olarak başlayan yapımcı, A Nightmare on Elm Street 4: The Dream Master filmlerinde görev almış, Michael Mann, Gore Verbinski, Tony Scott ve Doug Liman gibi usta yönetmenlerle çalışmıştır. 

McLeod’un yapımcılığını üstlendiği filmler arasında; Mann’in yeni filmi; Verbinski’nin The Lone Ranger;  Scott’ın Unstoppable; Mike Newell’ın Prince of Persia: The Sands of Time; Ben Stiller’ın Tropic Thunder; Verbinski’nin Pirates of the Caribbean: At World’s End ve Pirates of the Caribbean: Dead Man’s Chest; Jay Chandrasekhar’ın The Dukes of Hazzard; Doug Liman’ın Mr. & Mrs. Smith;  Bo Welch’in Dr. Seuss’ The Cat in the Hat; Jay Roach’ın Austin Powers serisi;  Tom Dey’in Showtime; Tarsem Singh’ın The Cell; Scott’ın Enemy of the State; Richard LaGravenese’nin Living Out Loud; Barry Levinson’ın Wag the Do; Lesli Linka Glatter’ın Now and Then; Jessie Nelson’ın Corrina Corrina ve John G. Avildsen’nin  8 Seconds filmleri yer alıyor. 

SCOTT STUBER (Yönetici Yapımcı): 2006’dan beri Universal Pictures’ın parçası olan Bluegrass Films’in kurucusu ve CEO’sudur. Bluegrass’ın son yapımları arasında Seth Gordon’un yönettiği, Melissa McCarthy ve Jason Bateman’ın oynadığı  Identity Thief;  Seth MacFarlane tarafından yazılan ve yönetilen, Mark Wahlberg, Mila Kunis ve MacFarlane’in oynadığı Ted; Daniel Espinosan’ın yönettiği, Denzel Washington ve Ryan Reynolds’ın oynadığı Safe House; Peter Landesman’ın yazdığı, gerçek yaşamdan alınan Michael Cuesta draması Kill the Messenger yer alıyor. 14 şubat 2014’te vizyona girecek olan, Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde’ın rol aldığı, Endless Love’ın post-prodüksiyon aşamasında projeye dahil olan Stuber, yine 2014’de vizyona girecek olan, Charlize Theron, Liam Neeson, Amanda Seyfried’in oynadığı, Seth MacFarlane’in Vahşi Batı komedisi A Million Ways to Die in the West filminde de görev alıyor. Stuber, Bluegrass’ın Televizyon projelerinde ise, Whitney Cummings’in rol aldığı NBC komedisi Whitney’nin yapımının yapımcılığını üstleniyor. İlk yapımcılık deneyimi, Vince Vaughn ve Jennifer Aniston’ın oynadığı 2006 yapımı romantik komedi The Break-Up olan Stuber, aynı yıl Owen Wilson ve Kate Hudson’ın oynadığı You, Me and Dupre filminde de görev aldı. Sonrasında ise,  Peter Berg’in The Kingdom; Martin Lawrence komedisi Welcome Home; Roscoe Jenkins; Couples Retreat filmlerine de imzasını attı. Stuber, Universal’le olan 8 yıllık birlikteliği süresince, şu filmlerin yapımcılığını üstlendi: King Kong, Jarhead, A Beautiful Mind, Seabiscuit, Cinderella Man, Munich, Meet the Parents, Meet the Fockers, The Bourne Identity, The Bourne Supremacy, About a Boy, The 40-Year-Old Virgin, 8 Mile, Spy Game, The Family Man, The Nutty Professor, Nutty Professor II: The Klumps, The Mummy franchise, the American Pie franchise, Fast & Furious franchise, Friday Night Lights, Bring It On ve daha birçoğu. 

CHRIS FENTON (Yönetici Yapımcı): Kuzey Amerika’daki DMG Entertainment Motion Picture Grubunun başkanı olan Fenton, 1994  – 2002 yılları arasında, William Morris Ajansında çalıştı. DMG ve Amerikalı ortaklarla birlikte yürütülen, Çin’le ortak pek çok projenin gelişim, finans, yapım ve pazarlama bölümlerinde yer aldı. Fenton’un, DMG ve DMG’nin CEO’su Dan Mintz ile olan ilişkisi Fenton’un ajanstaki yıllarına dayanıyor. Fenton’un pazarlama aşamasında çalıştığı işler arasında Fruit of the Loom, Behr Paint, Spalding, Under Armour ve King 888 enerji içeceği yer alıyor. Ancak, Fenton’un yıllar içinde sorumlulukları bir hayli genişlemi ve yapımcılıktan, içerik kontrolüne, müzik yayın haklarından, sponsorluklara, yapım danışmanlığından yaratıcı departmana kadar, pek çok Çin-odaklı konuyla ilgilenmiş. 

Fenton aynı zamanda aksiyon filmi Numbers Station, Bruce Willis ve Joseph Gordon-Levitt’in oynadığı Looper filmlerinde de görev almış. Fenton aynı zamanda, 2012 ve 2013 yıllarında DMG, Marvel ve Disney arasında Iron Man 3 filminin anlaşmasını da düzenledi. Film, dünya genelinde 1.2 milyar dolar, sadece Çin’de ise 125 milyon dolar hasılat elde etti. Fenton, Lionsgate’in The Vatican Tapes filmi de dahil olmak üzere 8 başka filmin de yapımcılığını üstlendi. Fenton’ın DMG’deki başarıları arasında Michael Phelps’in Mazda ile anlaşması; Summit Entertainment ve DMG yapımı Knowing; DMG’nin distribitörlüğünü yaptığı Twilightserisi ve Red; ayrıca Chengdu’daki  ‘Dünyanın En Güçlü Adamı’ yarışması bulunmaktadır. 

JOHN MATHIESON (Görüntü Yönetmeni): 80’ler ve 90’ların müzik klipleriyle film sektörüne giriş yapan İngiliz gürüntü yönetmeni, Gabriel Beristáin’ın asistanı olarak çalıştı. Mathieson, 98’de çektiği Siouxsie and the Banshees klibi “Peek-A-Boo” ile dikkatleri çekti. Çalıştığı kişiler arasında görüntü yönetmeni Tim Maurice Jones (Kick-Ass 2) ve Seamus McGarve (Atonement); ve yönetmenler Michel Gondry (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve David Fincher (The Social Network) bulunmaktadır.  Mathieson ayrıca Madonna, Prince ve Massive Attack müzik videolarına da imzasını atmıştır. Mathieson, Sinead O’Connor’ın, Nothing Compares 2 U” videosunun yönetmeni John Maybury ile ödüllü Love Is the Devil: Study for a Portrait of Francis Bacon  filminde de çalışmıştır.

90’ların ortasında Mathieson,  Fransız devletinin Chevalier ile ödüllendirdiği yönetmen Karim Dridi ile iki filmde çalıştı.  Londra menşeli reklam şirketi RSA Film’le çalışırken Tony Scott’ın dikkatini çekti. Scott ile Enemy of the State filminde görev alan yönetmen, Plunkett & Macleane (1999) filminde Jake Scott ile çalıştı. Mathieson ayrıca Ridley Scott’ın Gladiator, Hannibal, Kingdom of Heaven ve Robin Hood filmlerinde de yer aldı. 2001’de, Gladiator filmiyle, Academy ödüllerine aday gösterildi ve BAFTA ödülünün sahibi oldu. Joel Schumacher’in yönettiği 2004 yapımı The Phantom of the Opera ile Academy ödüllerine ikinci kez aday gösterildi. Mathieson’ın diğer projeleri arasında, Marc Evans’ın  Trauma; Stephen Woolley’nin Stoned; K-Pax; Brighton Roc;  Bourke and Hare;  X-Men: First Class ve Mike Newell’in Great Expectations yapımları yer alıyor. Mathieson, İngiltere’de yaşıyor.  

JAN ROELFS (Yapım Tasarımcısı) İki kez Academy ödüllerine aday gösterilen tasarımcı, Andrew Niccol’ün Gattaca ve Sally Potter’ın Orlando filmleriyle dikkat çekti.   Roelfs en son Universal Pictures yapımı mega-hit Fast & Furious 6 filminde çalıştı. Hollanda’da doğup büyüyen Roelfs, Peter Greenaway ile olan çalışmasıyla Hollywood’un ilgisini çekti. İkili, Prospero’s Books ve The Cook, The Thief, His Wife and Her Lover da dahil olmak üzere 5 filmde daha birlikte çalıştı. 1990 yılında European Film ödüllerine aday gösterilen yapım tasarımcısı, yönetmen Oliver Stone ile dönem filmi Alexander ve World Trade Center filmlerinde görev aldı. Tasarımcının diğer film çalışmaları arasında; Niccol ile ikinci filmi S1m0ne;  Judd Apatow’ın yapımcılığını üstlendiği komedi filmi Get Him to the Greek; Joel Schumacher’ın Bad Company; Renée Zellweger ve Forest Whitaker’ın oynadığı My Own Love Song; Little Women; Robert Redford’un yönettiği Lions For Lambs bulunuyor. Capital One projesiyle Art Directors Guild ödülüne aday gösterilen Roelfs reklam sektörünün de yaratıcı isimlerinden. 

STUART BAIRD (Montaj): Richard Donner’ın Superman ve Michael Apted’in Gorillas in the Mist: The Story of Dian Fossey filmleriyle iki kez Academy ödüllerine aday gösterilen Baird,  James Bond filmleri Skyfall ve Casino Royale ile de BAFTA’ya ve American Cinema Editor Ödülüne aday gösterildi. Baird’in çalıştığı filmler arasında The Omen, Lethal Weapon,  Lethal Weapon 2, Altered States, Outland, Die Hard II, Demolition Man, Maverick, Legends of Zorro ve Salt yer alıyor. Baird bir yönetmen olarak Executive Decision, U.S. Marshals ve Star Trek: Nemesis filmleriyle de tanınmaktadır. 

PENNY ROSE (Kostüm Tasarımcısı): 1970’lerden beri sektörde çalışan Rose, Evita, Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl ve  Pirates of the Caribbean: Dead Man’s Chest filmlerindeki tasarımlarıyla üç kez BAFTA ödülüne aday gösterilmiştir. 

2010’da Rose, 2. dünya savaşı kostümleri hazırladığı HBO dizisi The Pacific dizisi ile Emmy ödülüne aday gösterilmiştir. Rose, bu dizide, 1940’ların hissini yakalamak için Hindistan yünü ve eski tarz dokuma tezgahı kullanmıştı. Rose’un tasarımlarının yer aldığı diğer filmler ise şöyle: Gore Verbinski’nin The Lone Ranger, Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides, Pirates of the Caribbean: At World’s End ve The Weatherman; Mike Newell’in Prince of Persia: The Sands of Time; Richard Attenborough’nun Shadowlands; Tony Scott’ın Unstoppable; Paul Weiland’in Made of Honor; Oliver Parker ve Barnaby Thompson’ın St. Trinian’s; Antoine Fuqua’nın King Arthur;  Brian de Palma’nın Mission: Impossible; Jon Amiel’in Entrapment; Alan Parker’ın The Commitments ve Bill Borsyth’in Local Hero filmleri. 

ILAN ESHKERI (Müzik):

İngiliz besteci, Stardust, The Young Victoria ve  Kick-Ass filmleri ile,  Coldplay, Annie Lennox ve Take That’le olan ortak çalışmalarıyla tanınır. Eskheri’nin kariyerinde yer alan son yapımlar arasında Ralph Fiennes’in ilk yönetmenlik denemesi Shakespear-yan Coriolanus; Elektronik müzik efsanesi Amon Tobin ile ortak projesi olan Rowan Atkinson komedisi Johnny English Reborn ve piyanist Lang Lang’le olan projesi yer alır. Eshkeri kariyerinin başında, kült ingiliz gangster filmi Layer Cake için müzik bestelemiş ve World Soundtrack Ödüllerine aday gösterilmiştir. Stardust için yaptığı müzik, International Film Music Critics Association ödülüne layık görülmüştür.  Eshkeri’nin The Young Victoria film müziği ise, klasik müzik listelerinde yer almış ve Ivor Novello ödülüne aday olmuştur.  Üç kez world soundtrack ödülüne aday gösterilen Eshkeri, müzisyen Lennox’un en bilinen şarkılarının BBC Symphony Orkestra ile olan arajmanlarını; David Gilmour’un son albümü On An Island’ın orkestra arajmanlarını yapmış ve Ash’ten Tim Wheeler’la çalışmıştır. Ayrıca, Sinead O’Connor için “Only You” şarkısını yazmış ve Stardust filmi için Take That ile işbirliği yapmıştır.

Londra’da doğan ve ailesi müzisyenlerden oluşan Eshkeri keman ve gitar çalarak büyüdü. Leeds Üniversitesinde İngiliz edebiyatı ve müzik okuyan besteci, Michael Kamen, Edward Shearmur ve Steve McLaughlin ile yakın bir şekilde çalışarak kariyerine başladı. Müziğe tutkuyla bağlı olan besteci, Londra’da yaşamaktadır.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir