Operasyon: Argo

‘Büyük Şeytan’ iş başında…

Gücünü hikaye anlatımı ve konusundan alan ‘Operasyon: Argo’, 1979 İslam devrimi sürecinde İran’daki şiddet olaylarıyla başlıyor. Protestocuların Tahran’daki Birleşik Devletler elçilik binasını işgal etmesi sonucu Amerikalıların rehin alınmasıyla sonuçlanan ünlü ‘rehine krizi’ne uzanan tarihi olay, detaya odaklanıyor ve yıllar sonra açıklanan gerçeklere dayanıyor. Devrimden önce yurt dışına kaçan ve kanser tedavisi de gören Şah’ın ABD’ye sığınmasıyla ayaklanan İranlı devrimcilerin zulmünden kaçmayı başaran altı elçilik çalışanının İran’dan çıkarılma operasyonunun, yalın diline tezatlık oluşturan gerilimi izlenmeye değer…

‘Kızımı Kurtarın (Gone Baby Gone)’ ve ‘Hırsızlar Şehri (The Town)’ nin ardından üçüncü filmini yöneten Ben Affleck, yanında oscar ödülü ve adaylığı bulunan ekiple beraber yine iyi kotarılmış bir işe imza atıyor.

Gerilim, entrika, acımasız düzen ve birkaç iyi adam…

Gerçek kurtuluş planından uyarlanan ‘Operasyon: Argo’, CIA kurtarma uzmanı Tony Mendez’in (Ben Affleck) önderliğinde gizli kalmış ‘perde arkası hikayesi’ olarak özetlenebilecek bir politik gerilim. Tahran’daki Kanada Büyükelçisi Ken Taylor (Victor Garber), kaostan son anda kaçmayı başaran altı Amerikalıyı evinde saklıyor. Bu altı kişinin kurtarılması etrafında dolaşan dudak uçuklatıcı operasyon tıpkı kitleleri televizyona bağlayan dizileri tanımlarcasına ilerliyor; gerilim, entirika, acımasız dünya ve elbette birkaç iyi adam… Ancak işin aslı elbette öyle değil.

Gerilim ve eğlence… Böylesine dram yüklü hikayede iki kelimeyi aynı cümle içinde kullanmak bile sakil dururken, filmin geneline yayılan atmosfer tam da bu hisleri uyandırıyor; daha ilk sahneyle başlayarak en üst seviyede ilerleyen gerginlik, Hollywood’un devreye girmesiyle boyut değiştiriyor. Sanki olaylara es verircesine, kilit rol oynayan Hollywood’un iki renkli ismi John Chambers (John Goodman) ve Lester Siegel (Alan Arkin)’in varlığı, gergin anları rahatlatıyor. Uyumsuz ama kusursuz işbirliğiyle bütünleşen Affleck, Goodman, ve özellikle Arkin’in lezzetli mi lezzetli performanslarla paylaştığı sekanslar, sadelik, gerilim ve eğlenceyi mükemmel harmanlıyor.

Altı kişinin sessiz sedasız deneysel kurtarılma operasyonu, bir tutulmasa da, sanki Carter döneminin başarısızlığı olarak tarihe damgasını vuran ve bu altı kişiden bağımsız olarak devam eden 444 günlük rehine krizini aklarcasına, Kanada’yı hakkıyla ön plana çıkartmasına ragmen geride kalan asıl kahramanlıkların da altını çiziyor. Bu nedenle Amerikalıların ve elbette Akademinin kayıtsız kalmasının zor göründüğü ‘Operasyon: Argo’nun Oscar yarışındaki yolunun hayli açık olması da olası. 70’lerin sonu ve 80’lerin başı zaman dilimiyle sınırlanan filmin dönem estetiği ve gerçek dokuyla örtüşen titizliği takdire şayan. Hikaye örgüsü gerçekten öte kurguya dayansaydı ve bir mozaik yapılsaydı şayet, alakasız da olsa, yere göğe sığdıramadığım ‘Başkanın Bütün Adamları (All The President’s Men)’nın unutulmaz kahramanları Bob ve Carl’ı aynı giyim tarzıyla görebilmeyi düşledim filmde…  Ama ondan öte, hemen her şey gibi sinemanın da özgürleştiği, savaşların hatta siyasi deformasyonun sinemaya mazleme olduğu 80’lere uzanan 70’li yılların Hollywood’unu geri planda izlemek çok keyifli.

İran görüntülerinin tamamının İstanbul’da çekildiği filmin özellikle son yarım saati, hem de olağanca sadeliğiyle, nice aksiyon dolu gerilim sahnesine taş çıkaracak cinsten. Ben Affleck, gerçek hikayeden uyarlanan politik gerilimi ‘Argo’da, insana ve duygulara sesleniyor, ortaya çıkan durumu gayet iyi okuyor. Keyifle ve soluksuz izleyeceğinize eminim. Ama ille de mutlu aile tablosuna bulaşmasaydı keşke…

‘Operasyon: Argo’nun ardından, İran tarafına döndüm ve nedendir bilinmez, o yıllarda henüz küçük bir çocukken yaşadıklarını kaleme alan Marjane Satrapi’nin ‘Persepolisi’ni izledim, yeniden. Üzerine iyi gidiyor, tavsiye ederim…

Ve son olarak Hollywood dünyasına şöyle bir dönüp baktığımızda düşünmeden edemiyor insan; kimbilir hangi filmler gerçek, hangi gerçekler film olarak geliyor önümüze…

İyi Seyirler,

Hilal Çetinder

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir