Oyun, set ve maç…

‘Hayatının Seçimi (The Ledge)’, kendi dünyalarında var olmaya çalışan bir grup insanın sıkışmışlıklarını kesiştiriyor ve sarsıcı seçimler zinciri kuruyor. ‘Adaletin bu mu dünya?’ temasıyla sorunlu karakterleri yakın takibe alan yazar – yönetmen Matthew Chapman’in, kendi adaletini arayan, hatta uygulayan insanlarını daha once de izlemiş, senaryosuna ortak olduğu ‘Runaway Juri (2003)’siyle sisteme ve insanların müdahalesine gözümüzü kapatıp taraf olmuştuk belki de… ‘Hayatının Seçimi’, küçük dünyalarda yaşanan büyük değişiklikleri, sadece bir ögle vaktine kadar süren kısa zaman diliminde, geriye dönüşlerle anlatıyor.


read more

Masallar kadar sevilen, güncelliğini koruyan çok az sayıda malzeme vardır sanırım. Sinema dünyası bu malzemeleri allayıp pullayıp sunma konusunda sonsuz güce sahip olduğundan, peşi sıra gelen yorumları hiç de yabana atılmayacak görsellikle tekrar tekrar önümüze getiriyor. Grimm Kardeşler’ in Pamuk Prensesi ise bunlar arasında ‘yenilenen’ gözdelerden. Renk katanı, olmazsa olmazı meşhur uzantısı ‘yedi cüceler’ isme dahil olmasa da , filmlerin içinde her daim yerini alır ve prensesin tamamlayanı olur her zaman. Ancak bu kez durum biraz farklı…


read more

Wes Anderson, her bir karesine imzasını attığı sinemasıyla kendine hatırı sayılır bir kitle oluşturup, her yeni filmini merakla beklediğimiz isim haline çoktan geldi. ‘Tenenbaum Ailesi’ ile En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü’ne aday olmasının üzerindense tam 11 yıl geçti.  Yeni filmi ‘Moonrise Kingdom’ı ile de masalsı bir örgüyü güçlü isimlere teslim ederken, hiç yabana atılmayacak tuhaflıkta karakterler bırakıyor sinema dünyasına.


read more

Uzun yıllarca bekleyen ‘Kuzgun (The Raven)’, önce ‘Donnie Darko’ ve ‘Momento –Akıl Oyunları’ gibi filmlerin yapımcısı Aaron Ryder’ın aklına takılıyor, ardından ‘V for Vandeta’nın yönetmeni James McTeigue’nın kamerasına.

Pek çok korku filmine ve isme etki eden polisiye edebiyatının önemli isimlerinden yazar, şair Edgar Allan Poe’nun, benim için ayrı bir yeri var. Henüz tanışıp ilk kez bir öyküsünü (Oval Portre) okuduğumda aklım karışmış, cüretkârlığına saygı duymakla birlikte öykünün beraberinde kitabı ve okuduklarımı, uzun yıllar sonra tekrar elime almak üzere, bir kenara koymuştum. 1849’da henüz 40 yaşında şaibeli ölümü ise şaşırtıcı gelmemiş, karanlık dünyasına yakışan bir ölüm olduğunu düşünmüştüm. Bu nedenlede yarı biyografik yarı kurgu ‘Kuzgun’un, Poe’nun zavallı hayatının kapılarını araladığı için, ilgi çekici bir yapım olduğunu düşünüyorum.


read more

Korsanlar

“Korsan olmanın en iyi yanı yağmalamak ya da kılıçlar değil. İçki, iskorpit ya da yarı çıplak deniz kızları da değil. Korsan olmanın en iyi yanı… Jambon Gecesi!”

Filmin başkarakteri Korsan Kaptan’ın tayfasıyla birlikte düzenlediği ve her şeyin üzerinde tuttuğu rutin eğlence gecesi öncesi yaptığı bu açıklama, filmi ve öyküye konu olan korsanları, korsan olmanın anlamını tam anlamıyla özetleyen bir cümle aslında…


read more