Etiket: FİLM KRİTİKLERİM

  • Marilyn Monroe; ‘My Week with Marilyn’ ve Tamamlanmayan Filmi

    Bu yazı, fena halde spoiler içerir…

    Ne söylemeli hakkında; en güzeli mi, en huzursuzu mu yoksa en kırılganı mı? Şaibeli ölümüyle zamansız gidişi mi, yoksa hiç nedensiz oluşu mu daha üzücü, bilemiyorum…

    Hala ilgi çeken fotoğrafları, 2010’da çıkan kitabıyla adını her daim taze tutan Marilyn Monroe, ölümünden yıllar sonra, Michelle Williams’ın adeta devleştiği ‘My Week with Marilyn’ filmiyle tekrar göz önünde. Böylesi efsane bir ismi canlandırmak kolay iş değil ve Williams, Oscar’ı ıskalasa da, kusursuz performansıyla karşımızda. Ama başka bir film var ki, daha çok ilgimi çekiyor, ‘My Week with Marilyn’e başka gözle bakmamı sağlıyor. Ölümünden kısa süre öncesine uzanan ve asla tamamlanamayan ‘Something’s Got to Give’… Bir film bile değil oysa.

    (daha&helliip;)

  • Ve Zuckerberg Facebook’u Yarattı: The Social Network

    İtiraf ediyorum, tüm dünyayı sarsan Facebook çılgınlığına bir de filmi eklenirse ortalık tamam olur düşüncesindeydim. Önlenemez yükselişinin sonucunda Ben Mezrich’in “Kazara Milyarder, Facebook’un Kuruluş Hikayesi” kitabı çıktı ortaya ve bu kitabın değiştirilmiş uyarlamasıyla da “Sosyal Ağ – The Social Network” filmi. Henüz küçük bir çocukken Robert Redford ve Paul Newman ikilisinin oynadığı ‘Sonsuz Ölüm’ filminden etkilenerek yolunu çizmeye karar veren Fincher filmin yönetmenliğine soyununca da şaşırmıştım, ‘Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi’, ‘Fight Club’, ‘Seven’, ‘The Game’ ya da ‘Zodiac’ gibi filmlerinin ardından böylesi bir film değildi beklentim. Ama Fincher oturdu yönetmen koltuğuna ve iyi ki de oturdu. (daha&helliip;)

  • Ayrımcılıgın Türlü Halleri ve Çogunluk

    ‘Çoğunluk’, yönetmen Seren Yüce’in ilk sinema filmi. Önce yurt dışında şimdide ülkemizde festivallerde fırtına gibi esen ‘Çoğunluk’, Venedik Film Festivali’nde ‘Geleceğin Aslanı’ ödülünü aldı. Altın Portakal’da da En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan filmin en önemli özelliği, kanayan yaralarımızdan biri olan ayrımcılığı sade bir dille ele alması ve bu ele alışı da ‘çoğunluk’ tarafından yapması. Bu öyle bir ayrımcılık ki filmin her karesinde, her haliyle karşımıza çıkıyor ve daha ilk sahnede küçük beyin evin temizlikçisine karşı tutumuyla,  tokat gibi patlatıyor yüzümüze. (daha&helliip;)