Beni Unutma – Remember Me

İtiraf etmeliyim ki bu filmi “Alacakaranlık” serisiyle ünlenen, özellikle gençlerin favori aktörlerinden biri olan vampir Edward yani Robert Pattinson’u bembeyaz teni dışında nasıl bir figür olarak görülecek merakıyla izledim. Vampir serisi dışında başka bir filmde de izlemek ve fikir sahibi olmak adına. Bu kez vampir olmasa da teni yine oldukça beyazdı…

Adının bana uyandırdığı ilk etki romantik bir aşk hikâyesiydi. Ama filmin finali beni ters köşeye yatırdı. Filmin bana göre genel anlamda son derece klasik bir konusu olduğunu da belirtmeliyim hemen. Tyler, erkek kardeşinin intiharından sonra iyice sorunlu bir genç olarak çıkıyor karşımıza. Aile bu ölümle parçalanmış, işadamı babanın (Pierce Brosnan) aileden uzaklığı iyice gün ışığına çıkmış ve günah keçisi olmuş, Tyler’ın babasıyla ilişkileri nefret ilişkisine dönüşmüş, anne arada sessiz haliyle paravan olmaya çalışan ve küçük kız kardeş de Tyler ile iyice güçlenen sevgi bağıyla tam bir sorunlar yumağı oluşturmuş. Filmin genç kız karakteri Ally’nin (Emilie de Ravinannesi) annesi ise küçük yaşında iki üç serserinin kurşunuyla gözünün önünde öldürülmüş. Polis babasıyla (Chris Cooper) yaşayan Ally ve Tyler  aynı okulda okuyorlar. Tyler en yakın arkadaşıyla amaçsızca takılırken, sokak kavgasına dahil olur ve yolu Ally’nin babasıyla tatsız bir şekilde kesişir. Bu tatsızlık sürecinden sonra, arkadaşının da ön ayak olmasıyla önceleri sırf hoşlanmadığı polisten intikam! almak için kızı Ally’ e yanaşır. Ancak bir süre sonra aralarında aşka giden bir yakınlık başlar tabi ki…

Buraya kadar anlayacağınız üzere her şey son derece klasikleşen sıradan bir hikâye döngüsü içinde. Filmi izlerken belki de modumdan, keşke elimde olsa da biraz ileri sarabilsem dediğim bile oldu itiraf etmem gerekirse. Robert Pattinson’un yine dağınık saçları, bol bol sigara ve alkol tüketmesi, küçük kardeşine düşkünlüğü ve babasının umursamazlığına karşı duyduğu öfke, tam bir sorunlu genç adam figürü. Aslında kendini ne kadar sorunlu, umursamaz hatta sorumsuz gösterse de içinde iyi ve son derece duyarlı bir insan yatıyor. Bu sıradan örgü içerisinde beni etkileyen tek kısım gerçekten ters köşeye yatıran, hiç beklemediğim final sahnesiydi. Eğer Robert Pattinson konusunda ısrarlıysanız, sona alma isteğini çok da hissetmezseniz , filmin gidişine göre sizi de şaşırtabilecek final sahnesi için izlemenizi öneririm.

“Alacakaranlık” filmleriyle efsaneleşen Robert Pattinson, orada son derece sorumluluk sahibi, iflah olmaz bir aşıkken bu filmde aşkla hiç işi olmayan, son derece sorumsuz ve sorunlu biri olarak çıkıyor karşımıza. “Lost” dizisinin Claire’i ise Ally karakteriyle Tyler’e aşkı hatırlatan kişi. Ciddi travmalar yaşayan bu iki gencin aşkı olsa da filmin konusu, aslında arka planda kalmış. Filmin içinde aşktan çok daha etkili, farklı bir dram gizli…

Filme adını veren “Remember Me – Beni Unutma”, ilk başta sevgiliye ya da Tyler’ın erkek kardeşine yazdığı – söylediği bir cümle gibi görülse de aslında bizlere verilen bir mesaj gibi geliyor… Yönetmen Allen Coulter Amerika’da yaşananları unutmuyor, unutturmuyor…

İyi seyirler

Hilal

 

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir