“Charlie St. Cloud – Kardeşimden Sonra”, başka bir deyişle romantik dram gizemle birleşirse. Ben Sherwood’un “The Death and Life of Charlie St. Cloud” adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmeni Burr Steers. Böylece Burr Steers ve filmin başrol oyuncusu Zac Efron, ’17 Yeniden’ filminin ardından tekrar bir araya gelerek belki de olası bir oyuncu yönetmen ikilisine doğru adım atıyorlar.
Son yıllarda özellikle genç kızlar tarafından kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi yaratan Zac Efron’u sanırım hiç bu denli duygusal bir rolde izlememişsinizdir. Efron, ‘High School Musical’ ya da ‘17 Yeniden’ gibi bol eğlenceli ve hareketli genç erkek modelinden farklı, neredeyse filmin tamamında hüznü yaşayan duygu yüklü bir rolle karşımıza çıkıyor.
Charlie St. Cloud (Zac Efron), Kuzey Pasifik kasabasında, en büyük tutkusu yelken ile Stanford bursu kazanmış, annesi Claire (Kim Bessinger) ve kardeşi Sam (Charlie Tahan) ile hayatının en keyifli günlerini yaşamaktadır.
Vaktinin çoğunu kardeşi Sam ile geçiren okulun yakışıklı, başarılı yelkencisi, her şeyin tam da mükemmel olduğu, tırnaklarıyla kazıyarak geldiği altın günlerini yaşadığı dönemde mezuniyetin ardından evden ayrılıp Stanford’a gitmesine az kala kardeşiyle birlikte trajik bir trafik kazası geçirir. Sam hayata veda ederken, Charlie ilk yardımı yapan Doktor Florio Ferrente’nin (Ray Liotta) müthiş inancı ve azmiyle hayata döner. Aklında olan tek şey ise kardeşini hiçbir zaman terk etmeyeceğine dair verdiği son sözüdür.
Mutsuz, darmadağınık olduğu cenaze töreninde, kendine bahşedilen gizemle ölen kardeşini gören Charlie, onunla her gün günbatımından önce buluşacağına dair sözleşir. Böylece parlak geleceğini bir tarafa itmiş, kasabalının tüm deli etiketine rağmen en büyük tutkusu yelkeni de unutarak bambaşka bir hayata doğru sürüklenmiştir. Charlie kendisine bahşedilen hayata dönmenin çok da farkında olmadan üzerindeki bu yükle rutini yaşamaya devam eder.
Önce hayranlık uyandıran hayatla giriş yapan film, büyük bir hüzünle gelişiyor ve aşka doğru yol alıyor.
Film boyunca, Charlie’nin yaşadıklarının hediye mi yoksa bir lanet mi olduğuna karar veremiyorsunuz. Charlie’nin yaşamla ölüm arasındaki bağı, sırtından hiç atamadığı küfesi gibi peşinden geliyor. Fedekarlık, çaresizlik ve ölümün getirdiği dramı anlatan film, ölümün ötesini gösteriyor. Yolu değişik ve gizemle dolu olsa da…
Genç oyuncu Zac Efron’un film boyunca hiç dinmeyen göz yaşları filmin en önemli kozu olmalı. Özellikle genç kızlar, Zac Efron hayranları ve romantik dram düşkünleri bu filmden keyif alabilirler.
İyi seyirler
Hilal Çetinder


Bir yanıt yazın