Ihtiyarlara Yer Yok – Cınar Agacı

‘Çınar Ağacı’, hem ‘Babam Askerde’, ‘Saklı Yüzler’ ve ‘Büyük Adam Küçük Aşk’ filmleriyle kendine farklı bir yer edinen Handan İpekçi imzası, hem de güçlü oyuncu kadrosuyla yılın merak edilen ve beklentiyi de beraberinde getiren yapımları arasına girdi. Pek çok ailenin yarasına, “Anne’ gerçeğine damardan giren filmin başrollerinde Nilgün Yeşilçay, Nejat İşler, Ragıp Savaş, Settar Tanrıöğen, Suzan Aksoy, Jülide Kural, Hüseyin Avni Danyal ve Celile Toyon gibi isimler yer alıyor. Atatürk aşığı emekli bir öğretmen, birbirinden tamamen farklı dört çocuk ve boy boy torunlu kalabalık bir aile.

 

Adviye hanım (Celile Toyon), yaşlılığın yükledikleriyle tek başına oturmaktan çocukları tarafından alıkonulmuş. Bunun bedeli ise her iki taraf içinde ağır. Dönüşümlü olarak çocuklarının yanında kalan Adviye hanım, kimi zaman damadından, kimi zaman gelininden, kimi zaman çocuklarından; masanın karşı tarafındaki diğer aile fertleri ise Adviye hanımdan dertli. Her biri kendi dünyalarında yaşayan çocukları, kendi düzenlerinde hayat mücadelesi verirken, anneye bakmak çoğu zaman zor gelir olmuş. Yağız’dan (Nejat İşler) henüz boşanmış Sonay (Nilgün Yeşilçay), hem anneannesine düşkün oğlu Barış’la (Deniz Deha Lostar) hem de annesiyle hayat ritmini tutturamamış. Yaşını başını almış her bir çocuğun kendi meseleleri, Adviye hanımın hınzırlıkları ve kurulması gereken düzenler ‘Çınar Ağacı’nın dallarını oluşturuyor.

Filmde önemli yer tutan kalabalık ailenin düzenli piknik buluşması, tüm dertlere ve bir türlü uzlaşamayan karakterlere rağmen hiç kopmayan birliktelik, torun anneanne sevgisi, özellikle de günün dinamiğinde ihtiyar ve çocuklara yer olmadığını vurgulayan bu geniş ailenin hayatı, uzun dizileri andıran haliyle Televizyon izleyicisinin ilgisini çekebilecek nitelikte. Hele de kimilerince ‘atsan atılmaz satsan satılmaz’ konumundaki aile büyükleri çerçevesinde. Yanına alsan olmaz, yalnız bıraksan hiç olmaz. Bu çok tanıdık konular, çocukların özeliyle birleşmiş ve yabancı olmadığımız bir senaryo çıkmış ortaya.

Filmin hep başköşesine yerleşen Atatürk portresi ve ailenin en küçüğü Barış, kaleyi içten fethedecek türden. Bildik ve ağlatmaya kurulmuş senaryo, sizi içine alsa da, kimi zaman uç noktalara varan karikatürize edilmiş tipler ve diyaloglar aksayan yanları ortaya koyuyor. Belli bir noktadan sonra kendini tekrar eden hikayenin üstünü ise  akan oyunculuklar kapatıyor.

Karakterler belirsiz, ilişkiler yüzeysel kalmış;

Torunun anneanne sevgisini hissedebildiğim gibi, anneannenin torun sevgisini de hissedebilmeyi, Nejat İşler’in canlandırdığı Yağız karakterinin net çizilebilmesini, eski toprağı betimlemek için, gramafon, eski plaklar yada eski dilde şiirlerin dışına çıkılabilmesini ve ailedeki kaosun ille de uç noktalarda karakterler yazılmadan anlatılabilmesini isterdim. Tüm bunların birleşimiyle oluşan kimi karakterlerin belirsizliği ve ilişkilerin yüzeyselliği senaryonun zayıf halkasını  oluşturuyor. Özellikle de Adiviye hanımın hınzırlık adı altında yaptıkları yada kimi aile fertlerinin aniden değişiveren kararları gerçeklerden çok uzak. ‘Çınar Ağacı’, keşke sadece ‘anneanne – torun’ üzerinden giden, hikayeye bir dahil olup bir çıkan karakterler olmadan çekilebilseymiş. Sonuç olarak biri 5, diğeri 75 yaşındaki iki çocuğun ilişkisiyle çözülen, yer yer gülümsetip, yer yer hüzünlendiren, sıkılmadan izlenebilen ve en önemlisi ‘Anneanne köftesi’ gerçeğini hatırlatan ‘Çınar Ağacı’nı, çok beklentiye girmeden ama mendilleri de hazır ederek izlemekte fayda var. Ayrıca, filmi neredeyse tek başına sırtlanan küçük oyuncu Deniz’i görmek, herşeye değer.

İyi Seyirler,

Hilal Çetinder

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir