Orada bir köy var uzakta
Nadine Labaki’yi ilk olarak çok ses getiren ‘Karamel (2007)’ ile tanımıştık. Ortaklaşa yazdığı, yönetip başrolünü üstlendiği ilk uzun metrajı ‘Karamel’ gibi, yine paket halinde ilerliyor projesinde. ‘Karamel’, kendi kütürüyle evrensel problemleri harmanlayan ve bunlara yöresel çözümler üreten bir filmdi. ‘Peki Şimdi Nereye? (Et Maintenant, On Va Ou?)’, genel hatlarıyla bundan çok da farklı değil aslında. Ama daha keskin, mizahın yanında dokundurmalarını es geçmeyen, dramını yoğun olarak hissettiren… Labaki, hikayesinde yine kadınları merkeze alıyor ve tam ocağına düşmüş evrensel sorunları, din, dil, ırk farkını yine kendi dilince ortadan kaldırmayı umuyor. Hüznün, dramın en acısına bile iyimser gözle bakmaya çalışan anlatımıyla farklı bir dil yakalayan Nadine Labaki, umutsuzluk içinde umut dağıtmayı hedefliyor. Başarıyor mu? Belki tartışılır… Ama en azından deniyor.
Barış, kadınların kanatlarının altında(mı?)…
‘Karamel’in, açılan savaş yaralarına ragmen, Beyrut’ta bir güzellik salonuna sıkışan, kendilerine bambaşka bir dünya kuran kadınları, bu kez yer zaman bağımsız küçük bir köye yerleşiyor. Çok karakterli, karışık, adı sanı olmayan bir köy burası; kilise ve caminin yanyana durduğu… Müslüman ve Hırıstiyan karması ahali güle oynaya komşuculuk yaparken, fondaki farklılıklar yakıp yıkıyor ortalığı. Biz duymuyor, görmüyoruz… Sadece hüznünü hissediyoruz. Hüznün öfkeye evrilip eyleme dönüştüğü noktada alıyor sazı eline köyün kadınları. Erkeklerin bir kıvılcımla birbirine karşıt duruşu, savaşı kapıda bekler halleri ‘kadın dayanışması’nı tetikliyor ve kadınn gücü erkeğin zaafıyla birleşiyor. Ne Ukraynalı kadınlar kalıyor düşmanlığı unutturup meşkle oyalayacak ne de köyün felaket tellalı tek televizyonunun kıyımı, barış için her yol mübahtır misali…

Daha ilk sahnede belli belirsiz yolla ayrılan farklı dinlerin kayıplarının yattığı mezarlığa giden kadınların yası, teatral bir gösteriye soyunuyor. Din farklı ama yas aynı… İşte ‘Peki Şimdi Nereye?’, bu temadan yola çıkıyor ve yolundan ayrılmıyor. Birkaç isim dışında tanınmamış ve oyunculuk deneyimi olmayan isimlerle kotarılan film, belki biraz uzuyor, hatta sarkıyor ama sözünü tıpkı öykülediği gibi iğreti etmeden söylüyor ve suistimale izin vermiyor.
Bu söze kulak vermenizi öneririm… Kendi adıma, Nadine Labaki’nin gelecek projelerini merakla bekliyorum.
İyi Seyirler
Hilal Çetinder
Bir yanıt yazın