Memleketin Meselesi Bitmez

İsa Yıldız’ın hem senaryosunu yazdığı hem de ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu trajikomik film “Memleket Meselesi”nin başrollerinde Ahmet Uğurlu, Füsun Demirel ve Tuna Orhan gibi isimler yer alıyor. Çekimleri Gazipaşa’da yapılan filmin oyuncu kadrosunda çok sayıda Gazipaşalı halk da yer alıyor. Emekliliğine sayılı gün kalmış, kasabada saygın bir yeri olan Adil öğretmen (Ahmet Uğurlu), karısı Nazife (Füsun Demirel), oğlu Deniz (Bora Aktaş) ve annesiyle yaşamaktadır. Günün birinde yolun ortasında duran keçiyi kurtarmak için çabalarken genç bir polis memuruyla tartışır ve bu tartışma tokat yemesiyle sonuçlanır. Yediği tokatı gururuna yediremeyen Adil Hoca, ilçenin emniyet müdürlüğünden, savcısına tüm kapıları çalar. Adil Hoca, memleket meselesi haline getirdiği okkalı tokadın hesabını sormaya hevesli, konuştuğu bürokratlarda “unut gitsin” demeye. Tıpkı “Memlekette Demokrasi Var” filminde olduğu gibi ilçe sakini erkeklerinin uğrak yeri kahvesi filmin merkezi. Herkes burada toplanıyor, konular burada konuşuluyor, şakalar burada yapılıyor.

 

Öyküsü filmin tam ortasında gerçekleşen tokat sahnesiyle gelişen filmde, en çok ilgimi çeken kopup bir yer aradığım deniz kenarındaki Gazipaşa oldu.  Adalet sistemini, ört bas edilenleri mizahi bir dille ele alan filmin mütevazi ama güzel olabilecek öyküsü, Ahmet Uğurlu ve Füsun Demirel’e rağmen,  çok fazla göz dolduramıyor maalesef. Okulun hademesi rolünde izlediğimiz Tuna Orhan, günümüzde de gördüğümüz yiyici ve işini bilir haliyle filmin en renkli karakteri.

Yerli yapımlarda ülkemizde yaşanan, özellikle adalet sistemiyle ilgili sorunlara parmak basılmasına hiç itirazım yok, aksine daha çok dillenmesindeyim yanayım. Tıpkı “Pardon” da ya da “Bayrampaşa; Ben Fazla Kalmayacağım” filmlerinde olduğu gibi trajedilerin mizahi dille de olsa anlatılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak varsa eğer, öykünün bir türlü oturmayışı, paralel ilerleyen hayatın akışındaki yan karakterler, özellikle de kasabanın boş oturan gençleri  yeterli gelmemiş filmi oluşturmaya. Ahmet Uğurlu’nun dokundurmalı kimi esprilerini güzel ve “Özel Kuvvetler” filmindeki gibi arada görünüp kaybolan keçiyi çok sevimli buldum.

“Memleket Meselesi”nin en can alıcı, kendisi gibi trajikomik tarafı ise Antalya Gazipaşa’da geçen hikâyede oynayan yöre sakinlerinin sinema olmadığı için filmi kendi memleketlerinde izleyemeyecekleri gerçeği.

İyi Seyirler,

Hilal Çetinder

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir