Bu hafta en çok görmeyi istediğim iki filmle başladım hafta sonuna. Biri ilkinden büyük zevk aldığım “Iron Man 2” diğeri de “Tolstoy: Aşkın Son Mevsimi”. Iron Man 2 de izlediğim çok da yeterli olamayan görsel şovu ve bol teknoloji dopingini, Tostoy’un son zamanlarına ve aşkına tanık olduğumuz “Aşkın Son Mevsimi” fazlasıyla dengeledi.
Sırayla gidelim, önce “Iron Man 2″ tabi ki.
2008 yılında vizyona giren ilk film bildiğiniz gibi En İyi Görsel Efekt ve En İyi Ses kategorilerinde Oscar’a aday olmuştu. İkinci film için de aynı başarıyı yakalamayı ummuşlar.
Film, tam da ilkinin bittiği yerden, Tony Stark’ın çenesini tutamayıp “Iron Man” olduğunu basın toplantısında açıkladığı yerden başlıyor. İlkinde bu sahneyi izleyip filme noktayı koymuştuk. Iron Man 2’de bu basın toplantısının televizyondan yayınıyla başlıyor. Basın toplantısını yapan taraf Demir Adam için hiçbir sorun yokken, televizyonda izleyenler için her şey çok da öyle olmayabiliyor. Bu sahnede Demir Adam’ın filmdeki baş düşmanı olacak Ivan Vanko (Mickey Rourke)’un özel mekanına tanık oluyoruz. Yüzünde hüzün ve babasının başında. (daha&helliip;)