Beni Unutma

‘Beni Unutma’, ismiyle konusuna selam yollayan filmlerden. Hani oturup koltuğa, meledroma nasıl dalacağımızı bekler, aşk mı daha yoğun yoksa gözyaşı mı diye düşünür dururuz ya kimi zaman, işte onlardan…

Romantik komediler Hollywood sinemasının hiç eskimeyen malzemesi olurken, genelde bizim sinemamızın kıyasından köşesinden geçmez.  Eski Yeşilçam filmleri, sanki ısrarla ‘aşkın komedisi olmaz’ der bize. Aşk bu, romantizm ne de olsa; şakaya, komediye gelmez… Son yıllarda özellikle ‘Issız Adam’la başlayan romantik dram, bu söylemi işaret eder oldu. İçinden aşk ama en çok hüzün geçen hikâyeler bunlar…

Yönetmenliğini, ilk filmi Takva’yla pek çok ödül kazanan Özer Kızıltan’ın yaptığı ‘Beni Unutma’nın senaryosunda, filmi benim için daha da ilgi çekici hale getiren, sinema yazarı Burak Göral’ın imzası var. Filmin müzikleri ise Anjelika Akbar’a ait. Başrollerde Türk sinemasının son dönemdeki en gözde genç oyuncularından Mert Fırat ile yeni bir yüz Açelya Devrim Yılhan yer alıyor.

Aslında bildik, çoğu aşk filminde tanık olduğumuz bir başlangıç yapıyor ‘Beni Unutma’. Olcay (Açelya Devrim Yılhan) sevgilisi (Kenan Ece) tarafından aldatılırken, Sinan (Mert Fırat) ayrı dünyaların insanları olduğunu anladığı nişanlısından (Tuba Ünsal) bir celsede ayrılıyor. Belki yanlış zamanlı ama doğru iki insan, yeni bir aşka yelken açıyor. Katıksız, bir anda… Ve işte bu noktadan sonra film sinyallerini bağıra çağıra veriyor izleyicisine. Her şey o kadar çabuk gelişiyor, birbirlerini o kadar çok seviyorlar ki, gözyaşı evresini bekliyor, ‘hazırım, her an başlayabilirim’ diyorsunuz içinizden…

Mutlu mesut devam eden doludizgin aşk hikayesi, yön değiştiriyor, kadın ve erkeğin ortak ilerleyişi, erkeğin gözüne dönüşüyor birden. Sonrası gelsin hüzün, gelsin gözyaşı. Düşünüleni aktarmak kolay iş değil. İşte film bu noktada tökezliyor bir parça. Sanki gizlice el değiştirmiş, aslında ikinci bir film başlamış hissiyle devam eden; uzun süren sancılı bir ikinci dönem…

Ancak oyunculuklar filmi ayakta tutmayı başarıyor. Mert Fırat’ın dışa dönük sevgi dolu çizgisi, Açelya Devrim Yılhan’ın sırtlanması zor, değişken yeni yüzü, güzel bir ikili oluşturuyor. Kenan Ece, filmin başı ve sonunda kısa bir iki sahnesine rağmen varlığını hissettiriyor. Arızalı ve çok seven eski sevgili ikilemiyle, repliğim neyse onu hemen söylerim diyen Tuba Ünsal ise karakterlerin en zayıf halkasını oluşturuyor.

Seyircinin ‘aşk’ filmlerini sevdiğini, özlediğini düşünüyorum. Belki zengin kız fakir erkek ya da ufak bir yanlış anlaşılmayla yılların kaybedildiği eski Yeşilçam filmleri değil özlenen ama çoktandır dokunulmayan, ilerleme kaydedilmeyen türe; aşk filmlerine duyulan özlem. Kendini tekrar edebilen ama dramıyla da komedisiyle de seyircisini bağlayabilen… ‘Beni Unutma’, kimi kopuklukları, aksaklıkları olsa da, Yeşilçam’a selam yolladığı ama en çok aşkın geçirdiği sınavları anlatmayı denediği için ilgi çekecek filmlerden. Sadece merkezdeki gerçek aşkı arayan çifti değil, çevresindekileri, geçmişi de unutmayan, unutturmayan ‘Beni Unutma’nın adı üzerinde; bol aşk bol gözyaşı… Öncesiyle sonrasıyla…

İyi Seyirler

Hilal Çetinder


Leave a Reply