Dictator

Sacha Baron Cohen, yönetmen Larry Charles ve Alec Berg, David Mandel, Jeff Schaffer yazar üçlüsüyle yeniden bir araya geliyor ve henüz farkına varamasak da baharı selamladığımız şu günlerde Arap Baharı’na göndermelerle dolu ‘The Dictator – Diktatör’üyle, daha doğru deyişle yine kendine has mizahıyla vizyondaki yerini alıyor.  Özellikle kurgusal karakter Kazak gazeteci ve televizyon muhabiri Borat Sagdiyev’i canlandırdığı ‘Borat’ıyla tüm dünyada adını duyuran Baron Cohen, her karesinde hissettirdiği aykırı anlatım ve sivri diliyle ilerliyor meselesinde…

Wadiya Cumhuriyeti’nin diktatörü General Aladeen (Sacha Baron Cohen), zalimliğiyle ülkesinde ve elbette Batı’da tepkileri çekerken, kendisini tahtından indirmeye kararlı Birleşmiş Milletler’in çağrısıyla konuşma yapmak üzere Amerika’ya gider…. Böylece, daha ilk dakikada başlayan eleştirel mizah, ABD durağında şekillenen hikayesiyle birlikte yoluna devam eder.

Batı cephesinde yeni bir şey yok…

Sacha Baron Cohen, sıradan bir adam olmanın yanı sıra, diktatörlükle sözüm ona demokrasi arasındaki ince çizgide sürdürdüğü keşif gezisinin klişe sayılabilecek sürecini keskin mizahıyla doğru noktalara götürüyor götürmesine… Ama..

Adı ‘demokrasi’ olanın altında yapılan haksızlıklara, var olan düzene, ülkeler, liderler hatta insanlar arasındaki  genel geçer saptamalara filmin penceresinden baktığımızda, Cohen’in uzandığı noktaların hiç de abartılı olmadığını gülerek selamlarken, bilinenin ötesinde değişen yeni bir şey olmadığını da gözlemliyoruz.

Cohen’in küçük dokunuşlarl ne dünya starlarını unutmuş ne de dünyanın belkemiğini oluşturan sistemi. Yakışır bir biçimde ‘Kim Jong’un anısına’ atfıyla başlayan, bir diktatörün olası değişim süreci, kendinden tamamen farklı özelliklerle bezeli aktivist ve fazlasıyla organik bir kadınla (Anna Faris) imkansız noktalarda dolaşan aşk hikayesi gibi klişe sayılabilecek nice durumu içinde barındıran ‘Diktatör’, Cohen tarzını bilenler ve sevenler için başından sonuna hiç susmayan mizahıyla, kaba komedisine rağmen, ilgiyi hakkediyor… Malzemenin başlıca ilham kaynağını aramaksa yersiz… Finale yaklaşırken BM heyeti karşısında yapılan konuşmanın, bilinen hatta içten içe beklenen söylemine rağmen yarattığı etki ise takdire şayan.

‘Diktatör’, şüphesiz haftanın en eğlenceli filmi.  Sacha Baron Cohen, ‘Borat’ karakteri kadar olmasa da yine absürdlük ve eğlence vaat ediyor izleyenine. Bense Cohen’in bu davetinden payımı düşeni alıp, 2013 yılında gösterime girecek Queen grubunun 1985 yılında Live Aid konserine kadar geçirdiği zamanı konu alan Freddie Mercury performansını bekliyorum merakla.

İyi Seyirler,

Hilal Çetinder


Leave a Reply