Bütün annelere ama en çok anneme özel…

Herkesin annesi kendine özeldir, bunu biliyorum. Çünkü benim annem de bana özel… Komik bir kadındır benim annem, komiklik olsun diye değil ama doğası öyle; komik… Evin Sebastian’ıdır, bitmeyen özverisiyle. Sadece benim “annem” öyle gibi gelse de, bütün anneler böyledir belkide… Genç annelerden “annem”, hala genç kalanlardan, hala en çok arkadaş kalanlardan. Boyundan büyük iki koca kızı varken, onların en yakın arkadaşı olanlardan. Şanslıyım sanırım bu konuda… Paket olarak geldi bana, bir dünya tatlısı anne bir de çok iyi arkadaş. Ailenin çaktırmadan “Joker” olanlarındandır aynı zamanda.

Şu yaşımda bile, birbirimizi ziyaret ettiğimizde sofrayı hala o kurmak ister. Biliyorum “ayıp”… Ama ‘O’ öyle biri, siz sadece yardım edebilirsiniz. Yemekleri hala o yapar, sadece yapılacak yemeğin sebzesine bir kesik atabilirsiniz. Sevgili ablam ve annemle birlikte üç kadın çok eğleniriz birlikte, hatun hatuna günlerimiz gecelerimiz olur. Yeri gelir okkalı bir türk kahvesi içeriz (ne sohbete ne kahveye doyamaz, birden fazla içeriz), yeri gelir şarabımızla keyifleniriz. Bazen saatlerce dünyayı kurtarırken bazen de yoğunundan film akşamları yaparız. O kadar sık ziyaretine gitmeme rağmen, sanki uzak bir yerden gelmişim gibi en sevdiğim yemekleri sıralar peşi sıra.  Konuşmaya doyamadığınız annelerdendir. Her eve lazım bir ‘annedir’ benim ki, tıpkı sizin ki gibi…

Anne olduğunu da arada unuttuğunuz annelerdendir, her derdinizi paylaşabildiğiniz…

Bazı şarkılar ya da başka filmler hüzünlendirir beni, ama en çok “anne” şarkıları hüzünlendirir ya da “anne” temalı filmler… Neden olduğunu hiç anlamam.

Örneğin “Erin Brockovich” filminin tüm güzelliğinin yanında anne figürüdür etkileyen, ya da “Kızım Olmadan Asla” ile kocasının tüm inanılmaz değişimine şaşırmakla birlikte annenin kızına bağlılığıdır beni asıl vuran. Ya da “Julie&Julia” da çocuğu olmayışına üzülmesine üzülüşüm…”Sophie’nin Seçimi”nde insanlık dışı seçime zorlanması, “StepMom” filminde bir annenin dramı, “The Blind Side” filmiyle eklenen biyolojik anne olmadan da annelik yapanın sevgisi…

Ayrı evlerde yaşıyoruz çok çok uzun zamandır, takılıyorum anneme çoğu zaman “seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” diye.

Anne ile ilgili

Dokunmatiktir annem, hala küçük çocukmuşçasına öpüp sarılmak ister. Bizden zaman zaman yüz bulamadığında önce ablamın ilk çocuğu yani ilk torunuyla idare etti bir süre. İlk torun büyüyüp ‘anane şimdi öpme” demelere başlayınca, neyse ki ablamın ikinci çocuğu, ikinci torun yetişti imdada. O daha küçük, henüz pek bir sevdiriyor neyse ki kendisini ananesine… Babama hala pek bir sırnaşır, “aile var” kahkahalarımız arasında…

Ailesini seçemez insan biliyorum, ama seçme şansım olsaydı eğer, her şeyini aynı bırakıp yine annemi seçerdim. İki üç tane de ekstra sipariş verip arkadaş yelpazeme katardım.

Biliyorum, tek bir gün, adil değil… Ama yine de haddim olmayarak da olsa,  tüm annelerin gününü kutluyorum… En çok da kendi annemin 🙂

Günün kutlu olsun… İyi ki varsın!

 

 

Yorumlar

“Bütün annelere ama en çok anneme özel…” için bir yanıt

  1. HÜLYA ESEN

    Hilal ciğim harika yazmışsın ne yeteneklerin varmış meğer,kutluyorum seni ayrıca da bayağı özledim arkadaşım::::))))

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir