John Carter

Dünyadan Mars’a…

Bilimkurgu edebiyatı deyince ilk akla gelenlerden Edgar Rice Burroughs’un (Tarzan’ı bir yana) en gözde kahramanı John Carter, görkemli prodüksiyonuyla karşımızda. Yönetmen koltuğuna, animasyon dünyasının önemli ismi Andrew Stanton (Wall-E, Kayıp Balık Nemo) oturunca, işler daha da kızışıyor; haliyle beklenti artıyor. Stanton, her ne kadar yeni bir animasyonuyla görmeyi tercih etsem de, animasyon dışı ilk canlı macerasının hakkını görseliyle veriyor.

Dünya ve Mars; Savaş ve Aşk

Bilimkurgunun tanıdık hikâyesine, seyri belli gidişatına zaten fanlarının aldırmayacağını düşünürsek, önümüzde eli yüzü düzgün prodüksiyonuyla göz kamaştıran bir film duruyor. Amerikan İç Savaşı’na katılıp görevini yapmış, ancak üstleri tarafından tekrar savaşmaya zorlanan geçmişi yaralı emekli asker John Carter’ın imdadına(!), Marslılar yetişiyor. Zodanga, Helium ve boyları üç metreye yaklaşan, 4 kollu Tharklar’ın arasında maceradan maceraya koşan dünyalının hikâyesi, bilimkurguyla tarihi dokuyu birleştiriyor.

Mars yerlileri Tharklar ve ileride John Carter’ın sadık dostu olacak sevimli, köpeğimsi yaratık Woola filmin bilimkurgusuna, geri kalanları ise neredeyse Helenistik çağa uygun. Stanton etkisi midir bilinmez, benim oyum yaratıklardan yana…

Başlıca rollerini Taylor Kitsch, Lynn Collins, Mark Strong, Samantha Morton gibi isimlerin paylaştığı filmin, geçtiğimiz sezon karşımıza çıkan nice yapımdan daha başarılı bir harman olduğunu söylemek yanlış olmaz. Stanton adıyla, 132 dakikalık üç boyutlu görsel şölen izlemek isterseniz, hikâyesine çok takılmamak kaydıyla, ‘John Carter: İki Dünya Arasında’ iyi bir seçim olabilir.

İyi Seyirler

Hilal Çetinder

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir