“Ölüm Zinciri”, yine gençler ve onları tuzağa düşürmeye çalışan ölüm sistemini işleyen bir konu. Yönetmenliğini Daon Taylor’un yaptığı filmin başrollerinde ağırlıklı olarak Nikki Redd, Cherilyn Wilson, Cody Kasch gibi genç oyuncular yer alıyor. Jessie Campbell karakterini canlandıran Nikki Redd, ülkemizde özellikle Alacakaranlık serisindeki Rosalie Hale rolüyle tanındı. Film, ölüm oyunun ilk halkasıyla başlıyor. Daha ne olduğunu anlamadan zincirlerle arabalara bağlanmış genç kız, arabaların hareketiyle birlikte kanlı yolculuğuna çıkar. Sonrasındaysa normal denilebilecek hayat başlar.
Bir grup genç arkadaş, günümüz insanı gibi teknolojinin verdiği tüm nimetlerden sonuna kadar faydalanarak, mutlu mesut yaşamaktadır. Okulla ev arasında kendilerince sıradan denilebilecek hayatlarında, Rachael’in (Cherilyn Wilson) bilgisayar oyunlarına çok meraklı erkek kardeşi Neil (Cody Kasch) günün birinde bir e-posta alır. Bir oyun daveti gibi gözüken e-postada, iletmeyi şart koşan bir sistem vardır. Arkadaş grubunda şakayla başlayan birbirine iletme(me) sonrası başlayan zincirleme ölüm olaylarıyla film devam edip gider.
Tıpkı Testere örneğinde olduğu gibi nereden geldiği anlaşılamayan ölüm oyunu tarzına yakın bir film. Ancak içinde ne zekice oyunlar (şiddet ve vahşetin, zeka ve oyunla aynı cümle içerisinde bile geçmesini kabul edemesem de) ne de anlaşılabilir bir taraf var. Önce ne olduğunu anlamaya çalışan insanlar, teker teker ölümle sonuçlanan sistem ve olayı çözmeye çalışan kurban dedektif.
Aslında film ödevini iyi çalışmış; daha ilk andan itibaren klasik korku filmi müziği, konu bağımsız kim ölecek, nasıl ölecek, katil nerede kaygısını hemen sokuveriyor içinize. Gençlerin ölümüne odaklı filmde, baş ve son sahne hariç ne bir aile ne de olayın mimarlarını görebiliyoruz. Sanki çözülecek gibi gelen sistemde, öldürücü piyon olarak kurgulanmış ölüm anlarında yandan, arkadan kabaca gördüğümüz iri yarı katilin acımasız ve tavizsiz operasyonlarının nedenini merak edip duruyoruz ki aslında vahşice işlenen cinayetlerde anlam aramak yersiz. Hep merak ettiğimiz soruların neredeyse tümünü bu filmde görmeniz mümkün; ‘neden polise söylemiyor?’, ‘ışığı neden açmıyor?’ ya da ‘neden yalnız gidiyor?’ gibi.
Onsuz yapamaz hale gelinen internet ve iletişim araçları tutkunlarını mutsuz ve vahşi cezayla eleştiren bir sistem filmi. Filmin sonrasında, e-postalarımıza sıkça gelen mutluluk halkası paylaşımlarını iletenler çoğalacaktır diye düşünüyorum:-) “Testere” serisinde Jill’i oynayan Betsy Russel, aynı hafta vizyona giren iki ayrı filmde ilginç bir tesadüf oluşturmuş.
Ölüm Zinciri ya da Saw 3D gibi filmlerin korku gerilim adı altında anılması da ne kadar doğru, bunu ayrıca tartışmak gerekiyor. Bu tarz filmlerin vahşet kategorisi olarak ayrılmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bol kan, işkence ve vahşet benim ilgi alanıma girmese de ille de gerilim/korku diyenlere hitap edebilir.
İyi seyirler


Bir yanıt yazın