Kategori: FİLM KRİTİKLERİM

  • Date Night

    Eğlenceli bir film arıyorsanız bu hafta izleyebileceğiniz filmler arasında yer alıyor ‘Çılgın Bir Gece’. İkisini de ayrı ayrı severim, Steve Carell ‘The Office’ dizisinde harikalar yaratıyor bence. Tina Fey ise ‘30 Rock’ dizisinin beyni. Sanırım düşünmüşler taşınmışlar bu ikili bir araya nasıl getirilir demişler ve bu filmi yapmışlar. Açıkcası bu muhteşem ikiliyi ilk duyduğumda heyecanlanmıştım, çok eğlenceli bir film olacağını düşünmüştüm. Ama film öyle sizi yerlere yatıran bir komedi filmi değil. Hatta Steve Carell’in Anne Hateway ile başrolünü paylaştığı ‘Get Smart’  filminde sanırım daha çok gülmüştüm. Ama yine de hoş, seyirlik bir film çıkmış ortaya. Aslında zaten Steve Carell’in hiçbir şey yapmadan durup bakması bile yetiyor filmin eğlenceli olması için…

    Carell ve Fey evli bir çifti canlandırıyor filmde. Foster çifti, iki çocuklu, son derece sıradan bir hayat yaşayan, gayet uyumlu bir çift aslında. (daha&helliip;)

  • Soraya’yı Taşlamak

    Gerçek hikayeden senaryolaştırılmış bu anlaması da, izlemesi de, yazması da zor  olan film gerçekten çok etkileyici. İran’da geçen hikayede en ilginç olan ise başından beri bilinen, hatta filme adını veren finalin, sonuna doğru yaklaştığınızda bile sizi şoka uğratıyor olması, kanınızı dondurması. Çok ciddi satış rekorları kıran bu kitap İran’da da yasaklandı zaten. Filmde Soraya’nın halası Zehra karakterini canlandıran Shohreh Aghdashloo bildiğiniz gibi ‘House of San and Fog’ filmindeki rolüyle Oscar’a aday gösterileren İran’lı ilk oyuncu olmuştu.
    “Soraya’yı Taşlamak” İran asıllı Fransız yazar Fereidoune Sahebjam’ın romanından senaryolaştırıldı. Yazar maalesef romanının film halini göremedi ama geride tüm dünyada yankı uyandıran bu filmi bıraktı. Ülkemizde vizyona girecek mi girmeyecek mi derken sonunda bu hafta vizyona girdi. Film pek çok dini ve politik yorumları da beraberinde getirecek eminim ki, ben pek de onlara değinmeden yazmaya çalışacağım.

    Yıl 1986, gazeteci Freidoune (James Caviezel) İran’ın Kupayeh köyünden geçerken yolda arabası bozulur. Mecburi durakladığı sırada arabasını tamire bırakırken, siyah çarşaflı kadın adamın gazeteci olduğunu anlar. Zor koşullar altında onunla konuşmaya çalışan Zehra, ona bir gün önce yaşanan hikayeyi anlatmak ve tüm dünyaya duyurmak ister. (daha&helliip;)

  • Tolstoy’un Son Günleri ve Karısı Sofya – The Last Station

    Bu haftanın benim için en ilgi çekici filmlerinden “The Last Station – Aşkın Son Mevsimi”, Tolstoy’dan ziyade Tolstoycuları ve nasıl Tolstoycu olunuru anlatan mükemmel bir dönem filmi. Bu filmdeki rolleriyle Oscar’a da aday olan bu iki ünlü oyuncudan Christopher Plummer gerçekten Tolstoy’muş gibi oynarken, Helen Mirren ise Sofya karakteriyle harikalar yaratıyor. Demedi demeyin ve biran önce izlemeye bakın.

    Az önce de belirttiğim gibi, bu dönem filminde Tolstoy’dan çok Tolstoycuları izliyoruz. 48 yıllık hayat arkadaşı Sofya, babasının fikirlerinin savunucusu olan kızı Yaşa, Tolstoy hareketinin en birinci destekçisi ve sahibi Çerkov ve tabii ki Çerkov’un Tolstoy’un asistanı olması için görevlendirdiği Tolstoy hayranı genç Tolstoycu Bulgakov. Hepsi dünya standardında ünlü isimler, yine dünyaca ünlü fikir ve sanat adamı Tolstoy’un filminde buluşmuş ve mükemmel bir iş çıkartmış. (daha&helliip;)