Romantik Bir Dönem Filmi; Parlak Yıldız

Yarım kalmış bir aşk hikâyesi…Bu hafta vizyona giren filmlerden biri de romantik bir ‘dönem” filmi… Herkese hitap etmese de değişik bir romantikliği, göze böylesine hitap eden görüntüleri ve öldükten sonra kıymetlenen genç şair John Keats’e farklı şekilde bakış atan bir film.

Tüm dünyada büyük ilgi uyandıran “Piyano” filminin yönetmeni Jane Campion, bu kez ünlü şair Keats’in son dönemini ve aşık olduğu komşu kızı Fanny Brawne ile gözlerden uzak ve imkansız ilişkisini filme çekmiş.

Henüz 25 yaşındayken yakalandığı vereme yenik düşerek ölen İngiliz şair Keats’i bana göre okuması da çekilmesi de en zor eserlerden biri olan “Koku” filminden Ben Whishaw canlandırmış. Keats’in günümüz asi ve modern kadınına ucundan dokunan sevgilisi Fanny rolünde ise Abbi Cornish yer alıyor.

Tabi bir de hikayede önemli yer tutan Ketas’in en yakın arkadaşı ve aşka köstek kişisi Charles Brown’u (Paul Schneider) unutmamak lazım.

1818’ler Londra’sında geçen bu garip aşk hikayesinde, John Keats şiir sevdasına tutulmuş. Hayatını yakın arkadaşı Charles Brown ile birlikte şiir yazmakla geçiriyor. Yazlık eve taşındıklarında komşusu Fanny ile tanışmaları ve paylaşımları da kaçınılmaz oluyor. O zamanlar henüz taze bir şair olan Keats parasız ve idealleri olan bir şair. Komşu kızı Fanny ise aslında dönemin genç kızlarının yapması gerektiği gibi orta halli ailesini refaha ulaştıracak zengin bir koca adayı bulma fikrinden çok uzak, moda düşkünü, kendi elbiselerini kendi tasarlayan ve diken, duygularıyla hareket eden bir genç kız. Henüz çok genç olan Keats ve Fanny arasında başlayan ilişki, Keats’in arkadaşı Charles tarafından sürekli engellemelere maruz kalsa da da tüm saflığıyla devam ediyor. Keats’in başında bir sürü dert var aslında, şiir yazma sevdası, veremli kardeşi Tom’a destek olmak ve tabi ki kendisinde de baş gösteren amansız hastalık. Fanny’le olan ilişkisi hem onun şiir yazma zamanından çalıyor, hem de ilham kaynağı oluyor. Fanny ise ailesinin ve çevresinin gözle görünmeyen baskılarına rağmen Keats’e olan aşkını seçiyor. Aralarında bir çıban gibi duran Charles Brown ise bu iki genci hiç rahat bırakmıyor.

Aslında yönetmen Campion’u diğer filmlerinden de takip ettiyseniz eğer, kadın karakterini anlamak o kadar da zor değil. Yine zorun peşinden koşan daha doğrusu bazı şeyleri kazanmanın yolunu zorlamayla bulan kadınlar. Fanny’de dönemine göre asi, biraz mağrur ve dik kafalı bir figür. Filmde bir noktada aşkına asıl sahip olan taraf, hatta zaman zaman tek aşık olan taraf gibi bile algılanabiliyor.

Genç yaşında ölen şairimizle birlikte ilişkileri de filmde olduğu gibi yarım kalmış. Bu yarım kalan aşka daha çok kadınca bakan bir film olmuş.

Aşkları parasızlık, hastalık ve bunun getirdiği ölümle birlikte yarım kalarak tarihe geçmiş. Ünlü İngiliz şair John Keats, kısa yaşamında, para kazanamayan ve maalesef değeri ölümünden sonra anlaşılan sanatçılar arasında yerini almaktadır.

Dönem filmi sevenlere tavsiye ediyorum…

İyi seyirler

Hilal

 

 

Yorumlar

“Romantik Bir Dönem Filmi; Parlak Yıldız” ögesine 3 yanıt

  1. süleyman kuru

    Slm Hilal ve filmmakarası severler, birkaç gündür düsündügüm konuda (En iyi aşk filmleri) yukardaki tanıtımı okuyunca, şöyle bir dağarcıgımı yoklayıp bir şeyler yazmak istedim. Romantik biri olmakla beraber sulu sepken Aşk filmlerini sevmedigimden çok az izledim.
    http://www.sinemalar.com/film/1653/Devlerin-Aski/
    İlk aklıma Dean. Hudson ve E. Taylorlu film geliyor. Sonrasında Hepimizin çok iyi bildigi love story A mc graw ve Ryan O neille.
    Birde şu an adını hatırlayamadıgım Broke Shields filmi
    Sonrasında Aşklarmı, Filmlermi, yavanlaştı ? Yoksa biz her sarıldıgımıza aşık olup sürmenajmı olduk ala bilemiyorum 🙂
    Yinede son yıllardan bir aşk filmi var dagarcıgımda.
    http://www.sinemalar.com/film/123/Cesaretin-var-mi-Aska/
    Bu kadar 🙂 Hoşçakalın

  2. Hilal

    Teşekkürler yorum için…
    B.Shields filmi hangisiydi acaba? Çok fazla bilinmedik eskilerden bir filmse, belki”Affedilmeyenler” olabilir mi acaba??
    “Cesaretin Var mı Aşka” da değişik bir film gerçekten, hoş bir seçim…hatta sanırım şaşırtıcı finalleri olan filmler yazısına eklenmesi gereken filmlerden bile olabilir, gerçekten çok cesur bir finali vardı:-)

  3. süleyman kuru

    🙂 evet affedilmeyenler B.shields i kazandıran film oydu 🙂 ordaki unutulmaz sahnem ise gazeteleri yakıyordu hani sevgilisinini dikkatini çekmek için ve sonuç felaket oluyordu öyle anımsıyorum 🙁
    Diger yandan cesaretin varmı aşk a filminin finalini erkek olarak ben çekseydim o fettan kız a artık bir gay oldugum mesajını vererek film i bitirirdim :)) Öyle bir fettandan ancak öyle intikam alınır çünki 😉
    :))) İyi geceler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir